Escobar, CIA, captagon

Escobar, CIA, captagon

29 Mart 2019 Cuma  |   Serbest Kürsü

ABD Başkanı Donald Trump’ın Meksika sınırına inşa etmek istediği duvarın finansmanı konusunda Pentagon’un bir milyar dolar değerinde kaynak ayırdığı haberini duymuşsunuzdur... İşin aslı Trump 2020 bütçe teklifine göre duvar için 8,6 milyar dolar harcamayı planlıyormuş. Neyse, müteahhit Trump duvar örerek meslek özlemini böylelikle giderecek diyelim… 

Geçmişte CIA’in Orta ve Güney Amerika’daki sosyalist hareketleri durdurmak için uyuşturucu kaçakçılığını aktif bir şekilde yönettiği, bizzat ABD Kongre’sinin yürüttüğü soruşturmalarla gün yüzüne çıkmıştı. Nikaragua’daki Sandinista hareketini önlemek için, faşist bir grup olan Contras’a (Kontralar) kokain kaçakçılığı için izin verdiği ve hatta rotalarını bile CIA’in belirlediği bugün bütün dünyada bilinen bir gerçek. Bu gerçeği ortaya çıkaran gazeteci ise Gary Webb. 

1996 yılında yerel bir gazete için hazırladığı üç bölümlük yazı dizisi “Karanlık İttifak”ta CIA tarafından Nikaragua'da 1979'da iktidara gelen sosyalist Sandinista yönetimi devirmek için Kontra gerillalarını nasıl desteklediğini anlatıyordu. 

Gary Webb, CIA'in Kontra gerillaları ile bağlantılı uyuşturucu kaçakçılarının ABD'ye sevkiyatı yapmaları ve elde ettikleri parayla Nikaragua'da Sandinista hükümetine karşı yürütülen isyanı finanse etmesine izin vermek suretiyle ülkede taş kokainin yayılmasında etkili olduğunu öne sürüyordu. Tabii CIA bunu yalanladı. Ülkenin büyük gazeteleri de bu konunun üzerine gitmek yerine gazetecinin üzerine gittiler. Uzun lafın kısası tüm yıpratmalara rağmen gazeteci Webb geri adım atmadı yazdıklarının arkasında durdu. Los Angeles’ın yoksul bölgelerinde uyuşturucu kullanımı ve hastalıklar artınca halkın desteğini almaya başladığında ise CIA'in genel denetçisi Frederick P. Hitz, teşkilatın desteklediği Sandinista karşıtı güçlerin uyuşturucu kaçakçılığıyla ilgili olduğu iddialarını tam olarak soruşturmadığını, bu yönde hareket etmediğini doğrulayan iki raporu 1998 Ocak ayında yayınlamak zorunda kaldı.  

Peki! Bu raporlar duyuldu mu?  

Hayır! Çünkü bu raporların yayınlandığı günlerde her ne hikmetse 1995-1997 yılları arasında Beyaz Saray'da stajyer olarak görev yapan Monica Lewinsky, ABD Başkanı Bill Clinton ile cinsel ilişki yaşadığını duyurdu. Çalışıp ayrıldığı, üstelik aradan bir yıl geçtiği halde, tam da o raporların yayınlandığı 1998 yılı Ocak ayında “Oval Ofis” medyanın baş konusu oldu. Tüm dünya bu skandala kilitlendi, raporlar, uyuşturucu, gençlerin bataklıktaki sesleri duyulamadı… … 

Peki.. Gazeteci Gary Webb’e ne oldu derseniz?  

Haklı çıkmasına rağmen, başka gazetelerde iş bulamadı. “Karanlık İttifak” kitabı 1998’de yayınlandı. Çok uzun süre işsiz kaldı. Aile düzeni bozuldu. 2004'te haftada bir yazabileceği gazeteciliğe nihayet döndü lakin birkaç makale yazabildi ve 10 Aralık 2004'te öldü!? Kayıtlara “intihar” olarak geçti. “Depresyondaydı, intiharı seçmiş” denildi. Başından iki kurşunla vurmuştu kendini!.. Nasıl yapmışsa artık ve dosya kapatıldı. 

Duvar örme, bir milyar dolar, CIA, Meksika demişken…  

Eroinin dünya genelinde en çok üretildiği ülkeler Meksika ve Kolombiya... Kolombiya hatırlarsanız bir zamanlar uyuşturucunun dev baronu Pablo Escobar’ın ülkesi. Amerika kırmızı bülten ile ararken o ise enteresandır Beyaz Saray’ın önünde küçük oğluyla hatıra fotoğrafı bile çektirmiş. Neyse, 2012 yılında Meksika’lı gazeteci Guillermo Terrazas Villanueva katıldığı bir toplantıda CIA’in uyuşturucu operasyonlarını  şöyle anlatmış: 

“CIA, Orta ve Güney Amerika topraklarında bir haşere ilaçlama şirketi gibi… Cebini doldurmak isteyen bir şirket asla bütün haşereleri yok etmez. Bütün haşereler öldüğü anda işsiz kalırlar. CIA, bölgedeki uyuşturucu trafiğini asla tamamen bitirmez, sadece kontrol eder. Bazen çok fazla büyüyüp kontrolden çıkan kartelleri bitirir ve kendini ‘uyuşturucuyla mücadele eden iyilik meleği’ olarak gösterir.”  

Uyuşturucu yasadışı örgütlerin mali kaynağıdır. Öte yandan uyuşturucu ticareti, yasadışı silahlı örgütlere mali kaynak sağlamada önemli araçlardan biri… 

Amerika kıtasını, eroin, kokaini bırakıp gelelim cesaret hapı diye bilinen canlı bombaların kullandığı tahmin edilen captagona… Sentetik bir uyuşturucu türüdür. Önceleri Almanya’da yasal olarak üretilen bu maddenin üretimi, suistimalinin artması üzerine durdurulmuştur. Çok güçlü bir uyarıcı olduğu için küçük dozu bile direkt beyni etkiliyor; uykusuzluğu ve fiziksel aktiviteyi arttırarak kişinin şiddet içeren davranışlar sergilemesine neden oluyor ve iştahı azaltıyor.  

T.C. İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı Türkiye Uyuşturucu 2018 Raporu’nda bu konu şöyle yer alıyor:  

“Captagon imalinde kullanılan Orta ve Batı Avrupa ülkeleri kaynaklı ara kimyasallar, Suriye limanlarına getirilmekte, bu ara kimyasallarla Suriye’de captagon imalatı gerçekleştirilmektedir. Suriye’de halen devam eden çatışmalardan dolayı oluşan otorite boşluğundan faydalanan başta PKK/PYD/YPG ile DAEŞ gibi terör örgütlerinin bu bölgede uyuşturucu imali yaptıkları değerlendirilmektedir. İmal edilen captagon karayoluyla Türkiye’ye sokularak buradan deniz yoluyla Orta Doğu ve Körfez ülkelerine sevk edilmektedir.”  

Captagon en çok Suudi Arabistan’da yaygın olarak kullanılıyor. 

ABD Uyuşturucu ile Mücadele Dairesinin (DEA) raporlarında da terör örgütü PKK’nın uyuşturucudan gelir elde etme yöntemini kullandığı belirtiliyor. Örgütün, eroin üretimi, uyuşturucu tacirlerinden topraklardan geçerken haraç alma ve Avrupa’da eroin piyasasının önemli bir bölümünü kontrol etme faaliyetlerinde bulunduğu raporlara ilave edilmiş.  

Peki… PKK, PYD, YPG’yi destekleyen kimler? Silah yardımı yapan kimler? Terör örgütüdür diye göstermelik kabul edenler kim? Bu ne perhiz bu ne lahana turşusudur… 

Türkiye’de 2017 yılı içinde ele geçirilen captagon daha önceki yıllara oranla rekor düzeye çıkarak 26 milyon adete ulaşmış. Bir yılda yüzde 257.3 oranında korkunç bir artış!  

Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi (TUBİM) 2014 yılı raporunun uyuşturucu madde kullanıcılarının maddeye “başlama” yaşları incelendiğinde; durum çok vahim! En küçük başlama yaşının 10 olduğu görülüyor. Sentetik madde kullanım yaşı ise 11-12’ye kadar düşmüş durumda…  

“Benim çocuğum asla kullanmaz” diyerek kestirip atmayalım. Uyuşturucuya başlayan çocuk eğer ailesi dikkat etmezse en erken iki yıl sonra fark edilebiliyor. Bu süre içinde de iş işten çoktan geçmiş oluyor.

Yasemin Özben  

Kaynaklar:  

CIA Arşivlenmiş Raporlar (Cilt 1, 17 Aralık 1997 tarihinde gizli bir rapor olarak yayınlandı. Sınıflandırılmamış bir sürüm ve sınıflandırılmamış bir genel bakış 29 Ocak 1998 tarihinde kamuoyuna açıklandı.) (Cilt II, 27 Nisan 1998 tarihinde sınıflandırılmış bir rapor olarak yayınlandı.) 

T.C. İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı Türkiye Uyuşturucu Raporu, 2018 

Avrupa Uyuşturucu Raporu, 2018 

Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi (TUBİM), 2014 

www.star.com.tr 27.06.2018 

www.gzt.com  

Yazar Nicholas “Schou Kill The Messenger”

Fotoğraf: Pablo Escobar'ı sevmek filminden.