Endişe toplumu ve normalleşme ihtiyacı

Endişe toplumu ve normalleşme ihtiyacı

21 Mart 2019 Perşembe  |   Günlük

Gazeteci Fikret Bila'nın, halktv.com.tr'deki "Endişe toplumu ve normalleşme ihtiyacı" başlıklı yazısından bir bölüm: 

"Türkiye’nin parlamenter sistemden, “cumhurbaşkanlığı-hükümet sistemi”ne geçişi çok sancılı oldu. Yeni sistem henüz oturmuş, sancı da dinmiş değil. Toplum ve asker-sivil bürokrasi ağır bir travma yaşadı, yaşamaya devam ediyor. 15 Temmuz gibi kanlı bir darbe girişimini de barındıran bu sürecin en önemli sonuçlarından biri, belki de birincisi, topluma hakim olan “güvensizlik” duygusudur. İç ve dış siyasette söylem ve eylem tutarsızlığı, ekonomide yaşanan belirsizlik, gençler arasında yurt dışına yerleşme gayreti, beyin göçü, sermayenin kaçması, güvensizlik ve belirsizliği ağırlaştırıyor. Bu koşullarda Türkiye’de toplumun bir “endişe toplumu”na dönüştüğünden söz edebiliriz.  Siyasette, ekonomide, dış politikada, eğitimde, sosyal güvenlikte toplumda geleceğe dönük bir endişenin hakim olduğu gözleniyor.

Güvensizlik ve endişenin kaynaklarına indiğimizde şöyle bir tablo ortaya çıkıyor:

İktidara güvensizlik... Demokratik ülkelerde vatandaşın anayasal kurumlara ve sistemin işleyişine duyduğu güven yaşamsal önemdedir. Bu güvenin oluşumu; vatandaşın, başta yaşam hakkı olmak üzere, bireysel hak ve özgürlükleri anayasal kurumlara ve onun dayandığı hukuk sistemine bağlıdır. Türkiye’de bu kurumlara ve hukuk sistemine  güven ciddi biçimde sarsılmış durumda. Bu güvensizlik, Ergenekon, Balyoz, Casusluk davalarının görüldüğü süreçte, telefon dinlemeleri, email yazışmaları, sahte dinlemeler, sahte yazışmalar, sahte deliller, sahte planlar gibi belgelerin ve CD’lerin çoğunluğunun uydurma olduğunun anlaşılmasıyla başladı. Ortaya saçılan iddianame ve iddiaların sahte belgelere dayanması vatandaşlarda güvensizlik, kuşku ve endişe yarattı.

Hemen herkes telefonunun dinlendiğini düşünmeye ve kendine göre önlemler almaya başladı. Aynı kurum, aynı mahalle içinde insanlar meslektaşlarından, arkadaşlarından, komşularından kuşkulanmaya başladılar. Telefonda konuşmamaya veya mümkün olduğu kadar az ve havadan-sudan konuşmaya yöneldiler. Bu güvensizlik kurumlara da yansıdı."

Yazının devamını okumak için tıklayın