'En büyük tehlike provokasyon'

'En büyük tehlike provokasyon'

21 Şubat 2020 Cuma  |   Günlük

Rusya uzmanı, Medya Günlüğü yazarı Aydın Sezer, İdlib'de yaşanan gelişmeleri halktv.com.tr'ye şöyle değerlendirdi:

- Türkiye'nin ABD'den Patriot talep ettiği yönündeki iddiaları nasıl değerlendiriyorsunuz? 

- Bloomberg'e atfen yapılan Türkiye'nin ABD'den Patriot istediği yönündeki haberler Rus medyası tarafından da geniş bir şekilde kullanıldı. Zira kaynak olan gösterilen Bloomberg, saygın bir kuruluş. Bununla birlikte resmi bir açıklama yapılmadığı için böyle bir talebin gerçek olup olmadığını bilmiyoruz. Böylesine enteresan ve kritik bir dönemde Patriot talep ediliyor olmasının kuşkusuz askeri açıdan bir zorunluluğu olabilir. Zaten daha önce Suriye'ye yönelik kullanılmak üzere NATO ülkelerinden Türkiye'nin talep ettiği Patriot'lar vardı. Birçok NATO ülkesi de bu çağrıya uyarak Türkiye sınırına Patriot'lar yerleştirmişlerdi. Bu açıdan, olası bir savaş tehdidi karşısında Türkiye'nin ABD'den Patriot istemesini şu açıdan yorumlamak mümkün; Türkiye bu talebi NATO'ya yönelik olarak yapsaydı bunu teknik açıdan makul ve mantıklı değerlendirebilirdik fakat ABD'den yapıyor olması S-400 tartışmalarıyla birlikte bu kritik dönemde farklı bir başlık açılmasını amaçlayan kişi veya kurumların ürettiği bir haber olabilir. Bu nedenle ihtiyatla karşılamak lazım. Kaldı ki Türkiye'nin ABD'den Patriot istemesinden önce bunu NATO'ya yönlendirmesi daha akılcı olurdu. Benim haberin doğruluğuna yönelik şüphelerim var. Böyle bir talebin yapılmış olabileceğine pek ihtimal vermiyorum. Bu tabii benim düşüncem. Eğer yapıldıysa bu S-400'lerden vazgeçildiği anlamına gelir.

- Bu iddianın gerçek olması durumunda S-400'lerin akıbeti ne olur?

- S-400'lerin akıbeti bence hiç önemli bir konu değil. Zira gelen bir sistem, iki bataryanın 1.125 milyar dolar. Bu Türkiye için çok önemli bir meblağ değil. İkinci partiyi almaktan vazgeçebiliriz, zaten opsiyoneldi. Zaten bu alışverişin içerisinde de Rus kredisi mevcuttu. Dolayısıyla S-400'lerin akıbetinin ne olacağı bence önem arz eden bir konu değil. Depoda tutulabilir, Rusya'nın izniyle üçüncü bir ülkeye gönderilebilir...

-Euronews, Türk askerlerini Rus uçaklarının vurduğu yönünde bir iddia ortaya attı. Bunun sahadaki etkileri ne olur?

- Yine haber ajansına atfen değerlendirmemi istiyorsunuz doğal olarak. Öncelikle Suriye Hava Kuvvetlerinin bu tür operasyonları düzenleyecek kabiliyet ya da kapasitede olup olmadığını bilmiyorum açıkçası. Pekala düzenlenen hava saldırısı Rus uçaklarının yapmış olabileceğini düşünebiliriz. Ama benim yadırgadığım, "Suriye'nin talebi üzerine biz yaptık" deniliyor; anlamsız bir açıklama olduğunu düşünüyorum. Bunu zaten bizim sahadaki kuvvetlerimiz de teyit edebilir. Bu konuda da bizim resmi makamlarımızın bir açıklama yapıp yapmadığına bakmak lazım. Ancak ondan sonra bu konuda bir yorum yapabiliriz. Çok fazla spekülasyon var. Sahadan gelen bilgiler çok çelişkili. Rusya açısından bu konu hâlâ geri dönüşü olan, müzakere masasının açık olduğuna vurgu yapılan bir durum. Kremlin'in yaptığı üçlü Astana zirvesi açıklaması da hâlâ diplomasi kanallarının açık olduğunu gösteriyor. Sahada işin içinden çıkılmaz noktaya getirecek en büyük tehdidin provokasyon olarak görüyorum. Çünkü Türk-Rus ilişkilerinin farklı bir evreye geçmesini isteyen üçüncü kişiler ya da kuruluşlar; istihbarat örgütlerinden Suriye içerisindeki başta Hizbullah olmak üzere milis güçlerine, İdlib'de bulunan ÖSO dışındaki cihatçı HTŞ teröristlerine kadar hemen herkes açısından sahadaki bu gerilim müthiş fırsatlar yaratıyor. Benim asıl endişe ettiğim şey de bu provokasyon olasılığı. 

- NATO'nun da işine gelir mi Türk-Rus ilişkilerinin zarar görmesi?

- ABD'nin isteyeceği bir şey olduğunu söyleyebilirim ama NATO'nun isteyip istemeyeceği bir şey olduğu konusunda şüpheliyim. Çünkü olay NATO'nun güvenlikle mükellef olduğu NATO sınırları içerisinde gerçekleşmiyor. Bir başka ülkenin topraklarında gerçekleşiyor. O nedenle NATO'nun ilgili maddelerinin burada çalışıp çalışmayacağı konusunda da şüphelerim var.