'En büyük benim'

'En büyük benim'

15 Eylül 2020 Salı  |   Serbest Kürsü

Yusuf Bektaş

Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Rusya Federasyonu dahil 15 yeni devlet kurulmuştu. Sovyetler'in hamisi, Moskova’nın sahibi, Rusya Federasyonu, eski Sovyet coğrafyasındaki etkisini her zaman korumak istedi. Özellikle Putin döneminden itibaren bu ülkelerde Rusya yanlısı hükümetlerin göreve gelmesi için çok sayıda sistematik plan hazırlandığını görüyoruz. 

Biz de tarihte Sovyetler Birliği gibi çok uluslu bir devlete sahiptik, Osmanlı Devleti Sovyetler Birliği gibi dağılmış ve çok sayıda yeni devlet kurulmuştu.  

Türkiye Cumhuriyeti de, Osmanlı Devleti’nin dağılmasının ardından kurulan en büyük devlet. Biz kendi açımızdan baktığımızda, Osmanlı Devleti’nin yıkılmasının ardından kurulan yeni devletlerin birçoğu ile oldukça iyi ilişkilere sahibiz. Eski Osmanlı coğrafyasında yer alan ve ciddi sorunlar yaşadığımız ülke sayısı oldukça az. Türk cumhuriyetlerinin birçoğu ile de çok önemli ortaklıklarımız, anlaşmalarımız devam ediyor. 

Dikkat ettiniz mi? Biz ‘’Türk’’ kökenli ya da Müslüman devletlerle iyi ilişkiler kurabiliyorken, Ruslar nedense tarihte aynı çatı altında yaşadıkları Hristiyan ya da "Slav" kökenli devletlerle iyi ilişkiler kurmakta zorlanıyor.. 

Bu sorunun çözümü için Ruslar dış politikalarında biraz daha tutarlı davranmalı, sanki yaptıkları hamlelerin sonucunu tahmin edemiyorlar. Eski Rus ajanı Sergey Skripal’ın İngiltere’de zehirlenmesi olayını hepimiz hatırlıyoruz. Bu olayın ardından 19 Avrupa ülkesi Rus diplomatları sınır dışı etmişti, bazı Rus konsoloslukları da kapatılmıştı. 

Sonuç olarak Sergey Skripal ölmemişti, olayın başarısızlığı bir yana dünyanın Rusya’ya olan güveni oldukça sarsılmış ve vizeleri iptal etme, uçuşları askıya alma gibi hamleler yerine diplomasi tarihine oldukça az rastlanan, ‘’diplomatların ülkeden tümüyle sınır dışı edilmesi’’ kararı çok sayıda Avrupa ülkesi tarafından kısa bir süre içerisinde alınmıştı.  

Ruslar dış politikalarında oldukça sert hamleler yapabiliyor. Bunun en önemli sebebi ülkelerini koruma istekleri. Rusya açısından uluslararası sisteme baktığımızda endişeli olmaları aslında gayet normal. IMF verilerine göre Ruslar dünyanın en büyük 12. ekonomisi olarak gözüküyor. En güçlü 10 ekonomiye sahip ülkeler arasından 5’i zaten NATO üyesi. Diğer büyük 5 ekonominin de Çin dışında Rusya ile pek bir ortaklığı bulunmuyor.  

Ruslar, Batı üstünlüğünü engellemek ve ülkelerinin bütünlüğünü korumak için çekinmeden askeri müdahalelerde bulunabiliyorlar. Kendilerini bu yolla ispat etmeye çalışıyorlar.  

Hatırlarsanız Doğu Ukrayna ve Kırım olayında ilk saldırıyı yapan Ukrayna değildi, Osetya savaşında görünüşte ilk hamle Gürcistan’dan gelse de zaten Rusya hazır bekliyordu ve asıl amacı NATO'ya üye olmayı düşünen Tiflis'i cezalandırmaktı. 2015 yılında Türkiye ile Rusya arasında yaşanan uçak krizinde de Türkiye Rus hava sahasını değil, Rusya Türk hava sahasını ihlal etmişti. 

Komşu ülkeler Rusya üzerine gitmeye çalışmasa da Rusya tam tersini ısrarla yaparak bölgedeki ‘’en güçlü’’ ülke iddiasını sürdürüyor.  

Rusya’nın komşularıyla olan ilişkilerine baktığımızda, şu anda Gürcistan ile hiçbir diplomatik ilişkisi bulunmuyor. Ukrayna ile her an savaş riski devam ediyor. Baltık ülkeleri de Rus korkularından dolayı her fırsatta ülkelerine daha fazla NATO askeri talep ediyor. Türkiye, Rusya’nın denizden de olsa komşularından biri, Ankara zaman zaman Moskova’ya yaklaşsa da NATO ile olan bağlarını her zaman güçlü tutuyor.  

Bölge ülkeleri Rusya’nın hamlelerine tam olarak güvenemediği için Moskova’ya karşı temkinli davranmaya devam ediyor. Bu konudaki kişisel düşüncem, Rusya askeri gövde gösterileri ve tehditkar dış politikasının yerine daha stabil, barışçıl bir politika izlemeyi tercih ederse bölgede daha fazla saygı duyulan bir ülke olacaktır.

Etiketler:  Yusuf Bektaş