'El ele' özgürlük

'El ele' özgürlük

13 Eylül 2020 Pazar  |   Serbest Kürsü

Yasemin Özben

Dün sabah her zaman yaptığım gibi kahvemi hazırlayıp balkonda çiçeklerimin karşısındaki koltuğa oturdum. Gökyüzü bulutlu, gri, sanki yağmur yağsam mı yağmasam mı diye kararsız. Bahçeyi izliyorum. Sessizlik var, sakin ortalık… Birkaç güvercin su içmek için havuz kenarına geldiğinde kanat çırpmalarının minik sesleri sadece… Bir ev kedisi iki kulağı ve kuyruğu siyah, vücudunun üst kısmı beyaz ortadan aşağı kısmı duman renginde ilk kez bahçede yürüme tedirginliği nasıl da belli… Bir gökyüzüne bakıyor bir etrafa, arada bir de arkasına… Minik bir ağaççık altına sığınıyor, oturdu etrafı izlerken; bizim Şans efendi ise onu izlemede tabii… 

Bir genç çift çıktı karşı apartmandan, maskelerini takmışlar. Havalar biraz serinlediği için ince mont giymiş ikisi de. Kızınki kırmızı, çok yakışmış kırmızı ona. İkisi de uzun boylu ve el ele tutuşmuş öyle yürüyorlar. İşte bu! El ele tutuşmalarını fark edince çocuk gibi sevindim. İçimden mutluluklarının daha da artmasını diledim, tabii onlar duymadı. 

El ele tutuşmak benim o kadar çok hoşuma giden ama yapamadığım bir olaydır ki… Eskilere götürdü beni. Bu arada kahvem çok nefisti hem yudumladım hem de yazmak istedim sizlere… 

Gençlik yıllarımızda aileler bir yere misafirliğe giderken hiç el ele görünmezlerdi. Genelde iki kişi yan yana, el tutuşmadan ayrı ayrı yürürdü.  Ancak sevgililer el ele gezme fırsatı bulabilirlerse tutuşabilirdi. O da kuytu yerlerde. İstanbul’da sevgililerin mekânları da belliydi. Beşiktaş’taki Yıldız Parkı “Âşıklar Parkı” olarak anılırdı. Emirgan veya Çamlıca Tepesi… Çünkü “Aman biri görür, annelere söylerler korkusu” vardı. Eee… Anne öğrenince ne olacak? Eline ne geçirdiyse terlik, oklava, sobanın maşası ile dayak yiyeceksin. O yüzden çok kolay değildi el ele tutuşarak sokakta özgürce yürümek… 

Hadi evlendin! Kocanla artık rahat rahat el ele tutuşup yürüyeceğini sanıyorsan aldanıyorsun. Çocuklu aileler ise ortaya çocuklarını aldıkları için yine el ele tutuşamazlardı. Ya da kadın kocasının koluna girerdi ama çok nadir… Annem anlatırdı. Onların zamanında sokakta koca karısını bile öpemezmiş. El âlem ne der? Öyle ulu orta, sokakta samimi olamazmış aileler… Sanırım bu el ele tutuşma bizim kuşağın duygusal bir özlemi… 

Şimdi neyse artık isteyen el ele tutuşup yürüyor ben de mutlulukla onları izliyorum. Sağlıcakla, sevgiyle kalın…