Ekonomik sonuçlar ağırlaşıyor

Ekonomik sonuçlar ağırlaşıyor

27 Mart 2020 Cuma  |   Köşe Yazıları

İki hafta önce tahmini olarak yüzde 1’e indirilen 2020 dünya ekonomik büyüme görünümü bu defa IMF Başkanı Kristalina Georgieva’nın açıklamasına bakılırsa, küresel finans krizi sırasındaki ya da daha da kötü bir sonuca doğru gidiyor. 

2008-2009 döneminde yaşanan küresel finansal krizin sonuçlarını hatırlamak gerekirse, 2009 yılındaki dünya ekonomik büyümesi yüzde -0,6, ABD büyümesi yüzde -2,6, Avro Bölgesi büyümesi yüzde -4,1, Türkiye büyümesi ise yüzde -4,7 olarak gerçekleşmişti. 2009 yılında dünya mal ve hizmet ticareti hacmi ise yüzde 11 oranında daralmıştı. 

Avro Bölgesinde özel sektörün ekonomik faaliyetlerini ölçen bir endeksin sonuçlarına göre ise söz konusu endeks yirmi yıl önce endeksin başladığı ve para birliğinin oluşturulduğu dönemden bu yana en düşük değerini almış durumda. 

ABD ile ilgili olarak bugünlerde yayımlanan çeşitli kuruluşların tahminlerine göre ise ABD ekonomisi ilk çeyrekte yüzde 1-2 civarında ikinci çeyrekte ise yüzde 10-15 arasında daralma gösterecek. Söz konusu tahminlere göre işsizlik oranı ikinci çeyrek itibarıyla yüzde 10’a kadar çıkabilecek. Hatta Amerikan Hazine Bakanı 17 Mart'ta yaptığı konuşmada işsizlik oranının yüzde 20'lere bile gidebileceğini söyledi. Bu arada 'Büyük Buhran' sırasında işsizlik oranının yüzde 25'lerde olduğunu hatırlamakta fayda var. 

Daha önce 700 milyar dolarlık hazine tahvili ve ipotek destekli menkul kıymet alımı suretiyle parasal genişleme yapacağını açıklayan ABD Merkez Bankası, yeni bir açıklama ile söz konusu alımların sınırsız olacağını duyurdu. Finansal piyasalarda bir hareketlenmeye neden olan bu gelişme aslında durumun ne denli kritik görüldüğüne de işaret bir bakıma. Başkan tarafından açıklanan 2 trilyon dolarlık tedbir paketi ise bugüne kadar açıklanmış en yüksek tutarlı paket konumunda. 

Diğer taraftan petrol fiyatlarının özellikle Rusya ve Suudi Arabistan ekonomileri için yaratacağı olumsuzlukların tartışılması yanı sıra yine ABD enerji sektörü ile ilgili tahminlere göre ABD petrol ve doğal gaz endüstrisinin yüzde 40'nın gelecek iki yılda, iflas ve mali sorunlarla karşılaşabileceğini öngörenler var. 

Bu arada Rusya ekonomisini uzun yıllardır takip eden biri olarak şunu söyleyebilirim ki, petrol fiyatlarının mevcut seviyelerde uzun süre kalması halinde Rusya ekonomisini de zor günler bekliyor. Özellikle 2014 yılından itibaren yaşanan kriz sonrası kendine yeterlilik ve direnç seviyesini artırsa da Rusya ekonomisinin hem birçok sektördeki daralma hem de kamu harcama kabiliyetindeki sınırlar dolayısıyla zorlanacağı anlaşılıyor. 

Bütün bu gelişmelerin dışında olmadığına göre Türkiye açısından da hem büyümede hem de hali hazırdaki yüksek seviyesi dikkate alınırsa işsizlik oranında önemli sorunlar yaşanacağı açık. Türk ekonomi politikaları genelde bu tür dönemlerde firmaların kredi imkanlarının artırılması ve mali sistemin likidite imkanlarının genişletilmesini öne çıkaran bir strateji izliyor. Ancak bu defa durumun karmaşıklığı, istihdam kayıpları ve tüketiminin önemli ölçüde azalacağı gibi hususlar düşünülünce yeni tedbir paketlerine de ihtiyaç olacağı anlaşılıyor. 

Bütün bu gelişmelerin gideceği yer elbette salgının ne zaman kontrol altına alınacağıyla yakından ilgili. Yaklaşık üç aylık sıkı bir mücadele sonrasında Çin’in sorunu büyük ölçüde aştığı anlaşılıyor. Ancak diğer ülkelerinin Çin kadar sıkı olmadığı anlaşılan tedbirlerle sorunu ne zaman tam olarak aşacağı belirsiz görünüyor. Herkesin umudu en azından Haziran ayından itibaren bir nebze rahata çıkmak. 

Şunu da söylemek gerekir ki özellikle büyüme ve işsizlik tahminleri aslında günden güne son derece değişken olabiliyor. Yani salgının gidişatındaki gelişmeler asıl belirleyici unsur olacak. Çin ve diğer Asya ülkelerinin tecrübeleri dikkate alındığında en mantıklı görünen strateji de salgını en sıkı tedbirle bir an önce kontrol altına almak. Yoksa ekonomik sonuçların faturası daha ağır boyutlara ulaşabilir.

Yazının orijinalini ve diğer yazıları okumak için tıklayın