'Duty Free' turizmi

'Duty Free' turizmi

10 Şubat 2020 Pazartesi  |   Köşe Yazıları

Gazetedeki manşet aynen şöyle: "İstanbul Havalimanı Arap turistlerin alışveriş merkezi oldu." (Milliyet, 02.02.2020) 

Yazı devam ediyor: 

"İstanbul Havalimanı günübirlik gelen Arap turistlerin alışveriş merkezi haline geldi. Havalimanındaki Duty Free (gümrüksüz satış) mağazaları yoğun ilgi görürken, dünyaca ünlü 27 marka, mağaza alabilmek için sıra bekliyor. Bakıyoruz bir yolcu, sabah 10.30 gibi Orta Doğu’dan gelmiş ve akşamüzeri 17.00 uçağıyla kendi ülkesine geri dönüş yapmış…’’ diyor İstanbul Havalimanı Yöneticisi ve ekliyor;  ‘’  bizim satışlarımızın yaklaşık yüzde 85’i gidiş katındadır. Gidiş katındaki bu yolcuların da yüzde 65’i transit yolcular. Transit yolcular ülkemize ciddi bir döviz girdisi sağlıyor." 

"Yerli ve milli havayolu ile havalimanı" (*) başlıklı yazılarımızda belirttiğimiz gibi, amacı, özellikle transit yolcuda THY'yi dünya devi yapmak olan İstanbul Havalimanımız, alışveriş sektöründe de AVM'lerimizle kapışmak ve hatta tüyü bitmedik esnafımızı da süründürmek mi istiyor? 

Bilen bilir… Dubai Duty Free'den alışveriş için Dubai'ye gidip gelen her ülkeden milyonlarca turist vardı yıllarca ve halen… THY'nin, göklerin TIR devi olmak ve İstanbul’u HUB (bkz. Yerli ve milli havayolu yazısı) yapmak hırsıyla Dubai’yi yavaştan kenara ittiği kapışmacada artık İstanbul Havalimanı, devasa Duty Free alanıyla da dünyada 1 numara olma yolunda. 

Fakat vergisiz cennetin kibar adı Duty Free'nin esas haksızlığı şurada başlıyor… Memleket insanı, tüyü bitmemiş yetim dahil, elektriğe, gaza, suya, ekmeğe, havaya, ha bire artan vergiler öderken, bir de üstüne, yola, köprüye, geçse de geçmese de kelle vergisi öderken, havaalanından geçen milyonlarca insan, parfüme, içkiye, sigaraya milyar dolar harcayıp, devlete 5 kuruş vergi ödemiyor! (Pardon 5 euro ödüyor… az sonra) 

Bu, bizlere karşı yapılmış birinci hak ihlali... İkincisi ise yerli ve milli yolcu ile Türkiye’de konaklamış turist açısından, daha da haksız bir durum oluşmakta… Ulaştırma Bakanı'nın son açıklamasında görüldüğü gibi; Havalimanımız ilk yıldan garanti yolcu sayısını doldurmuş, aşmış ve hepimizin gözü gibi baktığı müteahhit-işletmeci, ilk yıl için 23 milyon euro civarı devletimize ödeme yapacakmış… Duty Free satışlarında da işler gayet iyi gittiğine göre, bu garanti sayısına kellesini koymuş bizlerin, Atatürk‘te 15 dolar olarak biletin içinde ödediğimiz havalimanı vergisinin, yeni limanla tavana çıktığı 20 eurodan, tekrar 15 dolara ve dahi altına inmesi ve esas havalimanı çoğunluğunu oluşturan transit yolcuların da, 5 eurodan yukarılara çıkması gerekmez mi acaba? Ha bu arada devletin de çıkış vergisini 50 TL'ye arttırdığı da unutulmamalı!  

Yani İstanbul Havalimanından yurt dışına çıkış yapan yerli vatandaş 20 euro ve 50 TL öderken, memleketimizde konaklamış her yabancı da 20 euro ödemekte ama transit gelip geçenler için ücret 5 euro! İç hatta ödediğimiz 3 euroyu da başımızın gözümüzün sadakası diye saymıyoruz bile! Ha bir de acentelerin turist karşılama parası var… Kısa adı TTV, Tabela Tutma Vergisi… turist başı 5 euro filan…  

Ama esas bir de üçüncüsü var ki, biz bir ay aksatsak ne gaz kalır ne elektrik, hem de ev sahibi kapı önüne koyar… Bu kadar karlı havalimanımız her yıl artan oranda devlete 1 milyar dolar civarı bir kira ödemesi gerekirken, ilk yıl kirası erteleniverdi… Ne zamana mı? 25 yıllık sözleşme bitişin sonuna… E yani insaf… Kim öle kim kala! 

Devletimizi seviyoruz ama o da bizi lütfen müteahhidi kadar sevsin ve şu alan vergimizi bırakın düşürmeyi, kaldırsın ve tümünü üstümüzden geçinen transit yolcudan alsın. Bir zahmet işletmeci de, her şeyi bizden beklemesin, kirasını adam gibi ödesin… Sonra da, 15 liralık çay ile 10 liralık simit, 150 TL taksi veya 50 TL otopark gibi asgari havaalanı harcamalarımızda lütfen bizlere de Duty Free uygulansın! Hep müteahhide hep müteahhide, ayıp olmuyor mu vatandaşa… hatta günah? 

Özetle bu havalimanından kazananların sayısı belli…  

Kaybedenlerin ise sayıları çok fazla!  

Mesela bunlardan biri geçenlerde öldü. 

Binlerce yıldır Kuzey İstanbul ormanları -Boğaz hattında konaklayarak Afrika’ya göçe gidip gelenler var… İstanbul’da 3. Köprü ve yeni havalimanı ile yok edilen konaklama alanlarını bulamayıp şaşırdığından, açlıktan yolda ölmüş.  

Nesli gittikçe yok olan Balıkçı Kartalı bunlardan sadece biri… 

Milyona yakın Orta ve Doğu Avrupa göçmen kuşları bu hattan Afrika’ya her yıl gidip geliyor… Çünkü Avrupa’dan Afrika’ya, Akdeniz’i en kısa aşma yolu ve ara konaklama yeri de İstanbul kuzey ormanları çevresi… (**) 

Kaybedenler deyince, siz kim sanmıştınız? Yazıda bahsedilen yolcular mı?  

Yoksa Sabiha Gökçen’de düşen uçakta kaybettiklerimizin bu havalimanıyla bir ilgisi olduğunu mu düşündünüz? 

(*) http://medyagunlugu.com/haber/yerli-ve-milli-havayolu-ile-havalimani-46401

http://medyagunlugu.com/haber/yerli-ve-milli-havayolu-ile-havalimani-2-46429

(**) https://kuzeyormanlari.org/2014/04/08/kus-yollarindan-gecen-uc-mega-proje/