Dünyanın kalbindeki ülkemiz

Dünyanın kalbindeki ülkemiz

12 Mart 2020 Perşembe  |   Köşe Yazıları

Bizim Anadolu dediğimiz, öteki uluslarınsa Anatolia ya da Küçük Asya dedikleri bu topraklar, antik çağlardan beri önemli ve büyük uygarlıklar oluşturmuş bir çok topluluğa ev sahipliği yapmış, bu itibarla da 'uygarlıklar beşiği' ve 'kavimler kapısı' unvanını almayı hak etmiştir.

Mesela çağına göre her bakımdan ileri bir uygarlık sayılan Hitit uygarlığı Anadolu’nun ortasında yeşermiştir ve bizim tarihimizin bir parçasıdır. 

İlk defa parayı kullanan ve ekonomik ilişkilerde çığır açan Lidya uygarlığı bu topraklarda kurulmuştur ve bize aittir. 

Deriden parşömen ismini verdikleri bir kağıt üreterek önemli bir adım atan, Asya’nın ilk kütüphanesini kuran, bunların yanında müzikle ve telkinle tedavinin yapıldığı ilk akıl hastanesinin burada kurulmuş olmasından ötürü 'ilkler şehri' unvanını almış bulunan, Yunan Mitolojisine göre tanrıların tanrısı Zeus’un sunağının da bulunduğu, göz alıcı bir kültür yaratmış olan Pergamon yani Bergama uygarlığı da bu topraklarda kurulmuştur ve bizimdir. 

Yine Avrupa tarafından Rönesans yani Yeniden Doğuş akımıyla keşfedilen ve bugünkü ileri Avrupa uygarlığının referans aldığı muhteşem Antik Yunan uygarlığının bir parçası Anadolu’nun batısıdır yani bizim bugünkü yurdumuzun bir bölümüdür. Batı edebiyatının ilk büyük eserleri olarak bilinen; İlyada ve Odysseia destanlarının yazarı olan büyük ozan Homeros Batı Anadolu’da yaşamıştır, gene tarihin babası denilen; Heredot da Bodrumludur yani bu topraklarda yaşamıştır. 

Roma şehrinin merkezi olduğu, dünyanın bir çok noktasını kapsayan ve dolayısıyla bir çok kavmi içinde barındıran ve uzun süre barış ve istikrar içerisinde yaşamasından dolayı Pax Romana yani Roma Barışı kavramını tarihe hediye eden Büyük Roma İmparatorluğu’nun bir bölümünü bizim yurdumuz Anadolu'dadır. 

Büyük Selçukluların Anadolu’ya girişleriyle zamanla bu toprakları yurt edinen Türklerin Anadolu’da oluşturdukları ve mimari eserleriyle yurdun her tarafını süslemiş bulunan Selçuklu uygarlığı bu topraklarda yaşamıştır ve bizim tarihimizin bir parçasıdır. 

Anadolu’da doğarak üç kıtaya yayılan ve her açıdan büyük ve güçlü sistemiyle yüzlerce yıl yaşayarak dünya tarihine damgasını vuran, içerdiği ülke ve toplumların asırlarca birlikte ve barış içerisinde yaşamalarını sağlayabilmesinden dolayı  Pax Ottomanica yani Osmanlı Barışı kavramını dünya tarihine yazdıran, muhteşem Osmanlı uygarlığı bizim öz varlığımızdır, bizimdir. 

Asırlardan beri dünyamızın siyasi ve jeopolitik açılardan en hassas bölgesini oluşturan ve bu yüzden diplomasinin kalp bölgesi denilen Avrasya’nın tam göbeğinde bulunan Anadolu’muzun, bahsettiğimiz bütün bu uygarlıklara ev sahipliği yapmış olmasından ötürü sahip olduğu önemin ve değerin farkında olabilmek, bu farkındalıkla tarihe ve günümüz dünyasına bakabilmek, bizleri doğru yargılara ulaştırabilecek ve üzerinde yaşadığımız toprakların değerini bir kez daha derinden hissetmemize ve aslında ne kadar da şanslı bir toplum olduğumuzu kavramamıza yardımcı olacaktır sanırım. 

İnan Özbek