Dünyanın en ‘pahalı’ sopası

Dünyanın en ‘pahalı’ sopası

23 Kasım 2019 Cumartesi  |   MG Özel

Dünyanın neresinde olursa olsun herkesin iyi bildiği ve görür görmez hemen anladığı kısaltmalar var: CIA, FBI, KGB ya da IMF gibi… 

Yine üç harfli bir kısaltma daha var ama o sadece ve sadece Rusya’da araba kullananlar için bir anlam ifade ediyor. 

O kısaltma GAİ.

Açılımını “Devlet Otomobil Müfettişliği” diye çevirebiliriz. Rusya İçişleri Bakanlığına bu kurumun yollarda trafik düzenini sağlamakla görevli çalışanlarına da halk arasında "Gaişnik" (GAİ'ci) deniliyor, yani trafik polisi. Sovyetler Birliği sonrası kurumun organizasyon yapısı değişse de, devriye gezen ekiplere artık resmen başka bir ad verilse de, trafik polislerine "Gaişnik" demek yerleşmiş bir alışkanlık.

Rusya’da yaşayan ve araba kullanan herkesin trafik polisi ile mutlaka bir “macerası” olmuştur, büyük olasılıkla da birçok kez. 

Bilenler bilir, Rusya’nın en büyük sorunlarının başında yolsuzluk gelir. 

Gündelik hayatta yolsuzluğun en çok ete kemiğe büründüğü yerlerden biri de yollar. 

Trafik kurallarını çiğnemenin elbette bir cezası olmalı ama heyhat "Gaişnik"in asıl derdi kurallara uymayanları yakalamak değil!

Üstelik, GAİ’cinin ceza kesmesi için sürücünün mutlaka kural çiğnemiş olması gerekmiyor, gözünü kestirdiği bir aracı durdurup da "bir şekilde" cezalandırmadan gitmesine izin vermiş polis herhalde parmakla sayılacak kadar azdır. 

Klasik bir macera şöyle başlar: 

Hangi şeritte gittiğiniz farketmez, yolun sağında duran trafik polisi, Rusçada "jezl" denilen tamı tamına 31 santimetre uzunluğundaki o ünlü siyah beyaz sopasıyla sizi işaret eder, ışık tutulmuş tavşan gibi dona kalır, sağa çekmek zorunda kalırsınız. 

İdamı bekleyen mahkumlar gibi kalbiniz küt küt atarak siz camı indirirsiniz, o aracın yanına yaklaşır, elini başını götürerek selam verir, rütbesini ve adını söyler, “Belgeleriniz lütfen” der. 

Uzatırsınız, ruhsatı, ehliyeti, trafik sigortasını inceler, eğer bir açık bulursa, örneğin “Falanca eksiğiniz var, arabanızı bağlayacağım” ya da "Ehliyetinize el koyuyorum" der. 

Size söylediği kural ihlalinin yasadaki ceza karşılığını bilmiyorsanız, kan ter içinde kalırsınız, arabanız ya da ehliyetiniz elden gidiyor... Arabanızın bağlanması, ehliyetinize el koyulması bir dert, sonradan gidip uğraşması bin dert.

Ama o , “uzlaşma”ya kapıyı aralayan sihirli kelimeleri söyler: Ne yapsak acaba?! 

"Pazarlık başlıyor" işaretidir bu.

Aracınızın “lüks” sınıfına girip girmemesi ve sizin arabanızı ya da ehliyetinizi kaptırma korkunuzun dereceleri ve tabii maddi gücünüz belirleyici unsurlar. 

Aslında "Gaişnik" hem adil hem de insaflıdır, “orta sınıf” bir aracın sahibinden hiçbir zaman, örneğin bir Lexus’un sahibinden isteyeceği parayı istemez. 

Rusya’da direksiyon başına oturmuş ve polisle öyle ya da böyle bir "macera" yaşamamış sürücü herhalde yoktur. Belgeleriniz tamam olabilir ama "usta" bir  "Gaişnik" isterse aracınızda ya da belgelerinizde mutlaka bir eksik bulur!

Moskova’da yaşarken haklı ya da haksız yere polise kaç kere "gayri resmi ceza" ödediğimi yazsam herhalde bu yazıyı okuyan kimse inanmaz...

Ama diğer yandan, bu "yöntem"le basit bir trafik ihlali için resmen ödemeniz gerekenden daha az ödeyerek kurtulmanız da mümkün tabii; piyasa ekonomisi sonuçta...

Polis yaratıcıdır da!  

Bir seferinde evime 500 metre mesafede trafik polisi ara yolda durdurdu. 

Hastaydım, hiçbir eksiğim yoktu ama defalarca yaşadığım sahneyi kısa kesmek için, onun gelmesini beklemeden arabasına bindim “Çok hastayım” dedim ve kanıt olarak cebimden ilaç kutusunu çıkardım, acıyıp hemen bırakacağını umuyordum...

Polisin gözleri parladı, ilaç kutusunu elimden kaptı ve yanındaki dizüstü bilgisayardan o ana dek varlığını bilmediğim “direksiyon başında kullanılmaması gereken ilaçlar listesi”ne girdi. 

Neyse ki, ilacım listede değildi, ucuz kurtulduğum ender anlardan biriydi.

Başka bir anı...

2001 yılıydı, iki kadeh votka içmiştim. Kadeh derken, Rusların minicik kadehlerini kastediyorum. 

Geç bir saat de değildi ama "talihsiz Bedevi" misali evime giden yolda polisin alkol kontrolü yapacağı tutmuş. 

Yasaya göre “0” alkol çıkması gerekiyordu. 

Yani belki de ilk kez ehliyetime gerçekten el koymaya hakkı verdi. 

Ehliyet giderse cezası var, şehrin uzak semtlerinden birindeki müdürlüğe gidip saatlerce uğraşmak var...

Çaresiz teslim oldum.

Uzun süren pazarlık 100 "yeşil"le noktalandı. 

Ama öfkeliydim.

Birkaç miligram alkolün karşılığı bu olmamalıydı. 

Öyle zoruma gitmişti ki, dayanamadım, “Eskort yapın bari, beni eve kadar götürün de bir daha durdurmasınlar” dedim. 

Anlayışlı insanlarmış, ikiletmediler!

Çakar lambalı polis aracı önde, ben arkada evin yolunu tuttuk, "eskortlu seyahat" yüreğimi hiç olmazsa biraz soğuttu...

2001 yılında 100 dolar olan alkollü araç kullanmanın "gayri resmi" cezasının Moskova'dan ayrıldığım 2010'dan sonra, özellikle lüks araç sahipleri için bir kaç bin doları bulduğunu bir kaç kez duydum. 

Bir seferinde de basın toplantısına geç kaldığım için girilmemesi gereken bir yola girdim ve tabii ki aynaya bakınca polis arabasını gördüm! Yüzlerce kere karşılaştığım bu durumu "malum" şekilde çözmek için ilk kez ilk adımı atmaya niyetledim ama polis aniden öyle bir patladı ki: Siz yabancılar her işi parayla çözebileceğinizi sanıyorsunuz. Senden hiçbir şey istemiyorum, ceza da kesmiyorum. Çek git!

Şoke olmuştum!

Beni utandıran bu olay 21 yılda yaşadığım tek örnekti.

Ama hakkını teslim etmek lazım, kangren haline gelen, Rusya'ya yakışmayan bu meseleyi, yani trafik polisinin rüşvet alması sorununu çözmek için devlet çok çaba harcadı. 

Kameralı sistem sayesinde büyük ölçüde başarılı da oldu, en azından büyük kentlerde.

Oldu ama sürücüler para vermekten kurtulamadı. 

Geçenlerde TürkRus.Com sitesinde yayınlanan habere göre, yaklaşık 52 milyon ruhsatlı aracın bulunduğu Rusya’da her yıl ortalama 131 milyon ceza kesiliyormuş. Bunun yüzde 70-80’i kameraların belirlediği ihlallere verilen cezalar. 

Bu rakam, yani sürücü başına yılda 2.53 ceza kesilmesi bir dünya rekoru! 

Almanya’da bu oran 0.68, ABD sadece 0.41’miş. 

Merak edenler için, 22,8 milyon aracın trafikte seyrettiği Türkiye'de ise, ceza kesilen sürücü sayısı 3,4 milyonmuş, yani otomobil başına kesilen ceza sayısı 0,14 ile bir hayli düşükmüş.

Moskova'da yaşayan bir arkadaşıma dün son durumu sordum, "Araba kullanıp da kameraya takılmayan, ceza gelmeyen kimse yok" dedi.

Hatta, Noviye İzvestiya gazetesi bu konuda “devletin trafik cezalarını bir bütçe-finansman kaynağı gibi gördüğüne" ilişkin bir yoruma yer verdi. 

Bu yorum doğruysa, eskiden devlet adına çalışanların cebine giden paralar şimdi en azından bizzat devletin kasasına gidiyor. 

Gidiyor ama eski alışkanlıklar da kolay kolay silinmiyor, oradaki arkadaşlarımın artık sayısının çok azaldığını söylediği yollardaki çevirmelerde polisin o ünlü ve "pahalı" sopasının kendi aracını işaret ettiğini görenlerin herhalde ister istemez yüreği hâlâ hop ediyordur!