Doğuştan gelmeyen bir karizma

Doğuştan gelmeyen bir karizma

7 Temmuz 2019 Pazar  |   MG Özel

Sydney Pollack’ın yönettiği 2005 yılı yapımı “The Interpreter” (Çevirmen) filminden bir sahne…*

Birleşmiş Milletler’in (BM) New York’taki merkezinde çevirmenlik yapan Silvia Broome (Nicole Kidman), bir suikast planıyla ilgili konuşmaya tesadüfen tanık olur ve durumu hemen güvenlik kuvvetlerine iletir. Ayrıntıları öğrenmek için gelen gizli servis görevlisi Tobin Keller’la (Sean Penn) biraz da gergin bir havada konuşurken aralarında şöyle bir diyalog geçer: 

- Sizin gizli servisteki göreviniz tam olarak nedir? 

- Yabancı devlet adamlarının güvenliğinden sorumluyum… 

- Yıllardır bu binada çalışıyorum, sizi gördüğümü hiç hatırlamıyorum. 

- Gizli servislerde çalışanları sıradan görünümlü insanlardan seçerler! 

Bu diyaloğu duyunca aklıma hemen Vladimir Putin geldi… 

Başbakanlık yaptığı dört yılı da katarsak tam 18 yıldır Rusya’yı yöneten Vladimir Putin bu süreçte uluslararası kamuoyunda kuşkusuz adından en çok söz ettiren lider oldu. Bunun nedeni sadece onun önderliğinde Rusya’nın ayakları üzerinde doğrulması değil, çok planlı ve başarılı bir şekilde uygulanan imaj çalışması. 

Kimi zaman bir savaş uçağının kokpitinde, kimi zaman bir leoparın yanında, kimi zaman üstü çıplak at sırtında gördüğümüz Putin “maço” görüntüsü veriyor. Gözünü budaktan sakınmayan, argo konuşmaktan kaçınmayan, masaya yumruğunu vurmaktan korkmayan bir lider var karşımızda. İmaj çalışması o kadar başarılı oldu ki, Putin’i bir ayının üstünde gösteren photoshop çalışmasını gerçek sananlar hiç de az değil! Bu ayrıntılar bir araya geldiğinde hem Rusya’da dışarıda çok konuşulan ve neredeyse itirazsız kabul edilen bir “Putin karizması”ndan söz ediyor herkes. 

Putin gerçekten karizmatik mi? 

Elimize Putin’in bir fotoğrafını alalım ve kim olduğunu unutmaya çalışarak inceleyelim. Boyu sadece 1.70 metre, buna karşılık 65 yaşından beklenmeyecek kadar dinç, hatta kaslı bir vücudu var. Henüz alarm verecek boyutta olmasa da son yıllarda kilo almaya başladığını söyleyebiliriz. Kırışmamış yüzünü, 2000’lerin ortasında geçirdiği rivayet edilen operasyona borçlu olduğunu varsayabiliriz. Zaten ince telli olan sarı saçları son yıllarda giderek seyrekleşiyor. 

Bir bütün olarak değerlendirildiğinde-bana göre- karşımızda karizmatik bir kişiden çok yaşına göre hayli iyi görünen ama dış görünümü açısından sıradan bir Rus var. Moskova’da ya da herhangi bir Rus kentinde sokakta rastlayabileceğimiz ve dönüp bir daha bakmayacağımız bir insan. Geçmişteki Sovyet-Rus liderlerin, örneğin Vladimir Lenin, Jozef Stalin, Leonid Brejnev, Mihail Gorbaçov ve selefi Boris Yeltsin’in karizmatik yönleri vardı. Putin doğuştan gelen böyle bir özelliğe sahip olmadığı için onun karizması Rus devletinin güçlü propaganda makinesi sayesinde sonradan “yaratıldı”. 

Elbette karizmatik olmamak suç değil, bu yazının amacı da eleştiriden çok tespitlerde bulunmaya çalışmak… 

“The Interpreter” filminden alıntı yapılmasının nedeni de bu zaten. 

Putin’in KGB’nin radarına takılmasının ve sonradan onun sadık bir parçası haline gelebilmesinin temelinde de bence öncelikle bu “sıradan” görünüşü yatıyor. Hangi gizli servis, dış görünüşü dikkat çeken, bir kadını ya da erkeği ajan olarak toplumun içinde görevlendirir ki? Tersine, ajanlar dikkat çekmemeli, bir gördüğümüzde bir daha bakma gereği hissettirmeyecek kadar sıradan olmalı. Dolayısıyla, Putin’in iktidar merdivenlerini tırmanmasını karizması değil, tersine, sıradan bir görünüme sahip olması sağladı kanımca. Hatta belki de, gerçekten karizmatik bir görüntüye sahip olsaydı önü rakipleri tarafından çoktan kesilirdi. 

*"Vladimir Vladimiroviç Putin: Rusya'yı Ayağa Kaldıran Lider" kitabından alınmıştır. Cenk Başlamış-Okay Deprem, Doğan Kitap, 2018, İstanbul