Diplomasinin kitabı

Diplomasinin kitabı

1 Mart 2019 Cuma  |   MG Özel

Köklü diplomasi geleneğine sahip ülkelerin arasında Rusya hiç kuşkusuz ön sıralarda yer alıyor.

Rus diplomasisine ait en eski belgelerden biri, 838 yılında Konstantinopol’e büyükelçi atanmasıyla ilgili. Çar I. Aleksander Rusya Dışişleri Bakanlığının kuruluş emrini verdiğinde ise tarih 8 Eylül 1802, yani bundan tam 217 yıl önce.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra siyasi, ekonomik ve toplumsal kaos içinde bulunan Rusya 1990’lar boyunca etkin bir dış politika yürütemedi. 1999 yılında Rusya’nın NATO’nun Yugoslavya’yı bombalamasını engelleyememesi, dolayısıyla “kardeş” Sırp halkına yardım edememesi Moskova için yakın geçmişteki belki de en önemli travmaydı.

Vladimir Putin’in iktidara geldiği 2000 yılından itibaren Rusya, ekonomik alanda güçlenmesine paralel olarak daha iddialı ve hırslı bir dış politika izlemeye başladı. Putin’in geçici olarak başbakanlık koltuğunda oturduğu 2011 yılında Birleşmiş Milletler’deki kritik Libya oylamasında Rusya'nın sürpriz şekilde çekimser kalarak Batı’nın müdahalesine kapıyı aralaması ise sonradan çok tartılışılan stratejik bir hata oldu. 

Yine de, Rus diplomasisinin başarı hanesine yazılabilecek çok sayıda örnek bulunuyor.

Hantal ve köhne bir devlet yapısına sahip olmasına karşın Rusya dış politikada son derece esnek ve hızlı hareket edebiliyor, ortaya çıkabilecek fırsatları öngörebiliyor ve çabucak değerlendirebiliyor, tıpkı Kırım ve Suriye’de olduğu gibi...

Bu uzun girizgâhın nedeni Yevgeniya Larionova ve Nina Belyakova tarafından yazılan “Diplomatik Yazışmalar” kitabı. Geçen hafta Moskova’daki Diplomatik Akademi’yi ziyaretimiz sırasında Belyakova tarafından hediye edilen kitabın bizim açımızdan asıl önemi Türkçe olması. Rusya’nın gelecekteki diplomatlarını yetiştiren 85 yıllık akademide Türkçe okuyan öğrencilere diplomatik yazışma kurallarını öğreten bir kitap bu. Kitapta Türkiye’de görev yapan bir Rus diplomatın yetkililerle temaslarda ihtiyaç duyabileceği her türlü yazışma, kalıp, kelime ve kurum isimleri örneklerle anlatılıyor.

190 sayfalık kitabın bir diğer önemli yönü, 2016 yılında bir suikaste kurban giden Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’a ithaf edilmiş olması.

Rusya Dışişleri Bakanlığına bağlı olan Diplomatik Akademi'nin rektörü Yevgeniy Bajanov’un kitabın önsözünde belirttiği gibi, diplomatik yazışmalar son derece büyük önem taşıyor. Değil bir cümle, yanlış kullanılan ya da farklı anlamlara çekilebilecek bir kelimenin bile ülkeler arasında sıkıntı, hatta gerginlik yaratma olasılığı bulunuyor. Bunların yanı sıra, diplomatik bir yazışmada bir ülkeye ait kurumun adının yanlış yazılması bile o ülke tarafından saygısızlık ve ilişkilere özen göstermeme olarak yorumlanabiliyor.

 

 

Geleneksel olarak diplomasi dili aynı zamanda nezaket dilidir. İki ülke arasında sorunlar bulunsa da diplomatik yazışmalarda ya da diplomatların birbirleriyle konuşmalarında çok istisnai durumlar dışında herhangi bir hakaret ifadesine rastlanmaz. Tersine, karşı tarafa verilmek istenen mesaj aslında ne kadar sert olursa olsun çok zarif bir ambalaj içinde karşı tarafa sunulur. İşte "Diplomatik Yazışma"nın sayfalarında bu dilin incelikleri de aktarılıyor.

Kitapta yer alan bir örnek:

“Rusya Federasyonu Ankara Büyükelçiliği, Bakanlığın iki Rus vatandaşının yakalanmasının ayrıntıları konusunda Büyükelçiliği bilgilendirmesini tekrar rica etmekten şeref duyar.”

Bir başkası:

“Rusya Federasyonu Büyükelçiliği, bu vesile ile Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’na en derin saygılarını yineler.”

“Diplomatik Yazışma” kitabında sadece sadece nota örnekleri değil, Türkiye ve Rusya’daki resmi kurumların tam adları ve çevirileriyle son 20 yılda iki ülke arasında imzalanan anlaşmalarla ilgili kısa bilgiler de yer alıyor. Üstelik kitapta yer alan kelimelerin çoğu çağdaş Türkçeden seçilmiş.

Belki, “sıradan bir ders kitabı işte...” diye düşünenler çıkabilir.

Ama değil…

Bu kitap, hem Rusya’nın genel olarak gelecekteki diplomatlarını nasıl özenli, ciddi ve profesyonelce hazırladığını hem de Türkiye özelinde ilişkilere verdiği önemi göstermesi açısından çarpıcı ve takdir edilmesi gereken bir örnek.

İster istemez insanın aklına geliyor, bu kitabın bir benzeri Türkiye'de var mıdır acaba?

Diplomat dostlarımıza sorduk ve "Bildiğimiz kadarıyla yok" yanıtını aldık...