Derindir derindedir derdindedir

Derindir derindedir derdindedir

8 Ekim 2020 Perşembe  |   Köşe Yazıları

Cumhur Deliceırmak, Girne

Derindir 

Derindedir; 

İnce sızıdır ayrı düşmüş gölgesinden bir ağaç, ya güneş nedir alnında bir yaprağın? 

Alnın 

Uzun havadır gün inerken akşama. 

Ve akşam baktığıdır yaprağın çiçeğe, çiçek tarihidir çekirdeğin. 

Geldiğin çekirdektir  

Gittiği gelmek olan güne. 

Sürüp getirir kuşlar 

Kuşlar kışları  

Göç ederken bahara yaza 

Yaz alnıma 

Alınma adını.  

Üç kapılı bir dolabı vardı annemin. İki kanadı raflı çarşaflar, çamaşırlar için ve orta kapısı aynalı, yabanlıkları giyip kuşanıp tarandıktan sonra endamın seyri için aynalı. Endam aynasıydı boy aynasının daha eski adı şimdilerde ne deniyor bilmiyorum. 

Yaz anlıma yaz 

Yaz adını. 

Sesini koydum çarşafların arasına feslikan ve karanfillerle hemhal olsun diye. 

Gece geçerken turnalar 

Ve içimde türküler 

Küçük Medrese’de yaşıyorduk. 

Ben üç yaşına varmadan daha ölmüştü babam. 

Sucu Mehmet. Yenile öğrendim ki “Hami” diye de çağrılıyormuş babam, özellikle Rumlar “Hami” diye seslemeyi tercih ediyormuş babamı, neden? İyiliksever biri olduğundan mı acaba?

Yıllarca at arabası ile su taşıdığı için susuz sokaklarına çeşmesiz evlerine Lefkoşa’nın “Sucu”. Şimdiki çocuklar sıcak sulu hidroforlu havuzlu evlere doğuyorlar ya, nereden bilsinler susuz sokakları çeşmesiz evleri ve komşuya koku payı gönderilmeden oturulmayan sofraları hatta komşunun ne olduğu da unutuldu gibi bir şey. 

Annelerindi eskiden evler, hayır tapuları değil, kendileri. Tapular kocaların babaların üstüne olsa da annelerindi evler ve anlamakta zorlanacaksınız biliyorum da erkek egemene karşı bir tavırdı bu bilmeden ve rıza ile sessiz ve kendiliğinden. Keşke şimdi de öyle olsa ama ne gezer, artık herhangi dört ana duvarın çerçevelediği odalar topluluğunda konutlar. 

“Ev” sıcaklığı rahatlığı cüretkarlığı pervasızlığı ne yazık ki yok  

Derindir 

Derindedir 

Ve derdinde insanın tabiatın...