Demokrasi zor zanaat

Demokrasi zor zanaat

24 Aralık 2018 Pazartesi  |   Mentor

Metin Akpınar ve Müjdat Gezen'in tavrını onaylamıyorum, her ne kadar biz yanlış anlaşıldık deseler de neyi kastettikleri çok açıktır ama suç değildir. Demokrasilerde düşünceler cezalandırılmaz, sadece eylemler cezalandırılır.

Ancak bu durum ülkemizdeki çarpık muhalefet anlayışının da yansımasıdır maalesef. Ülkemizde bir kesim iktidarı doğuş hakkı olarak görüyor ve diğerlerinin asla iktidar olmaması gerektiğini düşünüyor.

Cahil, yobaz, eğitimsiz, kaba, kıro, çomar, benim oyum çobanla niye aynı olsun... ülkemizde sıkça duyacağınız seçmen eleştirisidir ve demokrasiyle ilgisi olmayan faşist söylemlerdir.

Eğitimlisin, bilgilisin, elitsin karşılığını daha iyi bir yaşam sürerek alıyorsun, bir de sana üniversite okumamış insanlardan köle edinme hakkı mı verelim, faşizmin daniskası.

Herkese bir oy güçsüzün güçlüye karşı kendini savunmasını sağlayan bir adalet mekanizmasıdır. Güçsüz bile olsalar toplum onlara değer verip hakkını korumasını sağlar, bu yüzden seçim sonucunda çıkan tabloyu onaylamasan bile saygı duymak zorundasın.

Muhalefet böyle de iktidar çok mu iyi? 

Onlar da demokrasiyi çoğunluk her istediğini yapabilir diye algılıyorlar, oysa demokrasi seçim fırsatı sunulmadan işlemez. O yüzden iktidarın ilk görevi azınlığın söz söyleme hakkını korumaktır, her söz söyleyenin kapısına polis dikince de sistemin adı demokrasi olmaz.

Yani al iktidarı vur muhalefete durumu var. Sorun bir eğitim sorunu, eğitim deyince diploma değil, herkesi anlayabilme ve gücü paylaşma olgunluğu.

Bu da bir okul eğitimi olmaktan çok toplumsal bir eğitimdir, trafikte her gün birbirinin gözünü oyan, hakkını çalan bir toplumda demokrasi zor zanaattır.

Ve bu durumun sorumlusu ülkede iktidarı kendine uzun süre hak gören militarist kafadır, 12 Eylül'de topluma empoze edilen; bırak sen bu işleri, kendi işine bak, köşeyi dön felsefesi  toplumu bu hale getirmiştir.

Ancak hala umut var, askeri vesayetin yenilmiş olması, yerine gelenin beğenmesek bile sivil olması ileriye doğru büyük bir adımdır. Ancak 12 Eylül ve toplumun sistemli olarak apolitize edilmesi ve vahşi bireyselleştirmenin getirdiği yıkımı iyileştirmek çok uzun zaman alacak gibi, yine  de  yönümüzün ileriye doğru olduğuna inanıyorum...