'Demirci Çırağı'

'Demirci Çırağı'

4 Eylül 2019 Çarşamba  |   Mentor

Aşağıdaki yazıyı herhangi bir taraftar veya sporsever yazmış, bir hayli detaylı bir analiz; ayrıca konuya ilişkin çok ciddi birikim ve araştırması olduğu anlaşılıyor. 

UEFA kupası alan Valencia'nın taraftarı arasında yapılan anket, “gegenpressing” vs. birikiminin düzeyini ortaya koyuyor. 

Bir sporsever olarak çok sevindirici ama bir vatandaş olarak utanç verici, güya spor yazarlarının "zekasız", Obradoviç'le ilgili bel altı sözde esprilerinden sıradan bir sporseverin “gegenpresing”li analizine. 

Şu yazıyı okuduğumda meslek unvanı kısmında spor yazarı veya gazeteci falan yazıyor olsa mahcubiyetten kıpkırmızı olurdum ama seviyesi muzla cinsel fantezi olan bir düzeyden bunu beklemiyorum. 

Sözde spor yazarları arasında bırakın bu yazıyı yazmayı, okuduğunda anlayacak insan yok. 

Daha önce de yazdım tekrar yazıyorum, spor medyasını okumayın, izlemeyin, tıklamayın, takip etmeyin. 

Onun yerine aşağıdaki gibi yazıları okuyun ve futbolun muz, zekasız, hakaret, amigoluk, düşkünlük, basitlik, yandaşlık değil oldukça ciddi detayları olan bir spor olduğunu anlayın. 

“Demirci Çırağı” rumuzuyla aşağıdaki yazıyı yazan arkadaşa tebriklerimi iletiyorum. 

İyi okumalar...    

“Bu sezon Fenerbahçe'yi hayretler içerisinde izliyorum. tuhaftır, kimse yazmıyor : bu takım bildiğimiz Ersun Yanal futbolu oynamıyor.  

Hatta tamamen farklı bir futbol oynatıyor, 2013-2014 sezonuyla tek benzerliği yine hücum futbolu. Fakat tarzı tamamen farklı. yeni tarzla da baş döndürüyor. Üç hafta oldu, bunu yazan spor yazarı yok ama sabah akşam futbol konuşuyorlar televizyonda. 

Eski Ersun Yanal takımını hızlıca üçüncü bölgeye taşır, bütün hücum planlarını üçüncü bölgeden başlatırdı. Bu yüzden Ersun Yanal takımlarının en önemli özelliği ikinci topları, yani dönen topları ele geçirip, savunmayı tek ayak üzerinde yakalamaktı. Hatta bu yüzden ilk toplara önem verilmez, topun rakip ceza sahasına iteklenmesi, ordan alınan rebound'larla golü kaleye sokmaya çalışılırdı. Kimileri bu sebeplerle bu futbola kaos futbolu da diyordu. Hücum planını anlayamayanlar da takımı plansız hücum etmekle suçlardı. Rakibi tek ayak üzerinde yakalamanın diğer yöntemi ise rakip ceza sahasında başlatılan sert presti. İzleyenler bu futboldan müthiş heyecan duyarlardı, çünkü : bitmeyen pres, sürekli hücum, sert mücadele vardı. Öyle ki 2004 yılında UEFA kupasını alan Valencia’nın taraftarları arasında yapılan bir ankette, izledikleri en zevkli maçın Ersun Yanal'ın yönettiği Gençlerbirliği maçları seçildi. 

O günlerden bugünlere futbol çok değişti. Barcelona'nın başarısıyla tüm dünya futboluna empoze ettiği pas oyunu nam-ı diğer tiki taka kendini en geçerli oyun olarak dayattı. Guardiola gittiği büyük takımlara bu oyunu da götürdü ve La Liga dışındaki diğer büyük liglerde de bu oyunla başarılı olunabileceğini ispat etti. Sonra Jurgen Klopp ve Zeljko Buvac'ın teknik temellerini attığı, Dortmund'da büyük sükse yaparak sahneye gegenpresssing çıktı. Artık topa sürekli pas ile hükmetmek yetmiyor, kaybedilen topları birkaç saniyede geri almayı amaçlayan bir oyun ortaya çıkıyordu. Klopp bu oyunla önce Dortmund'la sonra Liverpool'la yüksek başarılar elde ederek bir nevi oyun mantalitesi liginde liderliği ele geçiriyordu. 

Bu arada Türkiye'de Ersun Yanal şampiyon yapmasına rağmen, çeşitli iddialarla Fenerbahçe'den kovuluyordu. 2014'ten 2019'a kadar arada geçen 5 yılda Fenerbahçe şampiyon olamadı. Ali Koç Ersun Yanal'ı istemediğini açıkça belli etmesine rağmen, tarihi bir başarısızlık ve müthiş taraftar baskısıyla Ersun Yanal tekrar takımın başına getirildi. Açıkçası işte burda herkes gibi ben de aradan geçen o kadar sene, dünya futbolundaki değişimlerden sonra Ersun Yanal'ın klasik oyun sisteminin başarılı olup olmayacağını merak ediyorduk. Fakat Ersun hoca hepimizi şaşırttı. Henüz biraz erken ama hazırlık maçları ve üç haftalık lig performansı gösterdi ki Ersun Yanal oyun sistemini değiştirmiş, dünya futbolunu takip ederek geliştirmiş. Takımın oyunu artık üçüncü bölgede değil, bırakın orta sahayı kalede başlıyor. Nasıl olursa olsun topu ileri taşıyalım demiyor, pasa, organizasyona dayalı bir şekilde hücuma kalkıyor. Bu sebeple dönen topları toplamak ve hücumda şok pres birinci strateji olmaktan çıkıyor. Bunun yerine orta saha ve hücum oyuncularının sürekli yer değiştirdiği, yüksek pas yüzdesiyle sürekli arayış içerisinde olduğu bir futbol ortaya çıkıyor. Bunun sonucu olarak eski Ersun Yanal futbolunda olmayan çok yüksek topa sahip olma (3 maçta ortalama %68,5), çok yüksek pas sayısı (3 maçta 1639) oluşuyor. Bu organizasyonun doğru yapılmasıyla çok yüksek isabetli şut (ortalama 21 şut), yüksek net gol pozisyonu (16) oluşuyor. Bu saydığım tüm istatistiklerde Fenerbahçe şu an lig lideri. Bu oyunla önlibero oynayan Tolga Ciğerci Trabzonspor'a karşı 3 net pozisyona girdi. Bu yüzden ısrarla Gustavo'nun ve Kolarov'un transferini istedi. 

Türkiye liglerinde başarılı olmasına rağmen, modern futbolu izleyerek oyununu değiştirmeye cesaret etmek kolay iş değil. Üstelik taraftar ilk oyundan gayet memnunken. İşin şapka çıkarılacak tarafı bu yeni oyunda da yüksek futbol zevki ve hücum futbolunu uygulamayı başarmış olmasıdır. 

Benim şimdi merakla takip ettiğim iki husus var :  

1) Şu anda 30-40 dakikada oynatabildiği bu oyunun süresini uzatabilecek mi? 

2) Takım oturup fizik seviyesi üst düzeye çıkınca buna ilk oyun felsefesinden üçüncü alanda hücum pres eklenecek mi?  

Keyifle izlemeye devam edeceğiz : )"

Yazının orijinalini okumak için tıklayın