Dâhilî ve haricî bedhahlar

Dâhilî ve haricî bedhahlar

4 Ekim 2020 Pazar  |   Mentor

Mentor

Fenerbahçe’nin geçmişten gelen ve gerçek dünya ile bağdaşmayan mitleri var. Bu mitlerin neden ve nasıl yaratıldığını biliyoruz; bütün totaliter rejimlerde insan üstü kavramlar yaratılır ve bu kavramlarla insanların akılları yerine duyguları ile hareket eden birer robota dönüşmesi sağlanır ve kolayca kontrol edilir insanlar, "ari ırk", "megali idea", "white power" vs. 

Eski yönetim de yanlışlarını, başarısızlıklarını örtmek için insan üstü, uhrevi, zaman ve mekandan bağımsız bir Fenerbahçe kavramı yarattı. Fenerbahçe taraftarını robotlaştırıp içi boş dogmatik kavramların peşine taktılar. Bu şekilde Fenerbahçe’yi bir tür tarikat haline getirip eleştiriye kapattılar. "Hain", "camianın evladı" derken Fenerbahçe’nin tam 621 milyon eurosu çürüdü, yok olmanın eşiğine geldi, daha kötüsü Orta Çağ karanlığına gömüldü. 

Elbette Fenerbahçe değerli ve kıymetli ama ben "Vay efendim stadın çimine bastı", "Formaya terini sildi" vs. türü saçmalıkları kastediyorum. 

Şimdi bu bataklık kuruyup karanlık aydınlansa da, geçmişte Fenerbahçe’nin üstüne basıp yükselenler alışkanlıklarına devam ediyor.   

Neymiş efendim, Caner formayı yere atmışmış, özür dilemeliymiş!

Yalan, asıl niyetleri Fenerbahçe başarısız olsun... Ben maçı seyrettim, Caner büyük bir panik içinde oyuna dönmeye çalışıyordu, üstelik ona yapılan hareketi cezalandırmayan hakem onu oyun dışına göndererek haksızlık etmişti ( Elbette sporcu sağlığı için kenara gelmeliydi ama o anda maçın sıcağı ile yaşadığı duyguyu anlatmaya çalışıyorum.) Bir taraftar olarak maçın stresi ile aynı hisleri yaşadım, işte burada "Efendim Caner formayı yere attı" diyenlerin taraftar olmadığı net anlaşılıyor çünkü maçı yaşamıyorlarmış. Ne yaşadıkları ise belli, Fenerbahçe’nin üstüne basmak, hep yaptıkları gibi. 

Bu tür saçmalıklarla Volkan gibi takımın sırtında yük olanlar milyonlarca doları tokatlarken Gökhan Gönül ve Caner Erkin gibi gitmeseler en az iki şampiyonluğumuz kazandıracak insanları kaybettik. 

Ne Caner Erkin ne Gökhan Gönül ne de Volkan Demirel Fenerbahçe’nin evladı, buna inanmak için saf olmak gerekir. Tek fark, Gönül ve Erkin aldıkları paranın hakkını vermek için elinden geleni yapıyor ve şu an da takımın en iyi iki oyuncusu olarak takdiri hak ediyor. 

Fenerbahçe’yi yiyerek yaşamaya alışmış bu tarikata prim vermeyin, en iyi Fenerbahçeli futbolcu sahada aldığı paranın karşılığını veren, formayı sonuna kadar ıslatandır. Başkan ajanlığı ile milyonlarda doları hak etmeden alan, en az 3 şampiyonluğu bireysel hataları ile kaybettirenler kahraman olamaz. 

Maça gelince...

Takımı beğeniyorum, her hafta pas isabet oranı artıyor, üstelik daha çok yol var. Bir çok bölümde eskiye göre çok daha iyi pas ve isabet oranı yakaladık. Pres henüz kolektif bütünlük kazanmadı, bu da bir uyum sorunu. Lemos ve Tisserand ikilisi çok iyi oynadılar, hem pas kaliteleri hem zamanlamaları hem de sertlikleri iyi. Farkındaysanız topu oyuna artık Gustavo değil Lemos ve Tisserand sokuyor, bu da Erol Bulut’un iyi hoca olduğunu gösterir. Çünkü Gustavo müthiş bir kesici ama pasör değil, geçen yılın en büyük sorunlarından biri ona defanstan atılan toplar ve yana oynanıp ölen pozisyonlardı. Lemos ve Tisserand topları ileri ve rakibin 2.-3. bölgesinin arasına atıyorlar. 

Bir başka konu, geçmişte olduğu gibi 50 orta yapıp “0” isabet saçmalığının bitmiş olması. Çok net olmadıkça orta yapmıyor Fenerbahçe ki, bu da çok iyi bir şey çünkü isabetsiz orta top kaybı demek. 

Yani takım iyi ama daha yolu var. 

İki penaltı da penaltı değil, ilkinde zaten Lemos’un arkası dönük, ikinci de temas yok. Ayrıca ilkinde Yaşar Kemal Uğurlu pozisyonu gördüğünü, oyunculara neden düdük çalmadığını anlatarak gösterdi. Hakemin gördüğü pozisyona VAR müdahale edemez yoksa orta hakem otoritesi yok olur. İkinci de hakem Cisse’ye yapılan faulü görmedi ki, VAR’ın golle veya penaltı ile sonuçlanan pozisyonlarda hakemin görmediği olaylar için devreye girmesi gerekiyor, girmedi çünkü maçın VAR hakemi geçen yıl Alanya maçında net elle oynamayı görmezden gelen Serkan Tokat’tı. Alanya maçında Lemos’un pozisyonundan daha fazlasını görmezden gelmişti çünkü hakem değil tetikçiydi, görevi Fenerbahçe’ye doğrultulan VAR silahını ateşlemekti, o da onu yaptı.

Önümüz açık bizi bundan mahrum etmek isteyen dâhilî ve haricî bedhahlar var; hem içerdeki hem dışardaki düşmanlara karşı uyanık olmalıyız...

Etiketler:  Futbol