'Çürük' medya

'Çürük' medya

20 Ocak 2020 Pazartesi  |   Mentor

Türkiye'de artık bir medya olmadığı, kalanların da gazeteci olmadığı bilinen bir gerçek... 

2011 yılında 4 milyon gazete satılırken bugün 1.8 milyon adet gazete satılıyor. Bu rakamdan Fetö'nün paçavrası Zaman'ı çıkarsak bile bugün gazetelerin "promosyon" adı altında bedavaya dağıtıldığını dikkate almamız gerekir. 

Rakamların söylediği şu; ne gazetecilikten para kazanılıyor ne de ödenen ücretler insanlara gazetecilik yaptığı için ödeniyor. 

"Ama efendim dijitale kaydı" derseniz dijital gazeteciliğin denemesi olan Bipsor'un durumu ortada, ne para kazandılar ne de saygınlık, sadece Turkcell'in imajına verdikleri zarar kaldı. 

35 milyon abonesi olan Turkcell'in 34 milyon kişi tarafından indirilen BİP uygulamasının futbol kısmının, üstelik medyanın spor müdürlerine tonla para akıtıp haber tekeli olmasına rağmen ulaştığı rakam sadece 2 milyon, üstelik futbol gibi ülkenin en çok ilgi duyulan konusu temel yayıncılık konusuydu. 

Türkiye'de medyaya olan güveni göstermesi açısından müthiş bir örnek. 80 milyonluk ülkede 35 milyon abonesi olan bir operatöre ait platformda futbol gibi çok popüler bir konuda sadece 2 milyon insan, % 2 bile değil. Düşünün elinizde telefon ve futbola aşıksınız ama sadece 2 milyon kişi sizi telefonuna indirecek kadar güveniyor.  

Bu kadar güven kaybetmiş bir kurumun para kazanması mümkün değil, kazanamaz çünkü ürünleri satmıyor. 

Peki, nasıl para kazanıyorlar başka işler yaparak?

Bugün medyayı kontrol eden tekellerin Fenerbahçe'yi sevmediklerini biliyoruz. Bu sadece iddia, değil açık bir gerçek. Feridun Niğdelioğlu, Ahmet Ercanlar, hatta Fenerbahçe basketbol, Comolli meselesi ve Bipspor'daki Galatasaray yanlısı açık performansına rağmen Serdar Ali Çelikler bile Fenerbahçe lehine konuştuğu için kovuldu. 

İddia ediyorum: Türk medyasında hiç kimse Fenerbahçe lehine yorum yapamaz, yaparsa kovulur. Böyle olunca da onun adı gazetecilik olmaz tetikçilik olur. Fenerbahçe'ye küfrederek, hakaret ederek maaşını hak etmek gazetecilik değildir. 

Düşünün; bir tık kadar yakın oldukları güya gazetecilerin fikirlerini merak eden, değer veren insan sayısı ülkenin % 2'si bile değil, onlar da Fenerbahçe'ye hakaret edilmesinden hoşlanan fanatiklerdir. Kısacası gazeteci diye bir şey yok, nesli tükenmiş. 

Utanmalarını falan beklemiyorum, artık öyle duyguları kalmamış. 

Benim sadece anlatmaya çalıştığım şey söylediklerinin, yazdıklarının bir gazetecinin yapması gerektiği gibi tarafsız olması mümkün değil ancak onlara ne için ödeme yapılıyorsa onu söyleyebilirler. Bu yüzden söyledikleri yok hükmünde kendileri de öyle. 

İşsiz olanlar da bir iş buluruz umuduyla Fenerbahçe'ye küfrediyor. 

Adına medya demeye bile cesaret edemediğim şeyin içinde olduğu durum bundan ibaret. 

Hal böyle olunca; bugün Fenerbahçe için en onurlu şey herhangi bir medya mensubu tarafından eleştirilmektir çünkü medyanın ne kadar çürüdüğünü gören herkes Fenerbahçe'nin ne kadar onurlu ve temiz olduğuna şahitlik ediyor.