Corona virüsün ekonomilere etkisi

Corona virüsün ekonomilere etkisi

20 Mart 2020 Cuma  |   Köşe Yazıları

2020 yılı, daha ocak başlar başlamaz kötü niyetini belli etti. Gerçi “The Economist”in kapağını ya da başka bazı değerlendirmeleri dikkate alanlar için sürpriz değildi durum.  

Aralık ayında Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan virüs Ocak itibarıyla ülkeyi etkisi altına aldı. Gripten daha güçlü ve özellikle yaşlılar için hayati tehlike oluşturan virüsün özellikleri anlaşılmaya çalışılıyordu.  

Başlangıçta saklanılmaya çalışıldığı anlaşılsa da çok ciddi tedbirler devreye sokuldu bir anda. Olayı ilk gündeme getirmeye çalışan doktorun virüsten dolayı genç yaşta ölümü ise şok etkisi yarattı.  

Çin’in kültürel özellikleri, yönetim özellikleri, üretim özellikleri katı tedbirler alınmasına imkan veriyordu. Virüs hızla yayılmaya ve can kayıpları artmaya başlayınca tedbirlerin dozu da arttı. İnsanlar hızlı şekilde izole edildi. Evlerine kapatıldı deyim yerindeyse. On günde inşa edilen hastane gördük.  

Diğer ülkeler ve vatandaşları da korkuya kapıldı elbette. Çin ile yolcu bağlantılarını kesmeye başladılar. Hatta sokakta Çinli görenler yolunu değiştirdi. Haberler ve görüntüler üzüntü vericiydi. 

O psikoloji ile 28 Ocak’ta şöyle bir twitt atmışım: “Şimdi Çinlilerle empati yapma zamanı. Tanrı yardımcıları olsun. Zor bir durum.” 

Çin bir anda kendini izole edilmiş buldu ve diğer ülkelerin giriş yasaklarına da alındı muhtemelen. Bazı ülkeler daha erken hareket etti. Bazılarının geç kalması ise vatandaşları tarafından eleştiri konusu edildi. 

Gelinen noktada ise tüm dünya virüsle yüzleşiyor ve ortaya çıkan sonuçlar minimize edilmeye çalışılıyor. 

Salgın Çin’de yayıldığı sırada konunun sağlık boyutu tartışılırken bir yandan da ekonomik etkileri konuşuluyordu. Zira Çin dünyanın ikinci büyük ekonomisi, dünyanın arz ve tedarik merkezi konumundaydı. Ham maddeler oraya akıyor ve işleniyordu. Yani orada olan şeylerin virüs yayılmasa bile ekonomik açıdan herkesi etkileyeceği belliydi. 

Sonraki günlerde virüs hızlı bir şekilde diğer ülkelere de yayıldı beklediğim gibi. Şu anda İtalya, İspanya, İran gibi ülkeler başta olmak üzere bütün ülkeler olayın etkisi altında. Dünya genelinde büyük bir panik ve tedirgin edici atmosfer hakim. Konunun sağlık açısından yarattığı riskler, alınan ve alınabilecek tedbirler temel gündem maddesi. Hükümetler hızlı ve etkili tedbirlerle virüsün yayılmasını önlemeye, kamuoyunun beklentilerine yanıt vermeye çalışıyor. Bir yandan da çeşitli ilaç ve aşı denemeleri yapıldığını duyuyoruz. 

Bu uzun girizgahtan sonra konunun ekonomik etkilerine gelince görülen o ki ülkeler ve sektörler farklı özellikleri nedeniyle farklı şekilde etkileniyor. Örneğin petrol üretici ülkeler, turizmin önemli olduğu ülkeler, Çin, Almanya, ABD, Kore, Japonya gibi önemli ihracatçı ülkeler farklı kanallardan farklı şekilde etkileniyor. Ama her ülke ekonomisi için olumsuz sonuçlar ortaya çıkıyor ve nereye varacağı tahmin edilmeye çalışılıyor. 

Bir defa insanların ülkeler arası seyahatlerinin minimuma inmesi, kalabalık yerlerden sakınılması gibi nedenlerle özellikle, turizm, havayolu, taşımacılık, konaklama, restoran, eğlence gibi sektörler hemen her ülkede olumsuz etkileniyor. Ancak psikolojik faktörlerle tüketicilerinin zorunlu harcamaları dışındaki harcamalarını genel olarak ertelediği de görülüyor. Dolayısıyla sektörel etkiler daha da genişleyecek. Tabii salgının hangi sürede sona ereceği önem taşıyor. Firmaların karları, ciroları ciddi şekilde etkileniyor ve iflas riskleri beliriyor. Bütün bunların istihdama dönük etkileri de olacağı anlaşılıyor. 

Finansal piyasalarda ise tedirginlik hakim. Borsalar çok ciddi düşüşler yaşıyor. Tabii bu büyük düşüşlerin sebebi şirketlerin ciro, kar ve iflas durumlarına ilişkin kaygılar. Firmalar ve bireyler ise genelde nakde geçmeye ve likit kalmaya çalışıyor. Altın bile değer kaybediyor. 

Dünya ekonomik büyümesinin yüzde 1’e kadar gerileyeceği, bazı ülkelerde ise küçülme yaşanacağı anlaşılıyor. Tabii merkez bankaları hemen faiz oranlarını düşürerek likidite imkanlarını artırmaya çalıştı. Ancak bunun yeterli olmadığı anlaşıldı.

Hükümetler ek bütçeler ve maliye politikası kanalıyla da özellikle fazla etkilenecek şirketlere yönelik tedbirler devreye sokuyor. IMF gibi küresel kuruluşlar da kendi imkanlarını kullanıyor. Ancak firmaları vergi-prim ertelemeleri, kredi garantisi verme ve kredilendirme yönünden desteklemek yanı sıra tüketicilerin satın alma imkanlarını artıracak tedbirlerin de önemli olduğu kanısındayım. 

Sonuçlar virüsün yayılma hızına, etki süresine ve ayrıca alınan tedbirlerin gücüne bağlı. Çok karamsar değerlendirmelerin aksine yakın zamanda etkili ilaçlar ve aşılar bulunacağını ve salgının kontrol altına alınacağını düşünüyorum. En azından buna inanmak istiyorum.  

Şunu da belirtmek isterim ki herkesin acaba ne olacak diye baktığı Çin durumu hızlı şekilde toparladı ve kazandığı tecrübe ile örnek olmaya başladı. Üretim sorunlarının da kısa sürede aşılacağı anlaşılıyor. Fakat genel talep yetersizliği, Çin’deki düşük büyüme ve dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD ekonomisinin sıfıra yakın büyüyecek olması yeni olumsuzluklar olarak devreye girecek gibi görünüyor. 

Son olarak Türkiye'de Çarşamba günü açıklanan tedbirlere gelince; özellikle firmalara yönelik kredi imkanlarının genişletilmesi, kredi garanti limitlerinin önemli ölçüde artırılması, etkilenen sektörlerde vergi ve prim ertelemesi, bazı sosyal harcamaların artırılması, iç havayolu taşımacılığında KDV oranının yüzde 1'e indirilmesi, konaklama vergisinin ertelenmesi gibi tedbirlerin öne çıktığı görülüyor. Söz konusu tedbirlerin salgının olumsuz ekonomik etkilerinin azaltılmasına yardımcı olacağı ancak talep tarafındaki sorunlar, istihdam kayıpları, salgının gidişatı ve dünya genelindeki gelişmelerin de önemli olacağı anlaşılıyor.

Yazının orijinalini ve diğer yazıları okumak için tıklayın