Güncel sorular

Güncel sorular

24 Mart 2020 Salı  |   Serbest Kürsü

Sözcü gazetesi yazarı Soner Yalçın’ın geçen hafta şaka yollu atıfta bulunduğu gibi, bugünlerde corona virüs hakkında yazmayanı neredeyse dövüyorlar. 

Bu yüzden sadece dayak yememek için bile olsa, corona virüs hakkında yazı yazmak, kalem oynatma iddiasında olan her birey için neredeyse bir zorunluluk haline gelmiş görünüyor. Ancak bu kadar çok insanın (fikir ürettiği demek çok da doğru olmayacağı için) sayfa doldurduğu bir konuda, özgün, insanların zamanını tüketmeye değecek ne yazılabilir sorusu yanıtlanması zor bir bilmece olarak da önümüzde duruyor. 

Belki de bu zorluğu aşmanın yolu görüş bildirip ahkam kesmek yerine içinde bulunulan durumdan geleceğe yönelik sorular üretmekten geçiyor. Aşağıdaki satırlarda böyle bir deneme var, ilgilenenler için... 

Virüs küresel bir salgına yol açtığı için anlamlı olma iddiasındaki soruların çoğunluğu da küresel/evrensel ölçekte ve felsefi/sosyolojik ve politik/ekonomik olmalı, ancak bu soruların Türkiye ölçeğindeki yanıtlarının da ülkenin koşullarına özgün ayrıntılarına değinmesi zorunlu. Ancak bu işi yanıtları bulma iddiasındaki üstatlara bırakarak sorulara dönecek olursak: 

*Tıp biliminin güvenilir sözcülerinin ifadelerine göre, virüsün yayılmasının durmasını beklemek gerçekçi değil. Virüs yayılacak ama öncelikli görev bu yayılmanın hızını keserek ülkelerin ve giderek küresel sağlık hizmetleri sisteminin çökmesini önlemek.  Bugün varılan noktada, kapitalizmin kıblesi ABD’de bile özel sektörün tekelinde olan sağlık hizmetlerinin kendi başına bu tehditle baş edemeyeceği anlaşılmış durumda. Devlet işe el koydu, hem de değişik seviyelerde: Tıbbi malzeme edinme ve sağlama görevi FEMA’ya (Federal Emergency Management Agency- Federal Olağanüstü Durum Ajansı) verildi, eyalet valileri kendilerine bağlı olan, bizdeki jandarma eşdeğeri askeri birlikler olan Ulusal Muhafızları seferber etti, ayrıca ABD Silahlı Kuvvetlerinin muazzam sağlık hizmetleri örgütü seferber edildi. Corona virüs salgını, sağlık hizmetlerinin kamunun öncülüğünde ve denetiminde, ücretsiz ve evrensel bir sosyal hizmet olması gerektiği anlayışını küresel ölçekte kabul ettirebilecek mi? 

*Corona virüs salgını küresel ekonomi açısından çok ilginç ve talihsiz bir anda vurdu insanlığı. Soru: Salgın başlamadan önce de, başka ABD olmak üzere tüm gelişmiş Batı ülkelerinde döngüsel bir durgunluğa girilmek üzere olduğu kabul edilmişken, hastalık nedeniyle tüm dünyada ekonomik faaliyetlerin neredeyse durma noktasına gelmesi, 21. yüzyıl ekonomisinin en büyük gelir üretimini sağlayan hizmet sektörünün tamamen dondurulması, yüz binlerce (milyonlarca) insanın işlerini kaybetmesi, ancak yaşamın idamesi için bütün hükümetlerin/merkez bankalarının parasal/mali önlem paketleri açıklaması ve böylece piyasaların trilyonlarca dolar/avro/yen sağanağına maruz bırakılması, salgın öncesi küresel ekonomi düzeni uzun vadede nasıl değiştirecek? 

*Biliyoruz ki sermaye karlılığını korumak ve artırmak için hızlı dönüşümler gerçekleştirmekte çok başarılı.  Bütün dünya corona salgını karşısında uzun soluklu bir mücadeleye hazırlanıyorken (örneğin New York belediye başkanı pazar günü katıldığı bir TV programında Nisan ayının Mart’tan, Mayıs ayının da Nisan’dan çok daha kötü olacağını bir kaç kez vurguladı), bu dönemde küçük, orta veya büyük ölçekli işletmelerin ekonomik faaliyetlerinde insan gücü yerine otomasyon kullanmayı yoğunlaştırmaları halinde, işsizlik oranlarında kalıcı ve yüksek oranlı artışlar görülecek mi? 

*Singapur’da başlayan ve şimdi ABD’nin de uygulayacağı her dar gelirli aileye doğrudan para yardımı yapılması, kapitalist ekonomik zihniyeti ne ölçüde etkileyecek/değiştirecek? Diyelim ilk bir iki ay gönderilen çeklerin ardından ekonominin çarkları yeniden döndürülmeye başlanamazsa, bu gelir desteği kesilecek mi? Eğer kesilirse sosyal patlamalar yaşanabilir mi? 

*Büyük ölçüde finansallaşmış olan küresel ekonomi, sadece piyasalara sağlanan karşılıksız nakit desteğiyle ne kadar ayakta kalabilecek? Reel ekonominin üretim faaliyeti olmaksızın, firmaların karlılıkları sadece mali piyasalardaki menkul değer ticaretine dayalı kalacağından, bu piyasalar çökmeden ne kadar uzun süre dayanabilecek? 

*Corona virüsünün yol açtığı küresel karantina durumu, çalışan halkın toplumsal olaylara bakışında/yaklaşımında köklü değişikliklere yol açacak mı? Sosyal medya gruplarında şaka yollu paylaşılan eve kapanma zorunluluğunun yarattığı sorunlar, insanların ailelerine, mahallelerine, komşularına yeni bir gözle bakmalarını sağlayacak mı? Daha genel olarak ifade etmek gerekirse, salgın toplumsal psikolojiyi nasıl etkileyecek? Sosyal dayanışma artacak mı, yoksa dijital dünyanın topluma dayattığı yalnızlaşma derinleşecek mi? 

*Devletler düzeyinde, salgının bütün insanlığı tehdit edebilen gücü, ideolojik/politik ayrılıkları/ çekişmeleri yumuşatacak mı, yoksa tırmandıracak mı? 

*Doğa ananın gücü karşısında ne kadar aciz olduğumuzu bir kez daha kafamıza dank ettiren, Venedik kanallarında gezmeye başladığı iddia edilen kuğularla, uzaydan bile görünen hava kirliliğindeki azalmayla umut çiçekleri açtıran salgın, bizi besleyen ele ihanet etmememiz gerektiği gerçeğini nihayet anlamayan kafalara sokabilecek mi? 

Belki de şimdi bütün devlet büyüklerince “insanlığın ortak düşmanı” olarak nitelenen bu virüse, insan olarak doğadaki yerimizi bize biraz cezalandırarak da olsa hatırlattığı için müteşekkir olmalıyız.

Cengiz İzmirli (mahlas)