Corona rehberi

Corona rehberi

20 Mart 2020 Cuma  |   MG Özel

Coronavirüsler (CoV), basit soğuk algınlığından, Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS-CoV) ve Şiddetli Akut Solunum Sendromu (Severse Acute Respiratory Syndrome) (SARS-CoV) gibi daha ciddi hastalıklara neden olan bir bir virüs ailesidir.  

Coronavirüsler zoonotik (hayvanlardan insanlara bulaşabilen) olabilir. SARS coronavirüsü misk kedilerinden, MERS corona virüsü ise develerden insanlara bulaşmıştır. İnsanlara henüz bulaşmamış (Umalım da bir daha bulaşmasınlar) ve sadece hayvanlarda saptanan birçok coronavirüs mevcuttur. Coronavirüslerin insanlarda olan birçok tipi vardır. Bunlar HCoV-229E, HCoV-OC43, HCoV-NL63 ve HKU1-CoV dir. Genel olarak bu virüsler çoğunlukla basit soğuk algınlığına sebep olurlar. 

SARS nedir?  

Misk kedisinden insana geçen bir coronavirüs tipinin sebep olduğu ve 21. yüzyılın ilk uluslararası sağlık acil durumu olarak 2003 yılında sebebi bilinmeyen bir virüsün sebep olduğu hastalık olarak ortaya çıkmıştır. Mutasyona uğrayarak insandan insana geçme kabiliyeti kazanarak yüzlerce insanın hayatını kaybetmesine neden olan bu SARS hastalığı ülkemizde görülmemiştir. 

MERS nedir?

Bundan yaklaşık 10 yıl sonra gene deveden insana geçen Coronavirüs sebepli bir hastalıktır. SARS'a göre daha öldürücü olmasına rağmen insandan insana geçmediği için fazla yayıl(a)mamıştır. İlk defa Eylül 2012'de Suudi Arabistan'da ortaya çıkmıştır. Bu hastalıkta ülkemizde görülmemiştir. Bu iki hastalık da zaman içinde etkisini yitirerek kısmen kaybolmuşlardır.

Şimdi bu kısa ve basit girişten sonra bizim coronaya, yani COVID-19'a gelelim: İlk belirtileri Çin'de Ekim 2019 da ortaya çıkmasına rağmen yerel yöneticilerin Çin Komünist Parti yönetiminden korkup gerçekleri saklamaları nedeniyle ancak iki ay sonra 31 Aralık 2019'da WHO yani Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) Çin'deki ofisi, Hubei eyaletinin Wuhan şehrinde etiyolojisi bilinmeyen pnömoni vakalarını bildirmişler ve Ocak 2020'de daha önce insanlarda rastlanmayan yeni tip coronavirüs 2019 (Novel Coronavirus) (2019-nCoV) (SARS-CoV-2) isimli bir virüsün sebep olduğu bir pnömoni diye bildiri yayınlamışlardır. Buradan da anlaşılacağı üzere virüsün adı 2019-nCoV veya SARS-CoV-2 dir. Neden olduğu hastalığa da COVID-19 denir. Co=Corona Vi=Virus D=Disease 19=2019 olarak kısaltılmıştır. 

Yani virüs ve hastalığın adları birbirinden farklıdır. 

Şöyle açıklayayım; virüsler ve sebep oldukları hastalıklar birbirlerinden farklı adlar taşırlar. Örneğin HIV virüsü AIDS hastalığına sebep olur. Bu yeni tip coronavirüs daha önce rastlanan SARS ile ilişkili olmasına rağmen tamamen farklı bir virüstür. Kabaca kuzen diyebiliriz. SARS ile kafa karıştırmasın diye de 2020 den itibaren DSÖ bu virüse COVID-19 virüsü, sebep olduğu hastalığa da COVID-19 Hastalığı adını vermiştir. Şimdi daha fazla bilimsel konuşmadan hepimizin anlayacağı gibi anlatayım. Malum; basit olan güzeldir...

Virüsün vahşi bir hayvandan insana geçtiği düşünülüyor. Dolayısı ile virüsün tabiatı çok sert ve vahşi. Açıkça söylemek gerekir ki bu virüsün Çin'i çökertmek için insan eliyle laboratuvarda üretildiğini düşünmek çok fazla komplo teorisi içerir. Çünkü yaşadığımız günlerde neredeyse tüm ülkelere yayılmış durumda. İtalya ve ABD'de çok ciddi sağlık problemleri yaratmakta.

Vahşi hayvandan insana geçen bu COVID-19 virüsü kişinin önce üst solunum sisteminde tutunup belli bir kuluçka (inkübasyon) süresi sonrası bağışıklık sisteminin gücüne göre ya kayboluyor ya da alt solunum sistemine yani akciğerlere yerleşip pnömoniye sebep oluyor. Şimdi önce şunu söyleyeyim; her virüs mutasyona uğrar. Bu COVID-19 un önceleri tek tip olduğu ve kendi içinde küçük varyansları olduğu düşünülüyordu. Ancak Çinli doktorların yaptığı otopsi ve araştırmalar sonucunda iki tipi olduğu ortaya çıktı; S tipi ve L tipi. Vakaların ortalama %30 u S tipi ve %70 i L tipidir. L tipi COVID-19 daha fazla bulaşıcı ve çok daha fazla agresiftir. Benim kendi fikrim önce S tipinin hayvandan insana bulaşıp zamanla mutasyona uğrayıp daha bulaşıcı L tipinin ortaya çıktığıdır. Zaten virüsün yayılış hızı önceleri çok yavaşken bir anda hızlanmıştır. Hangi tipinin daha öldürücü olduğu konusunda tam ve net bir cevap veremem. Çünkü net bir bulgu yok. İkisi de çok ciddi ve iki tipi de hala var. Ancak L tipi daha bulaşıcı ve vahşi. Bir virüsün tiplerini bilmek, saptamak tedavisini bulmak için çok önemli. Çünkü o zaman aşısını veya ilaçlarını geliştirebiliriz.  

Kuluçka süresi

Virüs üst solunum sistemine tutunduktan sonra hastalığın ilk belirtilerini göstermek için belli bir kuluçka süresi geçiriyor. Bu sanıldığının aksine net 14 gün değildir.

14 günlük inkübasyon (kuluçka) süresi ortalama (average) bir süredir. Bu süre bazı hastaya göre 14 bazısına göre 20, bazısına göre ise 27 gün olabilir. Yani birey virüsü kaptıktan sonra 27 gün hiçbir belirti göstermeyebilir. COVID-19 hastalığını tehlikeli, ciddi ve sepici kılan da bu zaten. Birey tüm bu kuluçka süresince habersiz olarak temasta bulunduğu herkese virüsü bulaştırabilir. Bu süre boyunca yapılan testlerde negatif çıkabilir. Bu sebeple COVID-19 test kitlerinin çok duyarlı olması ve hasta adayının belli bir süre sonra tekrar test edilerek kontrol edilmesi gerekir. Dolayısıyla şüphe duyulan bireylerin en az 27 gün karantinada tutulmaları daha sağlıklı ve gereklidir.

Nasıl hasta eder? 

Kısa ve net olarak; Akciğerlerde idiopatik pulmoner fibrozise sebep olur. Yani kabaca akciğer sertleşmesi. Yani kabaca solunum güçlüğü. Yani kabaca nefes almakta zorlanırsınız. Her iki akciğeri de aynı anda tutabilir. Eskisi kadar elastik olamayan akciğerler solunum güçlüğüne neden olur. Bu hastalıkta son yapılan otopsilerde akciğerlerdeki bu yıkımın kalıcı olduğu yani geri dönüşümsüz olduğu görülmüştür. Hasta tedavi olduktan sonra tekrar COVID-19 hastalığına yakalanabilir mi? Evet yakalanabilir. 

Eğer ikinci kez hastalanırsa tablo daha ciddi seyreder ve maalesef öldürücü olabilir. 

Kimler daha riskli?

3 yaşa kadar ölüm görülmemiş. 10 yaşından itibaren ölüm görülmeye başlıyor. En büyük tehdit 60 yaşından sonrakiler. Ama bu demek değildir ki gençler etkilenmez. Gençler de tabiidir ki virüsü maruz kalıp hastalanabilirler. Ancak 70 yaşından sonrakiler asıl büyük risk grubudur. Risk grubunda olanları sıralarsak; 

1) Kalp hastaları; yani bypass olanlar, kalp kapağı değişenler, kalp pili taşıyanlar yani kalp ile ilgili problemi olan herkes

2) Diabet hastaları. Yüksek diabetliler özellikle riskli 

3) Kronik akciğer hastalığı olanlar. Daha önceden akciğer hastalığı geçirmiş 

4) Astım hastaları 

5) Böbrek hastalığı olanlar. 

6) Kanser hastaları 

7) İmmun supresif ilaç kullananlar 

8) Epilepsi yani Sara hastaları 

9) Sigara tiryakileri 

Nasıl korunmalıyız? 

Biz arkadaş canlısı, sık sık tokalaşan, selamlaşırken birbirine sarılıp öpüşen bir milletiz. Bu hastalık süresince bunu asla yapmamalıyız. Dışarıda çok kalabalık ve nemli yerlerden uzak durmalıyız. 70 yaş üstü bireyler zorunluluk harici dışarı çıkmamalıdır. Öksürürken, hapşırırken tek kullanımlık kağıt mendil içine öksürüp hapşırmalıyız. Eğer kağıt mendil yoksa kolumuzun içine öksürmeli veya hapşırmalıyız. Parmaklarımızın uçları çok önemli. Parmaklarımızın uçları sürekli dikkat noktamız olmalı. Çünkü her şeye parmaklarımızın ucuyla dokunuyoruz. Parmaklarımızı asla ve kata dışarıda baş-boyun bölgesine değdirmemeliyiz. Ağız, burun, göz ve kulağımıza dokunmamalıyız. 

Virüs metal yüzeyleri çok seviyor ve buralarda çok uzun saatler hatta günler boyunca canlı kalabiliyor. Kapı kolları, bozuk paralar, ortak kullanılan çatal-bıçak takımları, yani metal olan her şey çok riskli. Yukarıda belirttiğim gibi metal yüzeylerin üzerinde 14 güne kadar canlı kalabildiğine dair bilgi ve çalışmalar var. Cep telefonları; COVID-19 virüsü dahil neredeyse tüm virüs ve bakteriler için mükemmel bir besi ve çoğalma yeri. Gün boyunca ceplerde, masa üstlerinde, elden ele dolaşan cep telefonlarını yatağının baş ucuna, hatta yatağının içine koyanlar var. Bu yüzden günde en az 4-5 kere elleri yıkayıp telefonu antibakteriyel bir mendille veya kolonyalı mendille, yoksa nemli temiz bir kağıt havlu ile bir kaç kez temizledikten sonra tekrar ellerimizi yıkamalıyız. Tırnaklarımız diplerinden kısa kesilmiş ve çok temiz olmalı. Virüs parmak tırnak aralarında çok uzun süre tutunup canlı kalıyor. Uzun tırnaklar, protez tırnaklar virüs için oldukça elverişli konaklama yerleridir. Ellerimizi en az 1 dakika sabunla avuçlar, elin tersi, parmaklar, parmak araları, parmak uçları ve tırnaklar ve tercihen dirseklere kadar yıkanmalı ve çok iyi kurulamalıyız. Aslında %70lik etanol yani bizim geleneksel 80 derece kolonyamız bu COVID-19 virüsünü etkisiz kılmak için ideal. 

Türklerin genetik yapısı COVID-19 virüsünün yayılmasını engelliyor mu? Öyle olmasını dilerdim. Ama HAYIR öyle değil. Tamamen şehir efsanesi.  

Şimdi burada gen haritası ve ACE2 proteini ilişkisine girip çok ağır bilimsel bir dille bunu anlatabilirdim ama çok kısa cevabı; hayır engellemiyor, engellemez. 

Virüs mutasyona uğrayarak üçüncü bir tipini ortaya çıkarabilir mi? Evet. Mümkün. Bilim insanlarının olmasından korktuğu başka bir durum da bu. 

Havalar ısınınca ve yaz gelince COVID-19 virüsü kaybolacak mı? Net cevap; Hayır. Zaten bir yarım küre yazı yaşarken bir diğer yarım küre kışı yaşayacak. 

Merak etmeyin bu hastalık dünyanın sonu değil ve bir zaman sonra kaybolacak. Tüm dünyayı tedirgin etmesinin sebebi daha önce karşılaşılmaması ve bilinen bir tedavisinin olmaması. İnsanoğlu bilmediği ve daha önce tanık olmadığı her şeye ilk refleks olarak panik ve korkuyla yaklaşmış ve temkinli davranmıştır. 

Milyonlarca yıldır yeryüzünde var olma sebebinin asıl nedeni de zaten budur. 

Dr. Atilla Özmumcu