Coğrafyanın körüklediği rekabet

Coğrafyanın körüklediği rekabet

30 Eylül 2020 Çarşamba  |   Serbest Kürsü

Yusuf Bektaş

Washington Post muhabiri Liz Sly, Ermenistan ve Azerbaycan arasında yaşanan çatışmaların ilk dakikalarında, “Biz uyurken, Azerbaycan ve Ermenistan arasında savaş patlak verdi. Bu, Suriye ve Libya’nın ardından üçüncü Türkiye-Rusya savaşı” diye bir yazı paylaştı. Amerikalı bir gazeteci bu gerilimi, Türkiye-Rusya savaşı olarak görebiliyor. 

Bu coğrafyanın büyük güçlerinden olan Türkiye ve Rusya neredeyse her meselede karşı karşıya geliyor. Tarih boyunca Rusya dışında tam 14 ayrı savaşımızın olduğu ülke sayısı kaç tanedir bilemiyorum. İhtilaflarımız sadece Suriye ve Libya ile sınırlı değil, Rus ajansı Sputnik KKTC ifadesini hiçbir zaman kullanmıyor ve Kıbrıs ile ilgili haberlerde “Kıbrıs Cumhuriyeti” diyor. Ruslar Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti’ni tanımıyor ancak Kırım ilhakını da Türkiye tanımıyor.  

Rusya açısından konuya bakıldığında, Türkiye’nin bölgede baskın ve karar alıcı rolde olmasını istemiyorlar. Suriye’de Esad rejimi yıkılıp Ankara’ya sadık bir hükümet kurulsaydı, Libya’da da Sarrac şu ana kadar Hafter birliklerini yenip tamamen Libya’da otoriteyi sağlasaydı, Rusya’nın Akdeniz’de hareket alanı oldukça daralacaktı. Bunun önüne geçmek için yerel güçlerin arkasından yıllardır süregelen bir mücadele görmekteyiz.  

Yerel güçlerin arkasından devam ediyor dedik ancak Suriye’de de Libya’da da defalarca Türk ve Rus askerleri karşı karşıya geldi. Türkiye 2015’te Rus uçağını vurdu ve iki Rus pilot öldü. Bu olaydan 1 yıl sonra da Rusya “yanlışlıkla” 3 Türk askerini uçakla vurdu. Libya’da da benzer riskler halen devam ediyor.  

Burada aklımıza gelen ilk soru, Suriye ve Libya’nın ardından Azerbaycan-Ermenistan arasında yaşanan çatışma tekrar Rusya ve Türkiye’yi karşı karşıya getirir mi?  

Öncelikle Kafkasya’daki durum, Suriye ve Libya’daki gibi örgütler üzerinden ya da iç savaş şeklinde değil, bağımsız devletler üzerinden ilerlediği için direkt olarak bir Türk-Rus çatışması yaşanması mümkün değil. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, Rus medyasının ısrarla Türkiye’nin çatışma bölgesine Libya ve Suriye’den tehlikeli militanlar getirdiğini yazması. Bu iddia doğru mu bilemiyorum ancak Ermenistan karşısında çatışmaya girerlerse ve Rusya bu duruma müdahale ederse, bölgede ciddi tehlikeler ile karşı karşıya kalabiliriz.  

Bazı gazetelerimizde “Erivan’a yanlışlıkla füze sallanması gerektiği” gibi ifadeler yer alıyor. Rusya, Ermenistan’a ciddi rakamlarda silah sattığı gibi Azerbaycan ordusunda da Rus silahlarının oranı oldukça yüksek. Bu açıdan bölgede yaşanacak bir savaş en çok Rusya’nın işine yarayabilir. Türkiye’nin konuya temkinli ve itidalli yaklaşması büyük önem arz ediyor.  

Sonuç olarak Türkiye ve Rusya birçok fırsatta iyi ilişkiler kurmak için girişimlerde bulunsa da tarihi gerçeklikleri ve coğrafyanın karmaşıklığını bir kenara atamıyor ve tekrar tekrar karşı karşıya geliyor… 
 

Etiketler:  Yusuf Bektaş