Coğrafya kaderdir

Coğrafya kaderdir

30 Aralık 2019 Pazartesi  |   Köşe Yazıları

2019'u uğurlayıp 2020'yi karşılamaya hazırlandığımız günlerdeyiz. Gelen her yeni yıl yeni umutlar, yeni beklentiler demektir. Yeni bir yıla girerken geçmişteki tüm olumsuz ve kötülüklerin sona ereceğini, yeni yılla birlikte yeni başlangıçlar olacağını umut eder, hayaller kurarız. 

Ancak unutulmasın ki coğrafya her zaman kaderdir. Şimdi size sorsam ve desem ki; "Eğer bir daha dünyaya gelme şansınız olsa, hangi zaman diliminde ve hangi coğrafyada doğmak, yaşamak  isterdiniz?" Bilmiyorum kaçınız "Şu an ve bu coğrafya" der... 

Düşünün şimdi;  hangi ülkede ve hangi zamanda doğduğumuz, kimin çocuğu olduğumuz ve yaşam boyunca bizim irademiz dışındaki olay ve kişilerin  yaşamımıza yön vermeleri sonucu şekillenmelerimiz ve yol ayrımlarımız hepsi birer şans aslında... İşte bu şans sayesinde bazıları hiçbir şey yapmadan bu dünyada cenneti yaşarken, bazılarının şansına da şiddet, ölüm ve türlü türlü acılar ile sefalet ve yoksulluk düşüyor. 

Dünyaya gelişimiz zaten başlı başına bir piyango. Ancak öyle bir piyango ki, kimine her çekilişte büyük ikramiye çıkarken, kimine yaşam boyu tek bir amorti bile yok.  

O yüzden bize bir seçme şansı sunulsa, acaba hangi coğrafyada, hangi zaman diliminde doğmak isterdik? Aslında çok zor bir soru, şahsen ben çok düşündüm, "acaba nerede ve ne zaman yaşamayı isterdim" diye... 

Üstelik yer ve zaman dışında hangi koşullarda doğduğumuz da önemli...Örneğin  günümüz Orta Doğu cehenneminde mi doğmak isterdiniz yoksa gelişmiş, çağdaş ve insan haklarının üst düzeyde olduğu bir İskandinav veya Batı Avrupa ülkesinde mi?

Ya da ne bileyim siz seçin zamanı ve coğrafyayı... Amerika, İngiltere, Kanada, Almanya, Japonya, Danimarka, Avustralya, Irak, Suriye, Libya, Afganistan, Sudan, Yemen... Günümüzü beğenmiyorsanız istediğiniz yüzyıla gidin, geçmişte de hep birileri soylu, efendi, birileri köle, parya... Tüm insanları eşit  hak ve özgürlüklere sahip olduğu daha adil bir dünya sadece hayal mi? 

Kadın olsanız mesela, hangi coğrafyada ne zaman yaşamak istersiniz? Tecavüzün, şiddetin, aşağılanmanın sıradan ve olağan sayıldığı bir ülkede mi, yoksa bireysel ve ekonomik özgürlüğünüzün alabildiğine geniş olduğu bir ülkede mi? 

Bırakın farklı ülkelerde doğmayı, aynı ülkenin farklı bölgelerinde  doğmuş olmak bile o kadar çok şeyi değiştiriyor ki... Boğaza bakan bir  yalıda  zengin çocuğu olarak doğarsanız size her türlü olanaklar altın tepside sunulurken, kuş uçmaz kervan geçmez bir mezrada doğarsanız en temel hakkınız olan yaşama hakkınız bile mucizelere bağlı olabilir. Kimilerine sadece soyadı yüzünden bütün kapılar ardına kadar açılırken, kimileri de ağzı ile kuş tutsa bir yerlere gelemez. 

Coğrafya kadar yaşadığınız zaman dilimi de önemli. Skolastik düşünce-Engizisyon-Rönesans ve Aydınlanma çağı hepsi aynı kıtada ama farklı dönemlerde gerçekleşti. Yaşam ve zaman öyle değişken ve garip ki, 80-100 sene önce dünyaya geldiğinizde, etnik kökeniniz, renginiz, siyasal düşünceleriniz ve inançlarınız yüzünden hapse düşebilir veya öldürülebilirken, bugün bu değerleriniz ile baş tacı edilir, el üstünde tutulabilirsiniz. 

Hangi insan annesini, babasını, milliyetini, dinini, cinsiyetini, rengini doğuştan seçebiliyor? Hatta kendi seçimi olmayan bu özellikleri yüzünden yaşam boyunca başına gelmeyen kalmıyor. 

Kimi inançları, düşünceleri, etnik kimliği yüzünden öldürülürken, kimi cinsiyeti yüzünden aşağılanıyor, şiddet görüyor, tecavüze uğruyor, mal gibi  alınıp satılabiliyor.  

Yine yaşam boyunca karşılaştığımız doğru ya da yanlış insanlar yüzünden kaderimiz değişebiliyor. Geleceğimize yön veren bu insanların doğru veya yanlış tercihleri yüzünden çok farklı bir hayat sürebiliyoruz.  

Eğitim yaşamınız boyunca  karşınıza çıkabilecek doğru bir öğretmen, size tüm yaşamınızı değiştirecek olumlu bir etki yapabilirken yanlış bir öğretmen, sizi yaşama küstürebilir, tüm yaşamınızı alt üst edebilir. Bir doktorun yanlış bir teşhisi veya uygulaması, bir hakimin yanlış bir kararı tüm hayatımızı karartabilir. 

Hadi buraya kadar olanlar kişisel şansınız ya da şanssızlığınız diyelim. Ya politikacılar? Bunların hepsinden daha önemlisi ülkeleri yöneten politikacıların kararları sadece bir kişiyi değil, tüm ulusu kurtarabilir veya felakete sürükleyebilir. Tarihte ve günümüzde bunun yüzlerce örneğini görebilirsiniz. Tarihte örneklerini gördüğümüz savaşlar, katliamlar, sürgünler, işkenceler, sefaletler politikacıların kişisel hırsları veya bireysel tercihleri sonucu yaşanan acılar değil mi? 

Daha adil, daha yaşanabilir, herkesin dünya nimetlerinden daha fazla ve ortaklaşa pay alabileceği bir dünya kurmak çok mu zor? 

Coğrafya her zaman kaderdir, bazıları için seçme şansı yok... 

O yüzden midir acaba insanoğlu zaman zaman "Bir daha dünyaya gelirsem...." diye başlayan cümleler kurar. 

Her şeye rağmen yeni yılın hepimize önce sağlık, şans, mutluluk ve zenginlik getirmesini dilerim. 

Ülkem adına ise artık yepyeni bir dönemin başlaması umuduyla... 

Gelecek güzel günler hepimizin olsun...