Çember daralıyor

Çember daralıyor

10 Şubat 2020 Pazartesi  |   Mentor

Burada yazdıklarım benim kişisel görüşlerim ve olayların bana nasıl göründüğüdür. Kendimi hiçbir konuda iyi, akıllı, bilgili, yeterli, güçlü görmüyorum. Aksine 10 boyuttan bahsedilen bir evrende sadece 3 boyutu algılayabilen bir insan olarak her türlü bilgiden şüphe ederim. Sanırım bana göre beni farklı yapan da bu dogmalardan ve yobazlıktan uzak durmak, her türlü bilgiyi muhakeme etmeden kabul etmemek, eğer varsa benim avantajım. 

Fenerbahçe yine ve yeniden diyemeyeceğim çünkü yıllardır böyle kuşatıldığı çemberde sıkıştırılmak isteniyor. 

Hafta sonu Fenerbahçe infaz edildi, bu konuda söylenecek çok şey yok açık, kasıtlı ve bilinçliydi, hata değil infazdı.  

3 Temmuz’la neredeyse bire bir aynı saldırılar yapılıyor ama o zamandan iki büyük fark var: Siyasi iktidar o gün olduğu kadar güçlü değil ve siyasi dengeler bıçak sırtı. Ayrıca 3 Temmuz’da iktidarı destekleyen AKP'li Fenerbahçeliler artık açıkça rahatsızlıklarını ifade ediyorlar. 

Bunlar Fenerbahçe'nin yolunu açacak gelişmeler çünkü taraftar bağlılığı en yüksek kulüp Fenerbahçe ve bu yüzden taraftarlığı siyasi sonuçlara en güçlü tahvil edecek kulüp de o. Fakat taraftarlığın siyasi sonuçlara tahvil olması sanıldığı kadar güçlü değil, çok düşük bir orandır, belki % 1, daha fazla değildir. Ancak bu oran Fenerbahçe’de daha fazladır, üstelik iktidar muhalefet dengesinin 50/50 olduğu bir dönemde çok büyük oranlar ifade eder. Üstelik bu defa oyunun rengini değiştirecek insanların çoğu AKP'li ve bundan en çok AKP zarar görür. 

Ülkenin içinden geçtiği şartları da düşününce sadece taraftarlıktan kaynaklanan oy rengi değiştirme güdüsü daha fazla artacaktır. Her şey iyiyken insanlar takım taraftarlığı nedeniyle oy kullanmaz ama işler karışınca kararsızların çok olduğu bir ortamda bardağı taşıran son damla olabilir. Bu Fenerbahçeli seçmen olunca damla daha da büyür ve taşkın olur, zarar verecek hale gelir. 

Kabaca 30 milyon Fenerbahçeli'nin % 5'i fikir değiştirse yaklaşık 1-1.5 milyon civarı oy eder ki çok ciddi sonuçları olur; üstelik bunların büyük çoğunluğu AKP'li Fenerbahçeliler olur. 

Diyeceksiniz ki rakip takımlar için aynı şey geçerli değil mi? Değil birincisi taraftar bağlılıkları Fenerbahçe kadar yüksek değil, ikincisi hemen hemen hepsi AKP iktidarı döneminden oldukça önemli tavizler aldı. “Biz zulme uğruyoruz” fikri sadece Fenerbahçeliler'de var, yani Fenerbahçe dışında taraftarlığı oyunu etkileyecek taraftar sayısı çok düşük olasılık. Ayrıca Fenerbahçe bakan, milletvekili desteği, Florya'da arazi, bedava stat istemiyor sadece futbolu yöneten kurum ve kişilerin tarafsız olmasını istiyor o kadar.  

Yani AKP'li Fenerbahçeliler bu seneki şampiyonluğun kilidi, yolu açmak için onların Fenerbahçe'yi kollamaları lazım ama gerçek bu iken Fenerbahçe'nin beyazları ısrarla bir AKP-Fenerbahçe çatışması çıkarmaya çalışıyorlar, ki bu Fenerbahçe'ye ihanettir. 

Zaten iyi niyetli değiller, konu Galatasaray olunca hemen telefonuna sarılıp tweet atan Meral Akşener infaz karşısında suskun, Ekrem İmamoğlu Fenerbahçe'ye “Şikeci” demiş, CHP Milletvekili Fenerbahçe'ye küfrediyor, CHP genel başkan yardımcısı Süheyl Batum aktif görevdeyken Fenerbahçe'ye “Şikeci” demiş ama onlara ses yok. 

Bu tavır Fenerbahçe'ye çok zarar verdi, Fenerbahçe'yi spor kulübü olmaktan çıkarıp “Che Guevaracılık” oynattılar. 3 Temmuz’da Başbakan’la yakınlaşma şansımız ve olayları çok daha iyi yönetmemiz mümkün iken bunların yüzünden bu şansı kaybettik içinde bulunduğumuz durumda önemli sorumlulukları var. 

Beyazlar ve eski Fenerbahçe yönetimi bir yel değirmeni yaratıp bunu kendi iktidarlarını korumak için kullandılar, Fenerbahçe'yi küçültüp sahip olmaktı amaç çok zarar verdiler, bu asla unutulmamalı. 

Düşünün rakipler bile bunun farkında yolumuzu kesmek için bir AKP-Fenerbahçe çatışması yaratmak istiyor, beyazların dili rakiplerle aynı. 

Rakipler demişken bu kadar ucuz ve bayağı bir tarz ve mahalle kabadayısından hallice bir dil futbolda yaşamım boyunca görmedim. İnsan insan olmaktan ar ediyor. 

Ama rakipler deyince Beşiktaş'a özel bir parantez açmak lazım Süleyman Seba'nın devrinde gündemi belirleyen ve en çok saygı duyulan kulübü nasıl bu hale geldi anlayamıyorum. Hiçbir standartları ve tavırları yok, gündelik çıkarcı tavırlar. En son "tertemiz" komedisi; insanları aptal mı sanıyorsunuz? Yahu Fenerbahçe 9 yıl boyunca FETÖ ve türevleri ile mücadele ederken aklınız neredeydi? Temiz olan bir şey varsa onu Fenerbahçe temizledi. 

Yukarıda açıkladığım durumu Cumhurbaşkanı’na anlatmalıyız, futbolun tarafsızlığını güvence altına alırsa zaten bizim için sorun yok şampiyon oluruz. Eğer sonuç alamazsak radikal kararlar almak zorundayız çünkü bu tablo iktidar değişse de değişmeyecek. Açıkçası Ekrem İmamaoğlu'nu Berat Albayrak'tan daha tehlikeli görüyorum Fenerbahçe için, Meral Akşener Koray Aydın etkisi ile olsa gerek bizi herkesten önce boğmaya çalışır. 

O zaman başka alternatif kalmıyor, sistemin bizim kanımızla beslenip bizi yok etmesine engel olmak için ligden çekilmeliyiz. 

Efendim borç var, SPK falan bunlar kolaycıların ucuz yorumları. Fenerbahçe'nin varlıkları var, bankalara verip üstüne alacağı kredi ile de AŞ'nin hisselerini toplar Bankalar kabul etmezse kendileri bilir, bir dernekte kimi bulup ne alacaklarsa bulup alırlar. 

Aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar beklemek aptallıktır. Böyle giderse Fenerbahçe markası tükenecek çünkü bizi ezip ezip “yapamıyorsunuz” diyecekler ve geniş kitleler de buna inanacak. Toplumsal tabanımız yok olacak, sonsuza kadar Fenerbahçe'yi kaybedeceğiz ama böyle yaparsak kurumsal kimliği yok olsa bile Fenerbahçe markası yaşar ve oluşacak efsane bir gün yaşama döner, buna yürekten inanıyorum. 

“Post truth era” yani gerçek ötesi dönem yani içinde yaşadığımız dönem popülizm çağıdır. Haklılar değil kitlesel sonuç yaratanlar kazanır. Televizyonla, sosyal medyayla olmuyor, 20 yıl oldu daha kötüye gidiyor, buna artık izin veremeyiz.