'Cambaza bak'

'Cambaza bak'

9 Eylül 2019 Pazartesi  |   Mentor

Bugün Trabzonspor yönetimlerinin ve 3 Temmuz sürecini sistematik ve organize şekilde destekleyen Galatasaray yönetimlerinin nasıl samimiyetsiz ve ikiyüzlü davrandığını, taraftarlarını kandırarak bütün dikkatleri nasıl Fenerbahçe'nin üzerine çektiklerini ve iki kulübe harcanan paralarının nasıl dikkatlerden kaçtığını anlatacağım. 

Galatasaray 2011'deki olaylardan sonra 5 defa şampiyon olmuş, 6 defa Şampiyonlar Ligi’ne gitmiş, yaklaşık 250 milyon euro eder. 150 milyon euro civarında da hala tartışılan bedelli sermaye artırımı ve hisse satışından gelir elde etmiş, en son Riva ve Florya satışından cebine 100 milyon euro girmiş. Yani son 8 sezonda Fenerbahçe'nin cebine girmeyen 3.1 milyar TL. Galatasaray'ın kasasına girmiş, bu dönemde Fenerbahçe ise maddi manevi her türlü kaybı yaşamış.  

Trabzonspor ise tarihinin en kötü mali tablosunu yaşıyor. 

Ancak son 8 sezonda uğramadığı haksızlık kalmadığı halde Fenerbahçe, Trabzonspor ve Galatasaray bankalar önünde diz çökerken bankalarla pazarlık edebilecek kadar güçlü, üstelik yılda 30 milyon euro erkek basketbola harcayabiliyor. 

İşte “şike” diye gözlerden kaçırılmak istenen tablo budur. 

Trabzonspor ve Galatasaray'ın temel tezi “UEFA ve CAS karar verdi, Fenerbahçe şike yaptı”. Aslında öyle mi acaba yoksa algı yaratmak ve dikkatleri dağıtmak için gerçekleri ve detayları taraftarlarından saklıyorlar mı? Bakalım; 

Bildiğiniz gibi hukuk sisteminde hukuki sonuç doğuracak eylem yapma yetkinliği olan iki varlık vardır; 

1- Tüzel kişi 

2- Gerçek kişi 

Fenerbahçe tüzel kişidir, Aziz Yıldırım ise gerçek kişi, ancak Fenerbahçe sadece Aziz Yıldırım'ın eylemleri veya onu temsil eden kişilerin eylemleri ile hukuki sonuç doğurabilir. Yani Fenerbahçe'nin gol atmış sayılması için muhakkak Vedat Muriqi (gerçek kişi) gol atmalıdır. Fenerbahçe Stadı (tüzel kişi) gol atamaz. 

Doğal olarak, Fenerbahçe'nin suç işlemesi için bireylerin suç işlemesi gerekir. CAS da böyle düşünüyor. "UEFA, henüz gerçek kişilerin alacağı cezayı belirleyecek detayları araştırırken Fenerbahçe'ye ceza verebilir" diyor. 

Bunları 245., 246. ve 247. paragrafta açıklamış. İlginçtir bu bölüm "yet" diye bitiyor. İngilizcede tamamlanmamış süreçleri ifade etmek için kullanılan bir sözcük, zaten bu 3 paragrafı okuduğunuzda UEFA'nın Fenerbahçe'ye verdiği cezanın geçerli olması için "gerçek kişilere" de ceza vermesi gerektiğini anlarsınız. 

CAS diyor ki; UEFA'nın bir maç için bulgusu vardır. Fenerbahçe'ye ceza verir, kalan tespitlerden sonra yöneticilerin sorumluluğunu belirleyip ona göre ceza verir. CAS kararına göre Fenerbahçe kararının geçerli olması için en az "1" (bir) Fenerbahçe yöneticisinin ceza alması gerekir. Oysa almadı. 

Tam 6 yıldır arıyor UEFA, aradığı şeyi bir türlü bulamadı, görünen o ki sonsuza kadar da arayacak. 

Şimdi işin samimiyetsiz yanına geliyorum. Defalarca UEFA ve FIFA'ya başvuran Trabzonspor yönetimi  bir defa bile UEFA'ya başvurup "Neden en az bir Fenerbahçe yöneticisini cezalandırmadınız" diye sormadı. Oysa en az bir Fenerbahçe yöneticisinin cezalandırılması Trabzonspor tezlerinin ispatlanması demekti, halbuki şimdi CAS kararı bile yarım ve askıda. 

Aynı şey Galatasaray için geçerli; her fırsatta UEFA'ya mail kampanyaları düzenleyen insanlar UEFA'ya “Neden şike yaptı dediğiniz insanları cezalandırmadınız” diyemedi. 

O arada "Fenerbahçe şikeci" afyonuyla uyutulan milyonlarca taraftarın milyarlarca lirası kaybolup gitti. Ne Diagne'ye verilen 13 milyon euro ne menajerler ne de 8 yılda uçup giden 500 milyon euronun hesabı soruldu. Fenerbahçe ve şike dedin mi taraftarını uyutup milyonlarca euroyu halının altına süpürebiliyorsun. 

Düşünebiliyor musunuz, Trabzon taraftarının zihni o kadar karartılmış ki bir kişi bile “Siz Trabzonspor'un 700 bin dolar parasını Fetö suç örgütüne nasıl aktarırsınız” diye sormuyor.  

Galatasaray taraftarı 8 yılda Fenerbahçe'den 500 milyon euorodan fazla para kazanmışken “Neden Anadolu Efes taraftarı olmak zorundayız, neden rekabete cevap vermiyoruz” diye sorgulamıyor. 

500 milyon euroyu çok para, sosyal medyada ve televizyonlarda Fenerbahçe'ye küfreden tetikçi gazeteciler kiralayıp bir Fenerbahçe canavarı yaratıp paraların nereye kullanıldığını sorgulanmamasını sağlamak için yeter. 

Fenerbahçe afyonu o kadar etkili ki; Fetö'ye ödenen 700 bin doları ve artık nerelere ne ödendiyse başkalarını gözlerden kaçırmaya yetiyor. 

Sonuç; Fenerbahçe şike yapmadı, ilk gün söyledi, Metris'de söyledi, mahkemede söyledi. Bugün Yüce Türk Milleti adına karar veren mahkemeler söylüyor.  

Fenerbahçe şike yapmadı. 

Ama sizi Fenerbahçe diye kandırmaları size çok pahalıya mal oldu.