Çalışmak ya da çalışmamak

Çalışmak ya da çalışmamak

19 Ağustos 2019 Pazartesi  |   Köşe Yazıları

Son günlerde Rusya’da ekonomi gündemi açısından ilginç bir tartışma yaşanıyor. Başbakan Dmitriy Medvedev'in bir süre önce Cenevre’deki Uluslararası Çalışma Konferansında gündeme getirdiği çalışma gün sayısının 4 güne indirilebilecek olması konusu hem devlet kuruluşları hem de medya ve vatandaşlar arasında önemli bir gündem oluşturdu. 

Bununla ilgili çeşitli anketler yayımlanıyor ve halkın önemli bir bölümünün aslında böyle bir değişikliğe sıcak bakmadığı görülüyor. Böyle bir durumda çalışanlar gelirlerinde bir azalış veya işlerini kaybetme ihtimalinin söz konusu olmasından endişe ediyor. Bazıları da zaten iş gücü verimliliği ile ilgili sorunlar varken ve tatil günleri fazla görülürken çalışma gün sayısının 4 güne indirilmesine fikir olarak sıcak bakmıyor.

Çalışma Bakanlığından son olarak yapılan açıklamada ise çalışma gün sayısının azaltılmasında mevzuat bakımından engel bulunmadığı dile getirildi. Konuyu gündeme getiren yetkililer özellikle bugünkü teknolojik imkanlar, esnek çalışma sistemleri ve uzaktan çalışma imkanları gibi hususlar dikkate alındığında hem çalışanlar hem de işverenler için daha iyi sonuçlar ortaya çıkabileceğini düşünüyor.  

Kimileri ise Rusya'da iş gücü verimliliğinin artırılmasına ilişkin çalışmalar kapsamında konunun önemli olduğunu değerlendiriyor. Yani çalışma gün sayısının 4 güne indirilmesinin üretimde bir kayba neden olmayacağı, çalışma saatleri azalmış olacağı için de iş gücü verimliliğinin otomatik artacağına dönük bir bakış açısı var. Ama bunun gerçekten böyle olup olmayacağı tartışmalı görünüyor. 

İş gücü verimliliği ülke ekonomilerini değerlendirirken takip edilen önemli göstergelerden biri. Zira bu göstergenin altında başka birçok özellik bulunuyor. İş gücü verimliliği genelde her çalışanın belirli bir zaman zarfında ürettiği çıktı miktarı olarak hesaplanıyor. Tabii burada belirleyici olan faktörler kullanılan sermaye ekipmanları ve üretim yöntemleri. Fakat bunun yanında çalışanların eğitim durumu, çalışma alışkanlıkları ve kültürü gibi başka faktörler de önemli etkenler arasında yer alıyor. 

OECD’nin iş gücü verimliliğine ilişkin istatistikleri incelendiğinde Belçika, İrlanda, ABD, Norveç, Danimarka, Lüksemburg gibi ülkelerin oldukça yüksek verimliliğe sahip olduğu görülüyor. Rusya’nın da içinde olduğu bazı ülkelerde ise daha düşük oranlar söz konusu. 

Dolayısıyla Rusya’da iş gücü verimliliği konusu ekonomi politikalarının önemli gündemlerinden biri. Tabii Rusya’nın piyasa ekonomisi deneyimi çok uzun değil. Birçok açıdan geçiş ekonomisi özellikleri sürüyor. Yüzlerce yıl piyasa ekonomisi kuralları içerisinde evrilmiş iş adamı ve çalışan davranışlarının uzun süre komünist deneyim yaşamış olan ülkelerle aynı olmasını beklemek gerçekçi değil zaten. Ayrıca Rusya belli yapısal özellikleri olan bir ülke. İklim gibi hususlar da göz önüne alındığında durum karmaşıklaşıyor.  

Ayrıca Rusya'da iş gücü verimliliğinin düşük olmasına neden olan faktörler arasında sermaye ekipmanları, davranışsal ve iklimsel faktörler yanı sıra bazı alanlarda idari düzenlemeler ve bürokrasinin yoğun olması gibi faktörler bulunuyor. Diğer yandan iş gücü piyasasını etkileyen belki de en önemli husus nüfus dinamikleri. Rusya’da işsizlik oranı yüzde 5’in altında. Diğer yandan nüfus artmıyor ve aktif nüfus azalıyor. Örneğin aktif nüfus 2016’da 76,6 milyon iken 2017’de 76,1 milyona düşmüş. Ancak Rusya’daki eğitimli nüfus, dijitalleşme ve teknoloji kullanımı önemli avantajlar.  

Dolaysıyla konu göründüğü kadar basit değil ve iş gücü verimliğinin artırılmasına dönük çabalar uzun süre tartışılacağa benziyor.