Büyüyen tehlike: Kanser

Büyüyen tehlike: Kanser

25 Nisan 2019 Perşembe  |   Serbest Kürsü

Bağdat caddesinde 90’lı yıllarda Sicily’s Pizza vardı. Akşam iş çıkışı en yakın arkadaşım Nilüfer’le buluştuk. İçeride oturmayı sevmediğim için yine dışarıda oturmuştuk. Onunla o kadar kafa dengiydik ki gün içinde saatlerce telefonla konuşurduk. Hafta sonları buluşma yetmez, hafta içi de iş çıkışlarında görüşmeye zaman ayırırdık. O gün buluşmayı özellikle Nilüfer istemişti. Pizza siparişini verdik, sohbete devam ediyoruz. 

Daha önce doktora gittiğini biliyorum. Göğsünde bir şişlik vardı. Sonuçları buluştuğumuz gün alacaktı:

- Sonuçlar çıktı mı? Neymiş o şişlik? 

- Kanserim…

- Nasıl! Kanser mi? 

İkimiz de konuşamadık, başladık ağlamaya….

İşte ilk kanserle tanışmam 1996 yılında bu şekilde oldu. Ve o daha 33 yaşındaydı.

Çocukken annemden duymuştum. Teyzemin kızı gencecik 18 yaşında kan kanserinden vefat etmiş. O çocuk aklımla ağzıma almaktan bile çekinirdim bu hastalığın adını, korkardım, çaresi olmayan bir hastalık ve sonu ölüm… Şimdi ise çok yakınıma gelmişti. Ne yapacaktık? 

Tabii hiçbir şey yapamadık. Uzun uzun anlatmak istemiyorum inanılmaz acılı, çaresizliğin hüküm sürdüğü o süreci… Önce sol göğsü alındı. Bir süre iyi gitti her şey. Sonra akciğer, karaciğer ve en son kemiklerine sıçradı. Maddi- manevi öyle böyle değil; yıktı, ezdi, tüketti, bitirdi… 36 yaşında 3 yıl boyunca olağanüstü derece verdiği savaşı kaybetti. Onun yerini kimse dolduramadı. Yine dostlarım var tabii ama onun gibi en yakınım bir daha hiç olmadı…

Kanser hastalığının Antik Mısır’dan beri var olduğunu gösteren bulguların olduğunu söyleyen uzmanlar, kanser hastalığına ismini, modern tıbbın kurucusu Hipokrat’ın verdiğini ve manasının yengeç anlamına gelen “Cancer” kelimesinden, Onkolojinin ise Roma İmparatorluğu döneminde eski Yunanca ’da “onkos” ur, şişlik kelimesinden geldiğini ifade ediyorlar. Kökleri bu kadar çok eskiye dayanan çağımızın vebası kanser son zamanlarda insanlığı daha da artan çeşitleriyle ciddi boyutlarda tehdit ediyor. Kanser girdiği her aileye özellikle psikolojik olarak bir daha normale dönme imkanı tanımıyor.

Peki, kansere neler sebep oluyor?

Uzmanlara göre; yüzde 85 dış etkenler: Sigara, alkol, kimyasal maddeler, radyasyon, bazı enfeksiyonlar, sağlıksız beslenme, obezite gibi faktörler.

Yüzde 15 ise iç etkenler: Kalıtsal nedenler, değişimler, bağışıklık sisteminin yetersizliği, hormonal ve metabolik bozukluklar. 

Aslında günümüzde her şeyin başı stres. Stres vücudumuzun savunma mekanizmasını çalıştırır. Lakin kimimiz güçlü kişilikleri ve doğru stratejiyi belirleyerek bu dönemi atlatmada başarılı olurken, kimimiz ise bocalar. Bu bocalama esnasında stresten öncelikle hormonal sistem, bağışıklık sistemi ve sinir sistemimiz etkilenir. Bağışıklık sistemimize saldıran stres vücudu zayıflatır ve üzüntü yorgun düşen bedenimizi hastalıklara açık, savunmasız hale getirir.

Kanser türlerinin ülkemizde bölgelere göre farklılık gösterdiğini biliyor musunuz?

Marmara Bölgesi'nde çevre kirliği ve sigara kullanımının çok yoğun olması nedeniyle ilk sırada erkeklerde akciğer kanseri var. Maalesef akciğer kanserinde hastaların yarısı ileri evrede teşhis edilmektedir. Akciğer kanseri sanki gizli bir düşman gibi… Kadınlar da ise meme kanseri birinci sırada gittikçe artan sigara kullanımı nedeniyle de akciğer ikinci sırada geliyor. 

Marmara Bölgesi’nde yine sigaranın etki ettiği mesane, pankreas, mide kanserleri de var. Şimdilerde ise bağırsak kanseri tırmanmaya başladı. 

Karadeniz Bölgesi’nde de tiroid hastalığı ve tiroide bağlı kanser hastalıkları ön plana çıkıyor. 1986 tarihinde Ukrayna’daki Çernobil Nükleer Santralinde meydana kaza sonrası çıkan radyasyonun etkileri günümüze kadar yansımaya devam ediyor. Hatırlarsanız o dönemde ANAP'ın kurucularından olan Bakan Cahit Aral facia sonrası çaydaki radyasyonun tehlikeli olmadığını kanıtlamak için kameralar önünde boy göstererek çay içmiş gözümüzün içine baka baka “zararsızdır” diyebilmişti.

Güneydoğu Anadolu’da yine mide kanserleri daha sık görülüyor. İç Anadolu Bölgesi’nde ise akciğer, mide ve kalın bağırsak kanseri yoğunlukta. Türkiye’nin sahil kesimlerinde ise mesane kanseri ön planda.

Doğu Anadolu Bölgesi'nde ve Erzurum’da sıcak çay içmeye bağlı özofagus yani yemek borusu kanserleri ve mide kanserleri ön planda. Ne enteresan bu çay… Karadeniz de radyasyonlu çay, Doğu Anadolu’da sıcak içilen çay… Çaydan uzak mı dursak?

Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Merkezi (IARC)’nin yayınladığı son raporda 2018 yılında kanser vakaları, kalp hastalıklarının ardından en büyük hastalık ve ölüm nedeni olarak gösterildi. Her 6 ölümden 1'inin sebebi kanserdi. 

DSÖ’ye göre geçen yıl 18,1 milyon yeni kanser vakası ortaya çıktı. Kanser vakaları erkeklerde biraz daha fazla görüldü. Tahmini 9,6 milyon kişi de kanserden hayatını kaybetti.

Yine DSÖ’ye göre, dünya genelinde her yıl ortalama 300 bin çocukluk çağı kanseri vakası tespit ediliyor. Yüksek gelirli ülkelerde çocukların yüzde 80’i kanseri yenerken, düşük ve orta gelirli ülkelerde ise çocuklardan sadece yüzde 20’si yaşama tutunabiliyor.

Günümüzde kanserden korunma için bizim yapabileceklerimiz öncelikle sağlıklı beslenme ve spor. Tütün ürünlerinden de uzak durma tabii… Temiz çevre bilincini geliştirip, farkındalığı tüm topluma yayabilme…

Yasemin Özben

Fotoğraf: LÖSEV