Buruk sevinç

Buruk sevinç

16 Mayıs 2019 Perşembe  |   Köşe Yazıları

Salı günü, kanser hastası olan Prof. Dr. Haluk Savaş’ın yurtdışında tedaviye gidebilmek için yürüttüğü mücadeleyi yazmıştık. 

KHK’lı olan Savaş, yargılanıp beraat etmesine rağmen pasaport alamıyor, dolayısıyla yurtdışına çıkamıyordu. 

Savaş Twitter’dan şöyle isyan ediyordu: 

“Adana Valiliği’ndeydim; pasaport için önce tahditlerin sorgulandığı odaya girdim. Memura KHK’lı olduğumu, yargılanıp beraat ettiğimi, mahkemenin yurt dışı yasağımı kaldırdığını, iki kez tekrar etmiş kanser hastası olup yurt dışında tedavi olmak istediğimi belirttim. Memur bilgisayardan baktı, KHK ile pasaportumun iptal olduğunu, bu nedenle pasaport çıkaramayacaklarını belirtti. Yani, mahkemenin benim yurt dışına çıkış yasağımın kaldırması hiçbir anlam ifade etmiyor. KHK bizi yurt içinde ölüme mahkum ediyor.... Benim ortalama ömrüm 39 ay. Bunun 30 ayı geçti. Geri kalan 9 ayı devletin çeşitli birimleri ile geçireceğiz.” 

Sözcü gazetesinin internet sitesinde Adana Valiliğinin Savaş'a pasaport verileceği açıklamasını okuyunca çok sevindik, demek tedavi olabilecekti. 

Ama haberi okumaya devam edince sevincimiz yarıda kaldı. 

Çünkü açıklamada, “zaruri haller” kapsamında pasaport verileceği vurgulanıyordu. 

Nasıl yani? 

Bu insan yargılanmış ve suçsuz bulunmuştu; “zaruri haller” ne demekti? 

Herhalde, “Normalde sana pasaport falan vermezdik ama haline acıdık” demek istiyorlardı. 

Sağolsun bizim devletimiz böyledir, insanın sevincini de kursağında bırakır! 

Ama inanın Savaş’a pasaport verilmesini devletin “yufka yürekliliği” değil sosyal medyada başlatılan kampanya sağladı. 

İnsanlar bu duruma haklı olarak isyan etti. 

Nasrullah Ayan dostumuz aramızda geçen kısa bir konuşmanın hemen ardından sosyal medyada “#HalukSavaşaPasaport” etiketiyle çok ses getiren bir kampanya başlattı. 

Teşekkürün büyüğü Ayan dostumuza...