'Bu ülkede kitap okumak lüks'

'Bu ülkede kitap okumak lüks'

15 Şubat 2016 Pazartesi  |   MG Özel

Medya Günlüğü'ndeki "Pazartesi Söyleşileri"nde bu hafta bir  kişiden çok "mekân konuşuyor"... İstanbul sahaflarının kalbi Aslıhan Pasajı'ndayız. Pasajdan içeriye girer girmez eskimiş saman kağıdı kokusunu duyuyorsunuz. Kitabevleri ve eski parçalar satan dükkânlar bir koridor boyunca sağlı sollu uzanıyor. Zamanla yok olup olmayacağını tartışa tartışa bitiremediğimiz basılı yayınlara ilgi bir hayli yoğun aslında. Ancak Sevgililer Günü'nde, sahaflara "kalpli balon" soran da yok değil! Pasajın varlık amacını kavrayamamışlar dışındaki birçok kişi buranın müdavimi zaten. Pasajda; 1970'lerden, 80'lerden, 90'lardan ve daha eskilerden kalan aile fotoğraflarını da bulabiliyorsunuz, Türkiye ve dünya edebiyatının kült eserlerinin ilk baskılarını da. Samuel Beckett'in "Tüm Kısa Oyunları" da var, Ahmed Arif'in "Hasretin Prangalar Eskittim"i de...Koleksiyonerler bilir, böylesine değerli eserlerin ilk baskıları pahada da "değerli." Bu kitapların nasıl ve nereden bulunduğunu, Volga Kitabevi'nin sahibi 13 yıllık sahaf Seyit Buğra Tuğranlı'ya sorduk. 

-Nasıl buluyorsunuz buradaki kitapları? 

-Müşteriler okudukları kitapları satıyorlar ya da değiştiriyorlar. Kimisi hibe bile ediyor. Çöpe atılsa dahi geri dönüşüm oluyor, önemli olan yakılmaması. Aynısı bir daha basılamayacağından eski kitapların parçalanması, yıpranması ve yok olması kötü oluyor. Bir sürü yolla birçok kişinin elinde oluşan bir yapı bu. Kağıt toplayıcılarının bulduğu kitaplar var mesela. Öyle kitaplar buluyorlar ki inanamazsınız. 

-Bu döngüde 'yasaklı kitaplar' da kolaylıkla bulunabilir öyleyse...

-Artık pek yasaklı kitap kalmadı, ama bulunuyor ve biz de satıyoruz. Bir kitabın birinci baskısı yasaktır ancak. İkinci eli satmak yasak değil.

-Basılı yayınlara ilgi giderek azalıyor. Dünden bugüne ne değişti?

-Eskiden okuyan kesim daha fazlaydı. Şimdi genç kuşak okumaya daha eğilimli ve sahaflara gelmeyi seviyorlar. Bir de kadınlar her zaman daha çok okuyor, okurları oranlayacak olsak yüzde 60 pay alırlar.

-İnternetin yaygınlaşması satışlarınızı etkiledi mi? 

-Birçok kişi, kitapları internetten satın alıyor ya da indiriyor. Bu elbette ki olumsuz etkiledi bizi. Ama gerçek okur, yani bir eseri gelip de görerek alan okur, değişmedi. İnterneti sadece bir araştırma aracı olarak kullanmak da bir tercih çünkü. Kitabı alıp kokusunu duymak ve saman kağıdının dokusunu hissetmek hâlâ gerçek okuru etkiliyor. İkinci el kitaplarda, önceki okuyanların izlerini bulmak da çok heyecanlı onlar için. 

-Sahaflar çarşısında satılanlara sadece 'vintage parçalar' gözüyle bakan modaseverler de var ama... 'Gerçek okur' dediğiniz kitleye sahiden rastlıyor musunuz?

-Rastlıyoruz tabii. Burada 30-35 sahaf var. Belli bir tabaka hep gelir, onlar sahafların tabanıdır. Hatta gelirler; çayımızı, kahvemizi, içkimizi içeriz birlikte. Sahaf dostları var hâlâ.

-Sahaflık, geçiminizi kolaylıkla sağlayabileceğiniz kadar para kazandırıyor mu peki?

-Bundan 10 sene önce iyiydi her şey. Maalesef bu sıralar çok kötü. Son dört yıldır neredeyse hiç kazandırmıyor. Satışlar, dünyadaki ekonomik, siyasal ve toplumsal olaylardan etkileniyor. Çünkü bir kriz durumunda önce kitaplardan vazgeçiyor insanlar. Olumsuzluklardan en erken etkilenen sektörlerden biri, kitap sektörü. Kitap okumak bir lüks olarak görülüyor bu ülkede. Aslında kitap temel ihtiyaçlardandır, her şey eğitimle başlar. Bunu zamanla unuttuk. Yiyeceğimizden giyeceğimizden kısmıyoruz, ama kitapları hemen gözden çıkarıyoruz.