Bu da geçer

Bu da geçer

27 Nisan 2020 Pazartesi  |   Köşe Yazıları

Olağanüstü günlerden geçiyoruz. Bir virüs belası tüm dünyanın başına musallat oldu, hiç kimsede huzur ve rahat kalmadı. Sanki tek başına tüm insanlığı esir alan bir düşmanla karşı karşıyayız. Ne süper güç olmak işe yarıyor ne de petrol zengini olmak... 

Neredeyse olmaz dediğimiz her şey geliyor insanoğlunun başına... Şu anda ne spor karşılaşmaları yapılabiliyor, ne konser, toplantı, gösteri, bilimsel etkinlik, festival, gezi ve insana dair aklınıza gelen her türlü toplu etkinlik... Kimse yakın gelecekte neler olacağını kestiremiyor. Resmen dünya stop etmiş durumda, acil ve gerekli ihtiyaçlar dışında doğru dürüst yapılan bir şey yok. 

Bir süre önce düşünülmesi mümkün dahi olmayan gelişmeler yaşanıyor. Hiç aklınıza gelir miydi mesela ülkede camilerin kapatılacağı? Ramazanda teravih namazlarının ve cuma namazlarının kılınmayacağını, toplu iftarların yapılmayacağını düşünebilir miydiniz?  

Bir yakınınızı, sevdiğiniz bir dostunuzu kaybetseniz cenazesine bile katılamıyorsunuz. Onları son yolculuğuna uğurlayamıyorsunuz. Eşe dosta son bir vedayı, son görevimizi bile çok görüyor bu virüs illeti.  

Şair'in dediği gibi, sonsuzluğa gidenler de sessiz ve yalnız ayrılıyor aramızdan. 

"Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol; 

Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol." 

Bu öyle bir bela ki, gündelik yaşama dair yapabildiğimiz her şeyi engelliyor, izin vermiyor. Şu aralar hasta olsanız korkudan hastaneye gidemiyorsunuz. Bir dostunuzla arkadaşınızla bir yerde karşılıklı oturup iki kelam edip dertleşemiyorsunuz. Can parçalarınıza, en çok sevdiklerinize, değer verdiklerinize şöyle doya doya sarılıp öpemiyorsunuz. Evlenmek isteyenler desen belki de bu en mutlu günlerinde buruk bir yalnızlık içinde evleniyorlar. 

Bu öyle bir bela ki, sanki herkesi yalnızlığa itiyor, kendi içine hapsediyor. Dışarı çıkmak yok, gezmek yok, özgürce ve aylakça ortalıklarda koşuşturmak yok. İşine gücüne gitmek zorunda olanlar, bir an önce evlerine dönme telaşı içinde. Sokağa çıksak bile suçlu gibi, kimseye görünmeden, kimseyle karşılaşmadan ve yaklaşmadan  işlerimizi çabucak halletme çabası içindeyiz. 

Herkes evlerine kapanmış bu sürecin geçip gitmesini ve bir an önce normal hayatına dönmeyi bekliyor. Hepimiz karantina sonrası yapılacakların listesini tutmakla meşgulüz. Toprağı, çimeni, sahillerdeki iyot kokusunu özledik. Yaz mevsiminin yaklaştığı şu günlerde ne tatili düşünebiliyoruz ne de gezmeyi... Ama bu günler de geçecek elbette. Evet belki hiçbir şey bir anda eskisi gibi olmayacak ama bunlar da geçecek.   

İnsanoğlu, dünya kurulduğundan beri ne badireler, ne tehlikeler atlattı. Ne savaşlar, yıkımlar, salgınlar, felaketler gördü ama yılmadı. Ne acılar, yoksulluklar, karanlıklar gördü ama pes etmedi. Yine etmeyecek... O aşı, ilaç her neyse er ya da geç bulunacak. Hayat şimdilik eve sığıyor ve evde kalmak zorundayız ama hayat asıl sokakta güzel... 

Gün gelecek bunları da unutacağız... 

Gün gelecek yağmurlar altında iliklerimize kadar ıslanıp güneş altında umarsızca yanacağız... 

Gün gelecek yine sokaklara, sahillere, meydanlara akacağız... 

Gün gelecek yine statları, kafeleri, sinema ve konser salonlarını dolduracağız... 

Gün gelecek ne kadar yarım kalan işimiz varsa hepsine devam edeceğiz... 

Hayatı doya doya özgürce yaşayacağız...