Bizim ‘güzel sahnemiz’

Bizim ‘güzel sahnemiz’

16 Ağustos 2020 Pazar  |   Serbest Kürsü

Adnan Genç, serbest gazeteci

Korona günlerinde zorluk yaşamayan kimse kalmamıştır herhalde… Özellikle sanat alanında hizmet üreten ve çalışan kişiler ve gruplar, çok zorlandılar. Bazıları artık izleyicisine kavuşmak için özel bir çaba gösteremez halde. Bugünden başlayarak, başlarını büyük bir kararlılık ve ilkeyle ayakta tutmaya çalışan tiyatro gruplarından biriyle konuşmaya başlıyoruz. Kuzguncuk Sanat Tiyatrosundan Gizem Duman Şeşen, sorularımıza yanıt verecek.. 

-Doğrusu hemen konuya girmek isterim. Elbette istediğiniz bir an; kimsiniz, ne zamandır tiyatro oyunculuk yapıyorsunuz; kendi tiyatronuzu açmaktaki etmen karar(lar) neler oldu; tiyatronuz genç hevesliler ile seyirci eğitimi konusunda neler yaptı; seyircinizle buluşmak turneler ve başka etkinlik türlerini denediniz mi? Önceden sahneniz vardı Kuzguncuk’ta, neden kapandı? Sahneniz varken düzenli olarak orada mı oyunlarınızı oynardınız? Ya da bunları yanıtlayın lütfen, esas konuya hemen sonra girelim…

-Tiyatro açmak gibi bir niyeti asla olmayan, sahneden inmeyen hevesli bir öğrenciydim. 2. sınıfı bitirdiğim sene okulumuzun mezun olan sınıfı inanılmaz oyunlar hazırlamıştı. Kimileri kendi yazmış kimileri bilinen oyunları seçmişti. Mezuniyetleri festival tadındaydı. Yalnızca mezun olabilmek için oynayabilmişlerdi. Oyunları izleyebilen 40-50 kişiydi en fazla. Sonrasın da iş aramaya başladılar. Kimse kabul etmiyordu. ‘En az 3 profesyonel oyunda oynamış olma’ şartı hemen hemen her tiyatroda karşılarına çıkıyordu. Reklam dizi sinema elemeleri cehennem gibiydi. Üzüldüm, düşündüm ve canımızın istediği oyunu oynayabilmek için ancak yola koyuldum. Kuzguncuk adını mahallesinden alıyor. Yine öğrenciliğimde en etkilendiğim mahalle Kuzguncuk’tu. Öyle bir mahalleydi ki; mahalleden çıkmadan hayatta kalabiliyordunuz. Terzi, manav, doktor, elbise dükkânı, postane, okul, bostan ve yazları açılan sineması vardı. Büyülenmiştim; mantar gibi AVM’lerin açılmaya başladığı dönemde. Yalnızca tiyatrosu yoktu. O da oldu mu mahalle tamamlanacaktı benim için. Adını koyup taşınmam arasında 2 sezon var. Taşındıktan sonra da 5 sezonu doya doya geçirdik hep birlikte. Eğitimler, oyunlar, konserler, film gösterimleri, yaz okulu kış okulu, sergiler derken mahallenin sanat merkezi olduk. Şimdi yaptığım programlara bakıyorum da kimler kimler gelmiş ne güzel çocuklar büyümüş. Tiyatroda konser yaptığım zaman çok tepki almıştım. Aklıma geldikçe gülümserim. Bizde de fazlaca muhafazakâr var. Şimdilerde herkes yapıyor ne güzel. Kiracıydım. Bu gün sahnesini ayakta tutmaya çalışan herkesin yükünü halini çok iyi anlarım. Kuzguncuk Sanat ayakta kalabilsin diye başka başka yerlerde festivaller yapardım. Yerleşik hayatta turne çok yapamadım ama öncesinde gitmediğim mahalle, şehir kalmamış olabilir. Cezaevleri ve çocukların koruma altında olduğu her yer önceliğimdi. Atölyeleri ve film okumalarını çok önemserdim. Haftanın yükü onlardaydı. Genç tiyatrolara her zaman kapım açıktı. Kira almazdım. Prova için yer arama acısını da bilirim. Elimden ne geldiyse tereddütsüz yaptım. Kuzguncuk Sanat’ın kapısından içeri giren herkes ‘canı ne istediyse’ yapmıştır. Geri çevrilmiş kimse olmadı. Keşke devam etseydi de yine kapısı ardına kadar açık olsaydı. 

-Korona deyince akan sular duruyor artık. Kimileri hizmet veriyor veya tamamen kesiyor; kimileri de fırsatçılık yaparak, tüketiciye en ağır koşullarda hizmet ve ürün sunuyor… Sizler, sanatla uğraşan insanlarsınız ve hayatında tiyatroya gitmemiş bir çoğunlukla karşı karşıyasınız… Onları sanatınıza çekmek nasıl mümkün ve kolay olacak?  
 

 

-Pandemi süreci bana Yalova depremini hatırlattı. O zaman gördüğümüz fırsatçılıklar pandemi döneminde yasalaşmıştı. Bu çok acı. Hafızası olmayan bir toplumuz. Ders almıyor ve kötülüğümüz katlanarak devam ediyor ne yazık ki. Biz bazıları gibi tamamen evdeydik. Sokağın nabzına pek hâkim değilim. Olmamam iyi de oldu. Karşı karşıya olduğumuz çoğunluk keşke sevgiyi, doğayı, saygıyı, paylaşmayı, iyi insan olmayı bilselerdi de tiyatroya gitmemiş olmaları bizim onlara ulaşamamış olmamız olsaydı. Ne yazık ki imkânlar için cahil kalmayı tercih eden bir çoğunluk var. Her ekonomiye uygun, her mahalleye yakın, her tarzda bir tiyatro bulmak pek mümkün ama tercih etmiyorlar çünkü bunu ihtiyaç olarak görmüyorlar. Sosyal medya ya da akıllı telefonlar, internet pek güzel faydalı kullanılabilir ama umurlarında değil. Çocuklar kitapları tanımıyor. Klasiklerden bihaber. Eğitim sistemine hiç girmiyorum (zaten yok artık ) aileler sadece yedirip, içirip, giydiriyor. Ben hâlâ annemin öğrettikleriyle yaşıyorum. Sinemaya 4 yaşında gitmişim Tiyatroya 5. Almak istememişler annem ısrar etmiş. İşimiz zor ama imkânsız değil. Şartlar giderek zorlaşıyor. Yerel yönetimlerin derhal imkânlarını, halkı sanatla buluşturmaya seferber etmesi gerekiyor. Bizimde koşarak gitmemiz tabii. Ben kendime düşeni zamanında yaptım. Yapmaya devam ediyorum ama eskisi kadar kolay olmuyor. 

-Yerel yönetimlerin asfalt döşemek, çöp toplamak ve imar kanunları delmek gibi işlerinin yanı sıra; kültürel alanlarda var olan insan ve gruplara da katkı sunması beklenir. Normali bu… Sizler, istemiyor olsanız bile acaba bulunduğunuz ilin veya ilçenin yerel yöneticileri (kültür bakanlığından vazgeçtim); korona günlerindeki zorlukları bahane ederek; sürekli ve kurumsallaştırabildiği bir ilişki türü yarattı mı? Seyirci desteği, tanıtım desteği ve var oluş çabalarını fonlama gibi…  

-Kültür Bakanı özelinde değil ama Kültür Bakanlığında yaptığımız görüşmelerde hatta şöyle diyeyim Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğünde, bizler için çabalayan, uğraşan, gayet iyi niyetli yöneticiler olduğunu gördüm. Çok anlamadığımız bir sistem var bakanlıklarda, canlarının istediği gibi yönetmelik değiştiremiyor projeler yapamıyorlar. Herkes birbirine bağlı. Maliyesi, iletişimi, çalışması, bakanı, müdürü… Haliyle yavaş ilerliyor her konu. Uzun vadede bu zincirin tamamına ihtiyacımız var ve umarım seferber olurlar. Yerel yönetimler her zaman bakanlıklardan daha etkin olabilecek durumdalar. Daha özgürler. İl ya da ilçelerini tanıyorlar. İhtiyaçlara daha çabuk müdahale edebilirler. Fakat pandemide bütçesiz kaldıklarını kültür sanatın bütçelerinin de dezenfekte ve sosyal yardımlara gittiğini belirtiyorlar. Doğru olabilir. Ama pandemi ilk defa yaşanıyor bundan önce nereye gidiyordu? Kadıköy Tiyatroları Platformu üyesiyiz. Yıllardır Kadıköy Belediyesi ile ortak çalışmalarımız oldu. Şenliklerimizde lojistik destek sağladılar. Eğitim programı yaptık; birlikte onda da katkıları büyük. Uykudan Önce Çocuk Tiyatrosu adıyla bir projemiz oldu yine lojistik, tanıtım ve sahne desteği verdi geçtiğimiz sezonlarda. Pandemide bir destekleri henüz olmadı. Kadıköy oldukça önemli bir sanat merkezine dönüştü. Avrupa yakasında kapanmak zorunda kalan sahnelerde buraya geldi. Her sokakta bir tiyatro var. Kadıköy’ü kültür ilçesi yapan tiyatrolar ve konser salonları oldu. Kadıköy’ün lokomotifi sanatçıları ve sahneleridir. Bu nedenle kısa sürede hayati desteği vermesi gerekmektedir.

Pandeminin ilk günlerinde Tiyatromuz Yaşasın adıyla ulusal bir kampanya başlattık. Türkiye de ki hemen hemen her özel tiyatronun katılımı oldu. 500 ü çoktan geçti tiyatro sayısı. Sıklıkla toplantılar yapıyoruz. Dertlerimiz ortak. 2020’de varlığımızı devlete kanıtlamaya çalışıyoruz ve bir yandan da hayatta kalmaya çalışıyoruz. Kampanya sayesinde ulusal verilere sahip olduk. Yerel yönetimlerin ortak çözümlerde bizim gibi birlik olmaları gerekiyor. Ama ulusal bir cevap vermek gerekirse henüz hiçbir belediye somut adım atmadı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile yaptığımız toplantı umut vericiydi. Onların atacağı somut adımlar herkese örnek olacaktır.  

-Tam da bugünlerde ki, olağan zamanların sezon dışı sayılan bugünlerinde ve/veya sezon için neler yapıyor ve neler planlıyorsunuz? Önlem olarak, gözünüzü dikip maişet motorunu döndürecek başka bir alan düşündünüz mü? Teşekkürler ve kolaylıklar diliyorum…  

-Benim için sezon hiç bitmezdi. 12 ay tiyatrodan yanayım. Başımıza bunlar gelmemiş olsaydı oynamaya devam ediyor olacaktım. Yeni oyun yapmayı çok istiyorum ama mümkün değil. Zaten pandemi öncesinde yaşanan bazı olaylardan dolayı oyunlarımız iptal ediliyordu sıklıkla. Eminim tüm meslektaşlarım bu sezon için hazırladıkları oyunlarını az sayıda sahneleyebildi. Seyirciyle buluşmaya devam edebiliriz. Yeni oyun yapan arkadaşlarımız var elbette provalar başladı. Umarım sorunsuz bir sezon olur hepimiz için. Büyük borçlanmalar yaşıyoruz özellikle sahneli tiyatroların yükü çok ağır. Ben teşekkür ederim vakit ayırdığınız için. Hepimize kolaylıklar.

1. yazı

2. yazı

3 .yazı