Biz bu S-400’ü neden aldık?

Biz bu S-400’ü neden aldık?

19 Haziran 2020 Cuma  |   MG Özel

Bir zamanlar manşetlerde yer alan S-400 füzeleriyle ilgili haberler, son zamanlarda virüs salgınının da etkisiyle gündemde alt sıralara düştü. 

Örneğin, önceden Rus füzelerinin aktive edileceği tarih olarak açıklanan nisan ayı birkaç küçük haber dışında sessizce geride kaldı. Aktivasyonun virüs salgını nedeniyle ertelendiği açıklaması haliyle inandırıcı bulunmadı.

Benzer şekilde, Rusya'nın S-400’lerin ikinci parti teslimatı konusunda Türkiye ile görüşmelerinin ilerlediğini ve Türk tarafının nihai kararını beklediklerini açıklaması da gündemde kayboldu.

Oysa, yaklaşık bir yıl önce füzelerin teslimatı başladığında çok daha farklı bir hava vardı. Medyada Türkiye ile Rusya’nın nasıl “kanka” olduğundan söz ediliyor, anketlerde iki ülke arasındaki ilişkileri “stratejik ortaklık”, “yakın iş birliği” ya da ve “iş birliği” olarak tanımlayanların oranı yüzde 56’ya kadar yükseliyordu. Yani, medyada ve kamuoyunda Türkiye ABD’ye karşı güçlü bir dost kazanmış havası egemendi. Ama öte yandan, “Türkiye S-400 almaz, alamaz, son anda iptal edilir” diyenler de haksız çıkmıştı. 

Haziran ayının sonuna yaklaşırken bir zamanların popüler konusu olan Rus füzeleri şimdi neredeyse tabuya dönüştü. 

Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi’nin 17 Haziran’da yayınlanan “Rus bakanların neden gelmediği belli oldu” başlıklı yazısı bu açıdan önemli bir istisna. 

Selvi, iktidar kaynaklarına dayanarak, S-400’ler konusunda yaşanan iki önemli gelişmeyi şöyle aktarıyor: 

1. Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerin gerilmesinden S-400’ler doğrudan etkileniyor. Son dönemde Libya ve Hafter konusunda yaşanan sorunların seyri S-400’lerin aktif hale getirilmesi sürecini de etkileyecek. 

2. Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiler düzeldikçe, S-400’lerin aktif hale getirilmesi gecikiyor.” 

Selvi’nin kendi yorumu ise şöyle: 

“Resmi açıklamalar işin mecrasında yürüdüğü şeklinde ama Rusya-ABD-Türkiye üçgenindeki gelişmelere bakıp S-400’lerin aktif hale gelme sürecinin uzayacağını görüyorum. Ama henüz S-400’ler aktif hale getirilmeyecek diyemiyorum. Henüz o noktaya gelmedi.” 

Bu satırların, Türkiye’de S-400 konusunda karar verici konumda olanların görüşünü yansıttığından kuşku duymak için bir neden yok. 

Ama o zaman da bazı soruları sormaya hakkımız doğuyor… 

-Örneğin, Rusya ile ilişkilerimiz son dönemde Libya ve Suriye’deki anlaşmazlıklar nedeniyle gerildiği için S-400’leri aktive etmeyerek biz Rusları mı cezalandırıyoruz? 

-Halbuki biz Rus füzelerini ülke savunması için almamış mıydık? 

-Bu durumda kendimizi cezalandırmış olmuyor muyuz? 

Selvi’nin yazısındaki ikinci maddeye yani “Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiler düzeldikçe, S-400’lerin aktif hale getirilmesi gecikiyor” ve " henüz S-400’ler aktif hale getirilmeyecek diyemiyorum. Henüz o noktaya gelmedi” cümlelerine baktığımız zaman kafamıza ister istemez başka bir soru takılıyor:

-O halde biz Rusya'dan füzeleri ABD ile ilişkilerimizde koz olarak kullanmak için mi aldık?

Kısacası, biz bu S-400'leri neden aldık?