Biz bitti demeden bitmez

Biz bitti demeden bitmez

15 Ekim 2020 Perşembe  |   Köşe Yazıları

Bülent Kaan Köse

A Milli takımımız Uluslar Ligi’nde oynadığı Rusya maçından beraberlikle ayrılırken, gruptaki durumunu bir nebze olsun düzeltebilmek için tek şansı olan Sırbistan karşılaşmasına hemen hemen aynı kadro ve format ile çıktı.

Bu maçın önemi bizim için hayati derecedeydi. Uzun süre sonra ülkemizde oynadığımız bir maç olan Sırbistan müsabakasında sahada birbiri için savaşan 11 adama ihtiyacımız var diye düşündüm. Aslında, maça beklediğimden de hırslı, istekli başladık. Henüz başlarda yakaladığımız pozisyonları değerlendirebilmiş olabilseydik, buraya takımımızın durumundan çok, farklı kazandığımız galibiyeti yazıyor olacaktım.

Hadi gelin, hep beraber değerlendirelim maçta neler olmuş… 

İlk yarıyı tamamen değerlendirmek yerine, oyunu bölüm bölüm değerlendirmenin daha doğru olacağı kanaatindeyim. Maçın başındaki oyun stilimiz, Almanya maçını hatırlatacak düzeydeydi. Önde basan, ısıran, savaşan taraf bizdik. Böylesine baskın oynuyorken, maçın bizim aleyhimize döneceğini açık söyleyeyim beklemiyordum. Takımda, çok net bir şekilde konsantrasyon kaybı ve moral düşüklüğü var. Öyle ki, buna uzun süredir çabalamamamıza rağmen şanssızlığımı kıramamamızın da etkisi büyük. Yarı boyunca etkin olan taraf çok net bir şekilde Sırbistan oldu.

Bir önceki yazımda belirttiğim, "orta sahada oynayan oyuncularımızın mevkileri farklı" analizim sekmedi. Belki ben tespitimde haklı çıktım ama takımımızın durumu alınan bu sonuçla bir hayli zora girdi. Sonradan Mahmut Tekdemir’in yerine dâhil olan Yusuf Yazıcı ile maça başlansaydı, üretkenlik anlamında daha başarılı olabilirdik. Yazıcı, oyuna girdikten sonra oyunu ileride oynamamıza bir hayli yardımcı oldu. Yarı boyunca ikinci bölgede oyunun her iki yönünde sertliğimizi koruyamayınca, pozisyon üstüne pozisyon verdik. İlk yarıda en çok öne çıkan oyuncumuz, Merih Demiral… Çok da bir şey yazmaya gerek yok. Bununla beraber, Şenol Güneş’e bir eleştiri yönelteceğim. Yediğimiz golün yaratıcı olan Hasan Ali Kaldırım, bu kadar erken oyundan alınacaksa, henüz geçmeyen bir sakatlığı var ise neden sahaya çıktı? Bu durum ciddi anlamda sorgulanmalı. Oyunun her yerinde sahada Sırbistan’ı gördük. Ben de dâhil olmak üzere, sahada ay yıldızlı bayrağımızla oynayan oyuncularımız var iken, pes etmeyeceğimizin sonuna kadar savaşacağımızın herkes bilincinde idi. Biz, Euro 2008’de imkânsızları defalarca başarmış, kendimizi bütün dünyaya kanıtlamış bir milli takımız. 

İkinci yarıya başlarken bir hayli umutluydum… Tam da "Bu sefer olacak" derken, yaşanılan bir anlık konsantrasyon kaybı ile çok erken bir şekilde iki farklı geriye düşünce "Bu sefer bitti" dedim… İlk yarıda oynadığımız bir oyun yok, sistem yok, taktik yok… Bu takım mı çevirecek maçı? 

Millilerimiz için çok nadir durumlarda ‘’İyi ki bu golü yedik’’ diyebileceğim yazılarımdan bir tanesini, siz değerli okurlarıma sunuyorum. Yediğimiz gol, adeta bize atılmış sert bir tokat oldu. Millilerimiz, golden sonra öyle bir top oynadı ki, içimden ‘’Bu zamana kadar neredeydiniz’’ diye sormadan edemedim… Çok kısa bir süre içinde golü bulunca takım, kaybedecek bir şeyimizin olmadığını fark etmiş olacak ki, var gücü ile saldırmaya başladı. Açıkçası Türk Milleti olarak, sıkıntıdan besleniyoruz demek yanlış olmaz. Bu oyunu oynayabiliyor isek, neden iki farklı geriye düşmeyi bekliyoruz? Alınan bu puan iddiamızın devam etmesine sebep oldu. Sonuçtan mutlu muyum, değil miyim ben de bilmiyorum. Bu maç için,  "Yenemiyorsan yenilmeyeceksin’’ diyebilirim…

Grupta işler biraz karışık, önümüzdeki maçta evimizde Rusya ile karşılaşacağız ve kazanmaktan başka çaremiz yok. Sonucu bir kenara bırakacak olursak, takımımızın göstermiş olduğu reaksiyondan memnunum… Sizce, A Milli takımımız, gruptan çıkabilecek mi?...  
 

Etiketler:  Futbol