Bir zamanlar Goebbels!

Bir zamanlar Goebbels!

12 Şubat 2020 Çarşamba  |   Köşe Yazıları

Dr. Joseph Goebbels. Propaganda bakanı. Nazi İmparatorluğu'nun başı, çoğu Avrupa ülkelerinde namı değer adıyla "insanlık celladı", 2. Dünya Savaşı'nda 10 milyonlarca insanın ölümüne sebep olmuş, "gözü dönmüş bir deli"nin, Adolf Hitler'in sağ koluydu.

Hitler'ın başbakanlığı 1933 yılı başlarında ele geçirmesiyle, 14 Mart'ta  Basın-Yayından Sorumlu Propaganda Bakanı oldu

Goebbels. Nazi iktidarını sürdürebilmek ve Alman halkını büyük ölçekli bir çatışmaya hazırlamak için "gerekeni yapmak"la görevliydi.

Nazilerin iktidara gelmesinin ardından, yaptığı en önemli işlerden biri; Yahudileri, Nazi karşıtı olan gazeteleri, gazetecileri, yazarları, çizerleri kontrol altına almak oldu. 

Goebbels, çok sayıda muhalif gazeteye baskınlar düzenledi, yaktı, kırdı, döktü. Kimi gazeteleri, "Alman halkına ihanet, hükümete başkaldırı" suçlamasıyla kapattı. 

Bakanlığa gelişinden iki ay sonra, 10 Mayıs akşamı, Berlin Üniversitesi Meydanı'nda, "Kitap yakma töreni" düzenledi. Nazi partisinin ileri gelenlerinin de hazır bulunduğu törende, meydan yığılmış 20 bin kadar kitabın üzerine ellerindeki meşaleleri attılar, kitaplar yakıldı.

"Kitap yakma törenleri" başka kentlere de sıçradı. Hitler başta olmak üzere, yukarıdan aşağıya emir-komuta zincirine göre eylemler yaklaşık altı ay sürdü.

Yakılacak kitaplar listesi:

"Emile Zola, Stefan Zweig, Sigmunt Freud, Erick Maria, Albert  Einstein, Thomas Mann, Jack London'dan başlayarak, geride kim varsa dünya kültürüne katkıda bulunmuş ne kadar eser varsa yok ediliyordu."

Hitler aşığı genç Nazilerin, kitap yakma törenleri öncesinde dağıttıkları bildirilerde şöyle deniyordu:

"Geleceğimizi sinsice tehlikeye atan veya Alman halkının itici güçlerini kaynağını bozan kitaplar yakılmalıdır."

Propaganda Bakanı Dr. Goebbels, kitap yakanları övüyor, radyolardan destek çağrılarında bulunuyordu:

"Artık bu alevler, yalnız eski Almanya'ya değil, aynı zamanda yeni bir çağa da ışık tutuyor."

22 Eylül 1933'te Goebbels'ın yetkileri genişletildi: Yeni bir yasayla Goebbels için, adına "Kültür Odası" dedikleri bir birim kurulmuş, amacı şöyle belirlenmişti:

"Alman kültür politikasını izleyebilmek için, bütün sanatçıların hükümetimize destek vermesi gerekir. Hükümetimiz sanatçılarımız tarafından da desteklenmeli!"

Sanatın her dalında, müzik, tiyatro, sinema, edebiyat yayınlarında "sakıncalı kişileri"  fişleyen bir örgütlenme yürütülüyordu. Kimi basın, kelimenin tam anlamıyla sindirilmiş, yandaş olanlar ise devletin bütün kaynaklarında yararlanıyor, el üstünde tutuluyor, pohpohlanıyordu.

1934 yılında kimi basının "yandaş" olmaktan öte "dalkavukluğa" dönüşmesi, Goebbels'in canını sıkmış, açıklama yapma gereği duymuştu:

"Basınımızın bugün geldiği durum, hukümetimizin aldığı önlemler sonucu değildir. Bizim istediğimiz bu değildi."

Propaganda Bakanlığına bağlı "Kültür Odası" bütün yabancı ve yerli filmleri denetliyor, sansür uyguluyordu. Bu nedenle, kitap yakılması, gazete kapatılması gibi işlemlere gerek kalmıyor, sinemalar kapatılmıyordu.

Ne var ki; baskının, faşizmin alabildiğine sürdüğü ve toplum hastalığına dönüştüğü Almanya, bu çılgınlığın, delirmişliğin faturasını tarihte hiçbir ulusun görmediği şekilde ödeyecek; 2. Dünya Savaşı'nda seferber edilen 5 milyon Alman'dan 3,5 milyonu ölecekti. 

Gazeteleri basmak,kapatmak, gazetecilere gözdağı vermek, hapsetmek, kitapları yakmak, şiirleri, resimleri, bilim yapıtlarını yasaklamak, yok etmekle insanlık hiçbir yere varamamıştır. 

Not: Bu yazıda yer alan tırnak içindeki satırlar, William l. Shirer'in "Nazi İmparatorluğu" adlı kitabından alınmıştır.

Bu yazı Medya Günlüğü'nde daha önce yayınlanmıştır