Bir 'uçamama' hikâyesi

Bir 'uçamama' hikâyesi

29 Nisan 2019 Pazartesi  |   Serbest Kürsü

Geçen hafta iş için bir arkadaşımla Lefkoşa’ya, yani Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) gitmemiz gerekiyordu. 

İçin için seviniyordum çünkü orada havanın güzel olduğunu biliyordum. Tabii bir de, bana çok uzak, taksiyle 270 lira tutan yeni havaalanından değil, burnunum dibi sayılabilecek Sabiha Gökçen’den uçacaktım. 

Zamandan kazanmak için 22.42’de online check-in yaptım, hem mail olarak hem de telefonuma mobil biniş kartımı aldım. Aynı dakikalarda birlikte gideceğim arkadaşım da aynı işlemleri yapıyordu. Bu arada bir hafta önceden de koltuk satın aldım, 2E ve 2F!  

Hazırdık, bekle bizi Kıbrıs!  

Sadece biz değil Kıbrıs da hazırdı, hava cuma, cumartesi 26 dereceydi. 

Uçağın kalkış saati 08.30’du, haliyle 05.00’de kalktım, banyo, hazırlık falan derken arkadaşımı da aldıktan sonra tam 06.30’da hava alanındaydık, yani uçuştan tam iki saat önce. 

Gümrükten geçtik, artık uçağın kalkmasını bekleyecektik. 

Monitörden kapıya baktık ama belli değildi. 

Olsun daha vakit vardı. 

Evden sabahın körü aç bilaç çıktığımız için “bari kahvaltı edelim” dedik. 

Kahvaltı sonrası, 07.15’de Free Shop’ta en fazla 10 dakika süren bir alışveriş yaptım. 

Yanından geçerken monitöre bir daha bakayım dedim, “İPTAL” yazıyordu, bir daha baktım bu kez İngilizce “CANCELLED” yazıyordu.  

Bu arada da arkadaşım telefonla aradı. 

“Uçuş iptal edilmiş” dedim ama inanmadı. 

Birlikte bir kere daha baktık. 

Yine “İPTAL” yazıyordu. 

Bulduğumuz ilk havaalanı görevlisine, ki kendisi özel güvenlik görevlisi, durumu anlatıp “Ne yapalım” dedik, “THY’ye sorun” dedi, bankoyu gösterdi. 

THY bankosunda kimse yoktu, 15 dakika sonra biri lütfetti. 

- Kıbrıs uçağı neden iptal oldu? 

- Operasyonel nedenlerle. 

- Operasyonel derken? 

- İşte, operasyonel nedenlerle! 

- Bir sonraki uçak kaçta? 

- 13.30’da. 

- Tamam bizi ona aktarın o zaman. 

- Olmaz! 

- Neden? 

- Dışarı çıkıp THY Satış’tan işlemi sizin yapmanız gerekiyor! 

- Yok artık! 

Neyse çıkalım o zaman. 

Çıkalım da, çıkmak uçmaktan zor! Polise gidip durumu anlatmak gerekiyor. Sonra gümrüğe gitmek lazım. Free Shop’tan yaptığım alışverişi iade etmem gerekiyor! Sonra tekrar polise, bunları yaparken de yanımızda hep bir görevli olması gerekiyormuş. 

Ayıptır söylemesi, kendi ülkemizde mülteci muamelesi görerek bu işlemleri yaptık.  

Oldu mu sana saat 09.00! 

“Survivorcılar” gibi bütün engelleri aşıp sonunda THY Satış’a ulaşmayı başardık ama günümüzü mahvetmeye kararlı sürprizler bitmemişti. 

- 23.15’e kadar bütün Lefkoşa uçakları dolu! 

- Eee, ne yapacağız? 

- Bilemem! 

Çaresiz saat 09.30’da süklüm püklüm Sabiha Gökçen’den çıktık. 

Bu sefer de başka bir sorunla karşılaştık:

Yıllardır çalıştığımız için o saatte İstanbul’da ne yapılacağını ikimiz de bilmiyorduk! 

Maltepe sahilindeki Tesadüf Café’ye geldik. Belki bize "tesadüf" etti, “bulaşık suyu” tabir edilen kahveyi içmeye çalışırken, İstanbul’da saat 10.00 sularında insanların ne yaptığını da öğrenmiş olduk! 

Sonra eve gittim. 

Temizlik varmış. 

Evden çıktım. 

Çünkü evde temizlik varken ne yapılacağını da bilmiyordum! 

Hemen iki toplantı ayarladım, kendime geldim! 

Benim gibi “uçamayan” arkadaşım aradı, “Akşam Kıbrıs’taymış gibi yapalım” dedi! 

Gece yarısı ayrılırken bu “müstesna” Kıbrıs akşamı için karşılıklı teşekkürleştik. 

Bilemiyorum, belki uçamamak iyi oldu; bizde bu şans varken kim bilir neler olurdu! 

Birden THY’nin reklam sloganını hatırladım: "Dünya daha büyük, keşfet!" 

Biz mecburen kendi “küçük dünya”mıza döndük! 

Bu arada Twitter’da yaşadıklarımızı kısaca yazınca THY’den “konuyu DM (Direct Message- Doğrudan Mesaj) ile anlatır mısınız" diye tweet attılar, henüz anlatmadım 

Ha unutmadan, Kıbrıs’a uçamadığımız için dönüş biletlerimiz de yandı… 


Hacı Abi (mahlas)