Bir ‘tetikçi’ gazeteci

Bir ‘tetikçi’ gazeteci

11 Mayıs 2019 Cumartesi  |   Köşe Yazıları

Türkiye’de herhalde kimsenin tanımadığı ama Rusya’da “ünlü” gazeteciler arasında ön sıralarda yer alan Sergey Dorenko hafta içinde hayatını kaybetti. 

Adettendir, Allah rahmet eylesin diyelim. 

Diyelim ama ibretiâlem olsun diye kim olduğunu da anlatalım. 

Anlatalım ki, kimi zaman sadece ülkelerin, isimlerin ve yüzlerini değiştiğini, bazı insanların her yerde bulunduğunu bir kez daha anlayalım... 

Dorenko’nun yıldızı 1990’larda, yani Rusya’da Boris Yeltsin’in iktidarda olduğu yıllarda parladı. Rusya’nın TRT’si diyebileceğimiz ORT’deki programı son derece popülerdi. Bir dönem mankenlik de yapan, uzun boylu, bariton sesli Dorenko, o günleri kaos içinde geçiren Rusya’ya uygun saldırgan bir “gazetecilik” tarzına sahipti: Sevdiği kişileri göklere çıkarıyor, sevmediklerini yerin dibine batırıyordu. Kendisine “telekatil” denilmesi boşuna değildi, özellikle hoşlanmadığı siyasetçileri ekrandan yaylım ateşine tutuyordu. 

Herkes onun Boris Berezovski’nin adamı olduğunu biliyordu. 

Sovyet döneminde matematikçi olan Berezovski “bir şekilde” ORT’nin ve Lada arabalarının üreten Logovaz’ın hisselerini ele geçirmişti. Yeltsin’in kızı Tatyana Dyaçenko ile yakın dostluğu vardı, hatta ikisinin perde arkasından ülkeyi yönettiği iddia edilirdi. 

Berezovski sahip olduğu medya gücünü siyasi sermayeye dönüştürmekte ustaydı; onun düşmanı Dorenko’nun da düşmanıydı. 

Gerçek şu ki, kaostan kaosa süreklenen ama medya açısından nispeten özgür bir ortamda bulunan o günlerin Rusya’sında Dorenko emekleme aşamasındaki Rus gazeteciliğinde çıtayı düşürdükçe düşürdü. Dorenko'nun tek rakibi, Çeçen Savaşı nedeniyle Yeltsin'i yerden yere vuran NTV kanalının ünlü sunucusu Yevgeniy Kiselyov'du. Entelektüel Kiselyov Moskova'da, "kabadayı" Dorenko taşrada popülerdi, hatta anketlere göre halk Rus Ortodoks Kilisesi'nden çok ona güveniyordu.

O dönemdeki Rus siyasetinin ağır topları Yevgeniy Primakov’la Yuriy Lujkov Kremlin’e isyan bayrağı açtığında Yeltsin'in yardımına koşan Berezovski ile Dorenko’dan başkası değildi elbette. Gür sesli “keskin nişancı” Dorenko’nun ekrandan attığı kurşunlar Primakov’la Lujkov’un iktidar hırsını delik deşik etti. 

Berezovski’nin, iktidara gelmesinden önce Vladimir Putin’le de yakın ilişkisi vardı. Hatta sonradan Putin’i iktidara kendisinin getirdiğini iddia edecekti. Doğal olarak Dorenko da önceleri Putin’i destekliyordu. 
 

Ama iktidara geldikten sonra Putin’le milyarder iş adamının arası açıldı. Bunun nedeni Rusya’nın yeni liderinin siyasi güce sahip iş adamlarından kurtulmak istemesiydi. 

İkisi arasındaki ipler Kursk denizaltı faciasıyla koptu. 

Kursk, Barents Denizi’nde tatbikat sırasında içindeki 118 denizciyle 2000 yılı eylül ayında battığında Putin iktidara geleli sadece bir kaç ay olmuştu. Yeni dönemde eski ayrıcalıklarını kaybetmek üzere olduğunu hisseden Berezovski, denizaltı krizini yönetemeyen, hatta ilk günlerde ortadan kaybolan Putin’e Dorenko ile saldırıya geçti. İronik ama “telekatil” Dorenko’nun o günlerde ekrandan söylediği her şey doğruydu, eleştirilerinde son derece haklıydı ama bunun nedeni halka gerçekleri duyurmak değil yeni lidere gözdağı vermekti.

Ama eski Rusya yoktu, Putin intikam almakta gecikmedi, önce Dorenko’nun programı kaldırıldı, sonra da ORT Berezovski’nin elinden alındı, sahip olduğu büyük siyasi güç nedeniyle “gri kardinal” diye anılan iş adamı İngiltere’ye kaçmak zorunda kaldı. 

Sonradan radyo programları yapsa da Dorenko 1990’lardaki ününe bir daha kavuşamadı. Sadece, 2007'de, bir yıl önce Londra'da zehirlenen eski KGB ajanı Aleksandr Litvinenko ile yapılmış eski bir röportajı yayınladığında yine adından söz ettirdi. Son radyo programını 6 Mayıs’ta yaptı, üç gün sonra Moskova'da çok sevdiği motosikletiyle giderken kalp krizi geçirdi. 60 yaşındaydı. 

Yetenekliydi, kültürlüydü, bilgiliydi, karizmatikti, keşke gerçekten gazetecilik yapabilseydi...