Bir gezginin belediyecilik notları

Bir gezginin belediyecilik notları

7 Ekim 2019 Pazartesi  |   Köşe Yazıları

"Londra Belediyesi, kentin trafiğini düzenlemek için şehri kuzeyden güneye kesen hat üzerindeki ana yolda, ortadaki 3 şeridi iptal ederek özel bir otobüs yolu yapmaya başladı. Bu yol, soldan akan trafik yerine sağdan akacak ve bu hatta çalışan otobüsler Hollanda’dan ithal edilecek… " diye bir haber Londra basınında çıkınca, Avam Kamarası Belediyeyi basar, Kraliçe Rolls Royce'una atlayıp muhafız alayıyla hükümete el bile koyar! Ama aynı olay İstanbul’da yıllardır bir marifet gibi sunulmaya devam eder... 

İstanbul’un ortasında, en yoğun trafik aksında neredeyse 4 şeridi iptal ederek yapılan metrobüs garabetine şu andaki yönetim dahi ses çıkartamıyorsa, toplumca zeka testine tutulmamız şart...

En hayati damar üzerindeki bir trafikte 3 bile değil, 4 şeride bedel bir hattı sadece özel otobüse nasıl ayırırsın? Bu hatta bilumum kamu araçları da girse haydi bir derece ama hiç kimse giremesin diye trafiği ters yönde akıtma becerisini düşünecek, dünyada başka bir belediyecilik örneği var mıdır? 

Bir otobüs cenneti olan Türkiye’de bir ters hat yaratarak Hollanda’dan milyon avroluk araçları ithal etmek nasıl bir zeka düzeyinin veya aleni bir rant eseridir? Buna yıllardır nasıl seyirci kalınır ve hala yeni yönetim buna devam edecek bir aymazlık içindedir! 

Düşünsenize; bu yola başka hiçbir İETT otobüsü giremiyor, ambulans giremiyor, polis giremiyor, okul taşıtı veya başka hiçbir kamu aracı giremiyor... 

Burası bir deprem kenti... Bir deprem anında böyle bir yolda itfaiyesi, ambulansı işlemeye kalksa başka bir felaket yaşanır o hatta birbirine giren araçlarla… 

Kimdir, hangi sorumludur İstanbul ortasına tersten işleyen ithal Hollanda otobüsleriyle 4 şeridi işgal etme kararı veren belediyeci? Ne zaman hesap sorulacak bundan ve ne zaman bu inanılmaz garabet düzeltilecek?.. 

Böyle bir kent felaketini görmek için mimar, mühendis, kent planlamacı olmaya gerek yok. Gelişmiş ülkeleri gezen, otobüse, metroya, toplu ulaşıma binen herkes dünyadaki mükemmel belediyecilik hizmetlerini görmektedir. 

Tüm belediyeciler dünyanın çeşitli kentlerinden davetlerle dünyayı gezer. Fakat onlar bir gezgin gibi, gittikleri kentin otobüsüne, metrosuna binip gezmezler, resmi heyet muamelesi gördüklerinden... ve herhalde bu yüzden bizim gibi normal turist deneyimlerini edinemezler!

Mesela İlk belediye heyetimizin 1900'lerdeki Paris ‘’tetkik ve inceleme’’ gezisinde o dönemde henüz otellerde odalarda banyo tuvalet olmadığından, katlardaki ortak tuvalet üzerindeki ‘’00’’  işaretine ‘’Kes köse?’’ (qu'est-ce que c'est-bu nedir?) dediklerinde, mihmandarın  ‘’Efendim odalarınızda numara var ama bu ortak tuvalette numara yok yani san numero-numarasız’’ demesi üzerine memlekete koşa koşa dönüp tüm helalara  Fransızcada ‘’numarasızla’’ aynı okunan 100 sayısından "cent-san"  ‘’yüz numara’’ denmesi, metrobüs garabetine atılmış belki de ilk adımdı… Çok şükür helalarımız artık yüz numaradan ‘’lavaboya’’ terfi ettiğinden güzelim helamızı daha da terbiyeledik! 

Ama bence o seyahatte edebiyatımıza daha da ilginç bir kelime daha kazandırmıştı belediyecilerimiz. Şanzelize (Champs-Elysées) diye okuduğumuz meşhur bulvarda yürürken, yol kenarından akan suya hayretle bakan belediyecimiz yola inerek suyun aktığı mazgala bakmış ve yine ‘’Kes köse? ‘’ demiş… mihmandar da o sırada üstüne gelmekte olan aracı uyararak, belediyecimize ‘’Rögard, Rögard" (regarde-bak)’’ diye seslenmiştir. İşte o gün bu gündür "rögar kapağı" bu olaydan dilimize ithal edilmiş ve yine metrobüse giden yollara bir daha basamak olmuştur. Bence tabii!..

Son olarak da, Japonya’da deprem anında toplanma yerinin neresi olduğunu belediyelerimizin ve devletimizin önde gelen ulularına sorsak ne derler acaba?

Okullarda toplanıyor Japonlar… Var mı bundan daha basit pratik, akılcı, gelecek dolu bir planlama? Okullara toplanacaksın kardeşim elbette... Yüzde 50 ihtimal gündüz saati çocuklar okuldayken olabilecek bir depremde herkes okullara, çocuğuna koşacaktır ve en ideal toplanma yeri okullardır! Bunu bile düşünemiyor muyuz acaba? Yoksa Japonya‘ya Ertuğrul’dan bu yana giden belediyecilerimiz sadece çelenk bırakıp, bir de suşi mi yeyip döndüler?! 

İstanbul'da 7500 ilk ve orta okula 3.5 milyon çocuk gidiyor. Anneleri bir 3.5 milyon, babaları bir 3.5 milyon daha…  ne etti? Daha bunun üniversite kampüsleri ve de elbette her mahallede en az 1 tane camisi var… Toplanacak yer mi dediniz? Yoksa ‘’güvenli toplanacak yer" mi dediniz’’? 

Belediyecilik konularına devam edeceğiz...