Bir gazetecinin ardından

Bir gazetecinin ardından

6 Ocak 2019 Pazar  |   Köşe Yazıları

"Acaba Milliyet gazetesi olarak dünya ve Türk basınını atlatıp Saddam Hüseyin ile konuşabilir miydik? Bunun için ne yapmalıydık? Çünkü Saddam Hüseyin kendisiyle konuşmak isteyen gazeteleri ve gazetecileri reddediyordu. Milliyet öyle bir kişiyi bulmalıydı ki Saddam onu reddetmesin. İşte bu münakaşa yapılırken bir ses duyuldu. Bu ses dış haberler şefimiz Cihan Akerson'un sesiydi, 'Ecevit'i yollayalım' diyordu. Bu teklif sevinçle karşılandı. Saddam'ın Ecevit'i reddedemeyeceğini sanıyorduk ve haklı çıktık. Ben hemen Ankara'yı aradım ve Derya'ya söyledim. Derya bir süre sonra beni aradı ve 'Tamam' dedi. Ecevit ve Derya, Saddam'la ilk defa böyle buluştu. Bu buluşmanın resimleri ve yazısı dünya basını atlatılmış oldu." 

Milliyet'in tarihine geçen bu başarılı gazetecilik öyküsünü anlatan gazetenin eski genel yayın yönetmeni Doğan Heper'i 9 Haziran 2017'de kaybetmiştik. Heper'in çoşkuyla anlattığı öykünün kahramanlarından Cihan Akerson'u da hafta içinde kaybettik. 

Cumartesi günü Akerson'u sevenler onu uğurlamak için Zincirlikuyu Mezarlığında toplandı. Eski gazetesi ölüm haberini internet sitesine koymamamıştı ama Milliyet'teki dostları onu son yolculuğunda yalnız bırakmadı. Eşi Nur Akerson'la oğulları Cenk ve Can başsağlığı dileklerini kabul etti. 

Derya Sazak'tan Murat Bardakçı'ya, Zeynep Oral'dan Tahir Özyurtseven'e, Tunca Bengin'den Kubilay Çelik ve Levent Köprülü'ye halen gazetede çalışan ya da bir zamanlar çalışmış çok sayıda dostu son görev için Zincirlikuyu'daydı. Akerson'u uğurlamak için gelenlerin arasında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto ile Abdi İpekçi'nin kızı Nükhet İpekçi  İzet de vardı. 

İlkeli, bilgili, dürüst, kibar ve dost canlısı bir gazeteciyi daha kaybettik...