'Bir gazetecilik dramı'

'Bir gazetecilik dramı'

7 Temmuz 2019 Pazar  |   Günlük

Gazeteci Faruk Bildirici, Türk medyasının Libya'daki iç savaşla ilgili sorgulamayan tutumunu adını taşıyan sayfasında eleştirdi.

"Türkiye Libya'daki iç savaşta aktif taraf mı" başlıklı yazıdan bir bölüm şöyle:

"Libya’daki iç savaştaki taraflardan biri olan General Hafter güçlerinin sözcüsü Mismari’nin, Türkiye’nin bir insansız hava aracını vurduklarını öne sürmesi ve tüm Türk hedeflerini düşman olarak gördüklerini duyurması dikkat çekici bir gelişmeydi. 

Böyle bir “savaş” ilanının Türkiye’de yankılanması, medyanın “Libya’daki iç savaşta bizim ne alakamız var?” diye sorgulaması beklenirdi değil mi? Öyle olmadı. İnternette “Küstah tehdit” başlıklarıyla, basılı gazetelerin de iç sayfalarında küçük haberlerle geçiştirildi. 

General Hafter güçlerinin bu tehdidi gündeme geldiğinde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Japonya’daydı. Basın toplantısında yabancı bir gazeteci, Libya’daki bu gelişmeyi hatırlatıp sordu: 

“Sayın başkan, bugün Libya'daki General Hafter, savaşçılarına bütün Türk gemi veya uçaklarına ateş etme talimatı verdiğini açıkladı. Sizin bu tehdide yanıtınız nedir? Özellikle Hafter’i BAE’nin silahlandırdığı ve Suudi Arabistan’ın desteklendiği düşünülünce. Bu Türkiye ve iki Körfez ülkesi arasında Libya'da yaşanan yeni bir vekâlet savaşı mı?” 

Yerinde bir soruydu bu. Libya’da iki büyük güç çatışma halinde. Trablus’taki Birleşmiş Milletler’in tanıdığı “İhvan” çizgisindeki Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni Katar, Türkiye, Sudan’ın yanısıra İngiltere destekliyor. Doğuda Tobruk’u merkez alan General Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu ise Suudi Arabistan, BAE ile Mısır’ın yanı sıra Fransa ve kısmen de Rusya’dan destek görüyor."

Yazının devamını okumak için tıklayın