Bir Beyaz Saray masalı

Bir Beyaz Saray masalı

6 Ocak 2020 Pazartesi  |   Serbest Kürsü

Pelüş kafa hamburgerinin son lokmasını da lüplettikten sonra, deri koltuğuna çuf diye oturdu. Kafası karmakarışıktı. İçinde bulunduğu durumu düşündükçe boncuk boncuk terliyordu. Jeniffer Lopez’e benzeyen danışmanının söyledikleri kulaklarında çınlıyordu: “Mr. President, İran’a savaş açın, azil sürecinden 1 günde kurtulun."

İyi de nasıl yapacaktı, bu riski bu beyinle nasıl manipule edecekti… 

Birden aklına bir fikir geldi. Deri koltuktan kalktı, Mollayı bağlamalarını istedi. Molla bir dakika sonra telefonun diğer ucundaydı. 

“Sayın Molla, ülkenizin içinde olduğu durum ortada, paran yok pulun yok, halkın galeyanda. Bende ise para vıcık ama başım ciddi belada. Bu sorunlardan ikimiz de tereyağından kıl çeker gibi kurtulabiliriz.” 

Molla soluksuz dinlemişti, ilgisini çekmesine rağmen sanki ciddiye almıyormuş havasında “Nasıl olacakmış o Mr.President” diye düzgün İngilizcesiyle sordu. 

Pelüş kafanın yüzünde, avını köşeye kıstırmış çıyan gülüşü belirdi. “Bak” dedi, “Plan şu”:

“Ben sana 100 milyar dolar vereceğim, kongreden bunu geçirmem çocuk oyuncağı, önce senin para sorununu halledeceğiz. Sonra senin bir generalin var, ona ben bir suikast düzenleyeceğim” 

Molla birden bağırdı, “Deli misiniz Mr.President, olmaz öyle şey. Ben bunu nasıl açıklarım?” 

Pelüş kafa bu tepkiyi beklediğinden hiç heyecan yapmadı, devam etti “Öyle değil, yanlış anladınız. Bu suikast yalandan olacak. Tüm dünyaya sanki senin en sevilen adamını ben ortadan kaldırmışım gibi göstereceğiz.” 

Molla atıldı, “11 Eylül gibi mi?” 

Pelüş bozulmuştu ama el mahkum bozuntuya vermeden “Evet” dedi. “Öyle de denebilir, neyse, o iş bende, gerekli ayarlamaları ben yapıp seni bilgilendireceğim, ama sen de kendi adamlarını ayarla. Tüm dünyayı ayağa kaldıracak bir suikast olacak bu, herkes İran’la Amerika’nın savaşacağını düşünmeye başlayacak, hatta emin olacak. Sen de sağda solda savaş bayrakları falan çekersin. Ortalığı iyice karıştırırız, bu arada ben üç beş tivit atarım. “ 

Molla biraz düşündü, para çok cazipti ve çok ihtiyaç vardı ama bunun sonuçlarını kestiremiyordu. “Peki” dedi, “Eğer dünya bunu ciddiye alır da savaşmaya başlarlarsa? Bunu nasıl kontrol edeceksin?” 

Pelüş kafa bu soruya da hazırlıklıydı, camiyi çalan kılıfını hazırlayacaktı elbet “Çar ile konuştum, tamam dedi. Zaten benden sonra seni o da arayacak. Irak zaten bizde, İsrail’i hiç düşünme, BM desen hikaye, ben ne dersem onu yaparlar.”

“Eee sevgili Molla, ne diyorsun? Güzel plan değil mi? Hapishaneden birilerini ayarla, onları patlatayım, senin generale de tembih et, ortalıkta dolanmasın. Şu işi becerelim, ben postu kurtarayım, sana bi 100’lük daha gönderirim. Hem de şahıs hesabına!” 

Molla, istemem, yan cebime misali “Fena fikir değil, yapabiliriz. Ama peşin peşin söylüyorum, dünyaya karşı senin aleyhinde ağzıma geleni söylerim, savaş açarım, hatta birkaç askerini hırpalarım” 

Pelüş kafa rahatlamıştı “Ne demek canım kardeşim, istediğini yap”  

Endişeye mahal yok, olay budur! Dağılabiliriz…

Analizör (mahlas)