Bill Gates'in kaleminden korona

Bill Gates'in kaleminden korona

27 Nisan 2020 Pazartesi  |   MG Özel

Amerikalı iş adamı, yazılımcı, hayırsever ve daha çok Microsoft’un kurucusu  olarak tanınan Bill Gates, kişisel sayfası GatesNotes'ta COVID-19’a dair mevcut durum, yapılmakta olanlar ve yapılması gerekenlere dair görüşlerini paylaştı. 

23 Nisan'da yayınlanan “İlk Modern Pandemi” başlıklı yazısının içeriğine geçmeden önce son günlerde herkesin “Bill Gates 5 sene önce salgının olacağını söylemişti zaten” diye bahsettiği TED konuşmasına bakalım. Dünyayı bekleyen en büyük tehlikenin nükleer savaş değil, bulaşma gücü ve hızı çok yüksek bir virüsün yol açacağı salgın olacağını söylediği bu konuşmasında başka neler demiş? 

En büyük yatırımın nükleer silahlanmaya yapılması nedeniyle salgın tehlikesine karşı çok az bir bütçe ayrıldığını belirten Gates gerekli araştırmalar ve hazırlıklar yapılamadığından ortada salgın için oluşturulan herhangi bir sistemin de olmadığını belirtiyor. 

2013-2016 yıllarında Batı Afrika’da yaşanan ve 10.000’den fazla insanın öldüğü ebola salgınına değinirken bu salgın için dünyanın gereken çabayı göstermemesine rağmen, öncelikle sağlıkçıların kahramanca çalışmaları, virüsün şehirlere ulaşmaması ve havadan bulaşmaması gibi faktörlerle salgının önüne geçilebildiğini söylüyor. 

“Bütün bilimsel ve teknolojik araçlar elimizde, çok fazla veriye sahibiz, bunların global sağlık sistemine dahil edilmesi gerekir.” diyen Gates küresel salgını önlemek için yapılması gereken 5 unsuru aşağıdaki gibi sıralamış ; 

• Güçlü bir sağlık sistemi 

• Uzman sağlık ordusu 

• Sağlık ordusuyla askeri orduyu eşleştirmek. (Hızlı ulaşım ve lojistik açısından) 

• Simulasyonlar yapmak, savaş oyunları gibi mikrop oyunları geliştirmek. (ABD’de en son salgın simulasyonu 2001’de yapıldı, oyun sonucu Mikroplar: 1 Insanlar: 0 ) 

• Çok fazla araştırma yapmak 

Gates’in bu konuşmasındaki son sözlerini özetlersek ; 

Eboladan alınacak en büyük ders, bugünden başlayıp gelecek salgına hazır olmaktır. Global bir salgın sonucunda dünya 3 trilyon dolarlık ekonomik kayba uğrayabilir ve daha da önemlisi milyonlarca insan ölebilir. Bir sonraki, doğal salgın olabileceği gibi biyoterörizm de olabilir, dolayısı ile bizim gelecek salgına savaşa hazırlanır gibi hazırlanmamız gerekiyor zira bu salgın eboladan daha beter olacak. 

Günümüze gelindiğinde doğal olarak insanların kafasında “COVID-19 önceden planlanmış bir salgın mıydı?” sorusunu doğuran bu konuşmadan Gates’in 4 gün önceki makalesine baktığımızda daha önce de söylediği gibi durum hiç iç açıcı görünmüyor. 

“İlk Modern Pandemi” başlıklı yazıda halihazırda insan sağlığına ve ekonomiye büyük zarar veren COVID-19 virüsü ile mücadelenin bir dünya savaşına benzediğini, tek farkının ise bu kez tüm insanlığın aynı safta yer alması olduğunu belirtiyor. 

Bill Gates’e göre durum her gün değişiyor, ortada çoğunluğu birbiriyle çelişen çok fazla bilgi dolaşıyor, ekonominin yeniden açılması için elimizde tüm bilimsel donanımın olduğu havası yaratılıyor; fakat gerçekte hiç de öyle değil. 

Salgının ilk aşamasında vakaların üstel (geometrik) olarak arttığını, insanların davranış değişikliğine gitmesiyle birçok ülkede plato durumuna geçildiğini ve aşağıya gidişin başladığını ifade eden Gates normal hayat kısıtlanmasaydı dünya nüfusunun büyük bir çoğunluğunun enfeksiyon kapmış ve  çok daha yüksek sayıda ölümler yaşanmış olacağını belirtiyor ve şu noktalara dikkat çekiyor:

"Öncelikle vaka sayısının düşmesi ve düşmeye devam etmesi için bulaşı katsayısı 1’in altına inmeli ve belirli bir süre çok daha düşük seviyede tutulmalı. Uzmanlar şu anda ekonominin tekrar açılabilmesi için bu sürenin ne kadar olması gerektiğini tartışıyorlar. Bütün bu gayretlerin ekonomik maliyeti ise çok yüksek. 

Zengin ülkelerin vaka sayılarını azalttıkları görülüyor ve aşamalı olarak normal hayata geçişi planlamaktalar. Hükümetler karar alsa da uygulamada bu geçiş planlandığı gibi gerçekleşmeyebilir, bazıları duruma hemen adapte olabilseler de bazıları ağırdan alabilir. Dolayısı ile bu süreç hükümetler tarafından çok iyi yönetilmeli ve liderler de bu konuda azami çabayı göstermeliler. 

Salgın her ülkeyi aynı şekilde etkilemiyor maalesef. Bazı ülkeler önlem almakta çok erken davrandılar, hemen sosyal izolasyonu başlatıp, vatandaşlarına çok yoğun test uyguladılar. Bu nedenle ekonomileri de diğer ülkelerde olduğu kadar etkilenmedi. 

Virüsle ilgili çözülemeyen anahtar noktalar var, bunları anlamak için bazı çalışmalar yürütülüyor, bu konuda yapılan küresel işbirliği çok etkileyici, yaza doğru daha fazla bilgi sahibi olunacak. Şimdilik COVID-19’un diğer grip türlerinde olduğu gibi mevsimsel olmadığını, kalabalıklarda çok hızlı yayıldığını, en fazla yaşlıları etkilediğini, bulaştırma potansiyeli yüksek olsa da en az gençlerin etkilendiği biliniyor. Bilinmeyenler ise semptomları göstermeyen kişilerin ne kadarı bulaştırma potansiyeline sahip, gençlerde neden daha az etkili, cinsiyet, ırk, altta yatan hastalıkların etkileri." 

Bill Gates’in eşiyle birlikte 2000 yılında kurduğu Bill&Melinda Gates Foundation 50 milyar ABD doları civarındaki varlığıyla dünyanın en büyük özel vakfı sayılıyor. Vakfın öncelikli amacı küresel sağlık hizmetlerini geliştirmek ve aşırı yoksulluğu azaltmak, ABD’de de eğitim olanaklarına ve bilgi teknolojilerine erişimi yaygınlaştırmak. Vakfın üçüncü yöneticisi ise dünyanın bir diğer sayılı zengini ünlü Amerikalı iş adamı Warren Buffet. 

Kısa adıyla Gates Foundation, kaynaklarının yarısından fazlasını bulaşıcı hastalıklar sonucu meydana gelen ölümlerin azaltılmasına harcıyor, bu hastalıkların önlenmesi için yeni tedaviler ve aşıların bulunmasını ve ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasını sağlıyor. Bu hastalıklar HIV, sıtma, çocuk felci, tüberküloz ve zatürre; ebola, SARS veya zika gibi salgınları durdurmak için ise hükümetler ve özel sektörle işbirliği yapılıyor.  
 

 

Bill Gates salgınla ilgili bundan sonraki durumu şöyle ifade etmiş ; 

“Salgın dünyayı vurdu ve biz de en iyi çözümleri üretmek için sahip olduğumuz tüm olanakları seferber ettik. Tedaviler için 100’den fazla grup çalışıyor, bir o kadar da aşı için çalışan grup var, bunları takip ediyoruz ve alt gruplarını fonluyoruz.  

En acil ihtiyacımız salgınla mücadele için geliştirilecek yeni araçlara parasal kaynak yaratmak. Trilyonlarımızı kaybetmemek için milyonlar harcamalıyız. Aşıya ulaşmamız için kaybedilen her ay ekonominin normale dönmesi için de kaybedilen ay demek. 

Bu salgın da tıpkı 2. Dünya Savaşı’nda olduğu gibi birçok buluşa neden olacak. Bu yenilikleri beş kategoride toplayabiliriz. Tedaviler, aşılar, testler, temas taraması ve hayata dönüş politikaları. Bu alanların her birinde belirgin gelişmeler olmadan normal hayata dönülmesi düşünülemez. 

Neredeyse her gün yeni bir tedavi haberi geliyor fakat çoğu sonuç vermiyor. 

Normal hayata dönebilmek için tedavilerin ölümleri önlemedeki başarı oranının %95 olması gerekiyor, eğer bu oran yakalanamazsa hala aşıyı beklememiz gerekecek.” 

Gates üzerinde çalışılan tedavi şekillerini şöyle belirtmiş ; 

"COVID-19 geçirmiş ve tamamen hastalıktan temizlenmiş hastalardan alınan kan yoluyla oluşturulan plazmaların hastalara verilmesi, bunun için plazma bankası kurulmuş durumda.  

Bağışıklık sistemimizin yeni koronavirüse karşı ürettiği en etkili antikorların tespit edilip yapay olarak üretilmesi ve tedavi için gerekli uygun dozların belirlenmesi, bunun sonuçlanması için en az altı aya ihtiyaç var. 

Virüsün yaşamasını ve çoğalmasını önleyen antiviral ilaçlar da başka bir tedavi şekli olabilir. Gates Vakfı ilaç şirketlerinin antiviral ilaç çalışmalarını araştırmacılara açmalarına aracılık etti ve araştırmacılar şu anda insan kullanımı için hangilerine öncelik verileceği üzerinde çalışıyorlar.  

İnsan vücudunun virüse verdiği tepkiyi değiştirebilen ilaçların da hastalığın ileri safhalarında etkili olabileceği düşünülüyor. 

Tarih boyunca en etkili hayat kurtarıcı olan ve birçok hastalığın ortadan kalkmasını sağlayan aşılar COVID-19’un tamamen bertaraf edilmesinin de tek yoludur. 

Maalesef yeni bir hastalık için aşı geliştirme süresi normal koşullarda 5 yıldan fazladır. Bu süreç aşının geliştirilmesi, hayvanlar üzerinde denenmesi, küçük bir insan grubu üzerinde yapılan güvenlik testi (faz 1), orta büyüklükte bir grup üzerinde yapılan güvenilirlik ve etkinlik testi (faz 2), büyük bir insan grubuna uygulanan güvenirlik ve etkinlik testi (faz 3); ve son aşama da uygunluk onayının alınması, üretimi ve aşının her ülkede tescil edilmesi. Araştırmacılar bu aşamalardan bazılarını sıkıştırarak süreyi kısaltabilirler. Şu anda birçok farklı yerde aşı çalışmaları yapılmaktadır.  

Sık sık bana yaygın aşının uygulanmasına ne zaman başlanabileceği soruluyor, buna yanıtım ortalama 18 ay; 9 aya da indirilebilir, 2 yılı da bulabilir. Bu süreyi belirleyecek en kritik safha faz 3 testleridir. 

Aşı üretildiğinde ilk kimlere uygulanacağının cevabı ise çalışmalara fon sağlayan hükümetler, testlerin yürütüldüğü ülkeler ve salgının en çok zarar verdiği ülkeler. Burada nihai amaç en iyi bir veya iki çeşit aşının seçilip hızlı bir şekilde tüm dünya nüfusuna uygulanması olmalıdır.   

İlk etapta hastalıkla savaşmanın yolu bütün dünyanın şu anda odaklandığı gibi mümkün olduğunca fazla test yapmaktır, Güney Kore bunun en güzel örneğini vermiştir. 

Şu anda uygulanan PCR testinin sonucunun alınması bazı yerlerde 7 günü bulabilmektedir. Bu sürenin 24 saatin altına indirilmesi gerekir ve daha da ötesi insanların evlerde kendi kendilerine uygulayabileceği (hamilelik testi gibi) pratik testler geliştirilmelidir; böyle bir test üzerinde çalışılıyor, bu da 6 ayı bulabilir. Semptomları gösterenler ve test sonucu pozitif çıkmış kişilerle temas geçmişi olanlar kendi testlerini yapıp sonuçlarını devletin oluşturacağı web sitesine girer, böylece bu vakaları tedavi etmek için gerekli sağlık kapasitesi devlet için de yol gösterici olur.  

Temas taraması da keza virüsün yayılımını kontrol almakta en etkili uygulamalardan biri olup, halihazırda sahip olduğumuz teknolojiyi de işin içine katarak sıkı bir takip ve kontrol sağlanabilir.   

Önümüzdeki iki ay içerisinde gelişmiş ülkelerin çoğu salgının ikinci aşamasına geçmiş olacak ve yarı-normal bir hayat başlayacak. Okullar, restoranlar bazı kısıtlamalarla açılacak, konserler, büyük seyircili spor karşılaşmaları, vs yapılmayacak, seyahatlerde taşıtlar daha az yolcu taşıyacak, insanlar yavaş yavaş alışveriş yapmaya başlayacak fakat ekonomik açıdan düşünürsek yeterli karlılık sağlanacak mı? Tam kapasite üretime geçen fabrikalarda yeterli önlemler alınsa dahi işçilerin toplu taşıma ile işe gidip gelecek olması düşündürücü. Bu ve benzeri bazı gri alanlar mevcut. 

Bu süreçte kısıtlamalardaki kural değişiklikleri çok yavaş yapılmalı ve yaşanan gelişmelere göre pozisyon alınmalı. Bir ülkenin yaşadığı deneyimler diğerlerince örnek alınmalı ve devletler arasında çok fazla bilgi paylaşımı olmalı.  

Bir diğer belirsiz konu da insan doğası, yöneticiler “dışarı çıkabilirsiniz” dese de bazı insanlar güvenmeyip bu konuda isteksiz davranabilir, bazıları da hemen çıkıp yöneticilerin abarttığını düşünerek koyulan kurallara uymayabilir. Burada doğru dengenin sağlanması için liderlerin çok dikkatli olması gerekir." 

Yazının sonunda 2. Dünya Savaşı’nın kendi ebeveynlerinin yaşadığı dönemin belirleyicisi olduğunu, benzer şekilde COVID-19 salgının da – ilk modern pandemi- çağımızı belirleyeceğini belirten Gates, bu salgını yaşayanların hiçbir zaman unutmayacağını, şu anda hissedilen acının yıllar boyunca süreceğini belirtmiş. 

Eşi Melinda ile birlikte asıl endişelerinin salgının en fazla etkilediği düşük gelirli ve fakir aileler olduğunu belirten Bill Gates hastalığın aşırı orantısız bir şekilde fakir toplumları ve azınlıktaki ırkları etkilediğini söylüyor. Ülkelerin hayata dönerken mevcut eşitsizliği daha da derinleştirmeyecek politikalar üretmeleri gerektiğinin altını çiziyor. 

Gates yazısını şöyle bitiriyor: 

“Diğer yandan ülkelerin bu savaşa karşı mücadelede nasıl bir araya geldikleri bizi çok etkiledi. Yeni buluşların biran önce hayata geçmesi için her gün üniversitelerdeki ve küçük şirketlerdeki bilim insanlarıyla, ilaç firmalarının CEO’larıyla, devlet başkanları ve politikacılarla konuşuyoruz. Şu anda alkışlanacak çok fazla kahraman var, özellikle ön saflarda yer alan sağlık çalışanları. Sonuçta dünya 1. Pandeminin üstesinden gelindiğini ilan ettiğinde hepsine teşekkür edeceğiz.” 

Deniz Ersoy (mahlas)

Yazının İngilizce orijinali için tıklayın