Bilinmeyen Fatih Sultan Mehmet

Bilinmeyen Fatih Sultan Mehmet

26 Haziran 2020 Cuma  |   Köşe Yazıları

Fatih Sultan Mehmet’in 1480 yılında İtalyan ressam Gentile Bellini’ye yaptırdığı orijinal tablo, Londra’da gerçekleştirilen müzayede ile satışa çıkarıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), Başkan Ekrem İmamoğlu’nun talimatı üzerine, müzayedeye katıldı. Açık arttırmada 250 bin sterlin değer biçilen tarihi tabloyu, 770 bin sterlinlik bedelle İBB aldı.  

Böylece; Türkiye ve İstanbul için tarihi öneme sahip tablo, uzun yıllar sonra yeniden ana vatanına dönmüş oldu. İmamoğlu, duygularını, “Hayırlı olsun İstanbul halkına. İstanbul halkına ait bir eserdir o artık. İnşallah nice yüz yıllar İstanbul’da yaşamaya devam edecek” sözleriyle dile getirdi. 

Sosyal medyada İBB'nin Fatih Sultan Mehmet'in tablosunu almasını "israf" olarak değerlendirenler olduğu gibi destekleyenlerin daha fazla olduğu gözlerden kaçmadı. Ayrıca medyanın bir kısmı da tablonun İBB tarafından alındığını yazmadı veya haberi önemsiz buldu. Anadolu Ajansı (AA) ise, konuyla ilgili verdiği haberin içeriğinde tabloyu İBB’nin satın aldığı bilgisini gizledi. Bununla da yetinmeyen AA, resmi twitter hesabından paylaşılan haberin tweetini de dakikalar içinde sildi. 

Yani her konuda olduğu gibi Fatih'in tablosunun alınması konusunda da ortak bir noktada buluşamadık. Peki asıl soru Fatih Sultan Mehmet"i yeteri kadar tanıyor, biliyor muyuz?  

Maalesef ne okullarda öğretilen tarih derslerinde ne de Osmanlı tarihi üzerine yapılan çalışmalarda Fatih Sultan Mehmet'e yeteri kadar önem ve değer verildiğini düşünüyorum. Bugün bir lise öğrencisine Fatih hakkında ne bildiğini soracak olursanız, size en fazla çağ açıp kapatan bir padişah olduğunu, İstanbul'u fethettiğini ve Yükselme dönemini başlatan sultan olduğunu anlatır. Biraz daha zorlayalım belki resmini yaptırdığını da söyleyebilir, o kadar... 

Onun bilinen ve ön plana çıkarılan özellikleri ise genellikle; askeri kişiliği, devleti idari anlamda düzenleme çabaları ve çıkardığı kanunlar ile sınırlı. Halbuki gerçek Fatih Sultan Mehmet'in kimliği ve kişiliği bunlardan çok daha fazla ve çok daha farklı. 

Evet genç yaşta İstanbul'u fethederek Fatih unvanı alan ve çok büyük bir padişah olan II. Mehmet vizyonuyla diğer Osmanlı padişahlarından çok daha farklı bir kişiliğe sahip, tam bir "Rönesans" adamıydı.Tüm Osmanlı padişahları içinde düşünsel anlamda Batı'ya en yakın olanıydı. 

Kimi tarihçilere göre eğer; “Fatih’in İtalya seferi hedefine ulaşsa Rönesans cemiyetinin içine girerdik. Rönesans, Topkapı Sarayı’nın dışına çıkar, yayılırdı.”

Atina’yı fethettiğinde; "Tek sorun şu: Agamemnon Truva’yı ele geçirdiğinde onu meşhur edecek bir Homeros vardı. Benim ise bir Homeros’um yok” diyen Fatih"in kitapları arasında  Aristoteles ve  St. Thomas Aquinas vardı. Yine kitapları içinde  Büyük İskender’in hayatını ve dünyayı nasıl fethettiğini anlattığı iki-üç tane de İskendername olması, Onun vizyonu hakkında bilgi verebilir. 

Fatih Sultan Mehmet, 1458’de Atina’yı ziyareti sırasında Akropol’ü gezmiş ve  "filozofların şehri"  diyerek  Atinalılara iltifatta bulunmuş, şehir halkına bazı imtiyazlar vermişti.  

Hakkında Hristiyan olduğu yönünde iddialar da bulunan Fatih, Hristiyan olmasa bile Galata’da St. Pietro Kilisesi’ne gidip ayinleri izlediği ve kilise ekmeğinden yediği biliniyor. 

Fatih’in, Osmanlı sultanları içerisinde, İslam dışındaki dinlere karşı en hoşgörülüsü olduğu, bu din mensuplarına ve din adamlarına kendi dinlerini öğrenme ve yaşama konusunda göstermiş olduğu engin hoşgörülü tutum da herkesçe bilinmektedir. 

Fatih çok iyi öğrenim görmüş, gerek din bilimlerinde, sosyal bilimlerde, gerekse pozitif bilimlerde oldukça iyi bir düzeye gelmişti. Edebiyata, din felsefesine, coğrafya, tarih ve askeri konulara büyük ilgi göstermişti.  
 

 

Matematik ile çok yakından ilgilenmiştir. Özellikle edebiyat onun en sevdiği alan olarak bilinmekle birlikte, bıraktığı kitaplarının üçte birinin tarih ve coğrafyaya ait olması oldukça ilginçtir. Türkçenin yanında Farsça, Arapça, Yunanca, İtalyanca ve Slavcayı da belirli ölçülerde bilmektedir. 

O dönemde sadece resmini yaptırmış olması bile, her zaman ön plana çıkarılan Kanuni'den ne kadar farklı  bir padişah olduğunu ortaya koyar. Hem de ondan yaklaşık 100 yıl önce yaşamış olmasına rağmen... 

1461 yılında, Rimini valisine bir mektup göndererek Pisanello’nun öğrencisi Matteo de Pasti’den resim ve heykel konusunda yararlanmak istediğini bildirmişti. Ayrıca resmini yapması için İtalya'dan getirtilen Bellini’den sadece kendisini ve çevresindekilerin portrelerini yapmasını değil, sarayının duvarlarını da fresklerle süslemesini de istemişti. 

Eğer bir padişahın yaşam öyküsünü ve dönemini anlatan bir dizi yapmak gerekirse bu öncelikle Fatih olmalıydı. Ama bizdeki magazin anlayışı ve reyting sevdası ile dizi yapılsa ne olacak ki? Yine İstanbul'un fethi ön planda olacak, yine karadan yürütülen gemiler, Ulubatlı Hasan ve devasa toplar anlatılacak. Araya bir iki cariye-sultan ve aşk hikayesi filan da sıkıştırdınız mı alın size Fatih'i anlatan bir dizi... 

Fatih Sultan Mehmet bugüne geri dönebilseydi, kendisiyle ilgili yapılanlara ve anlatılanlara bakıp; "Beni çok yanlış tanımışsınız, ya da hiç anlamamışsınız" der miydi acaba?..