Bilgi: Zurnanın zırt dediği yer…

Bilgi: Zurnanın zırt dediği yer…

21 Kasım 2020 Cumartesi  |   Serbest Kürsü

Adnan Genç, serbest gazeteci

Tamam, hepiniz/hepimiz her şeyi biliyoruz. Zaten sizler için yazmıyorum; ola ki, bir garip bencileyin dostumuz yolu buralara düşer de okur diye, yazıyorum. Şaka şaka, tabii ki hepimizin bildiği ama üzerinde pek durmadığımız şeyi ben keşfettim ve yazıyorum. 

Bilgi güçtür… Böyle bir metin dolanıyor internet âleminde.. Hadi iki satır irdeleyelim ama önce ‘kes-yapıştır akıl’ ne demekmiş, neye yarayabilirmiş, etraflıca bakalım:  

“Sokak kabadayıları, gazino fedaileri, mafya babaları her şeyi sopa, küfür, hakaret vb ile çözeceğini zannediyor. 

Unutmasınlar ki, 17. yy’da yaşamıyoruz. 

MIT (ABD’nin ve dünyanın en saygın üniversitelerinden MIT-Massachusetts Institute of Technology-Yani dünyaca bilinen bir teknoloji enstitüsünün yayımladığı) bir dokümanında; 17. yy’a kadar olan süreci kas gücü, 18. yy’ı buhar gücü, 19. yy’ı elektrik gücü, 20. yy’ı hidrokarbon gücü olarak nitelendirmişken, 21. yy ve bundan sonra da kıyamete kadar olan süreci data yani bilgi gücü olarak adlandırılmıştır. 

Kas gücünü kullanıp sağa sola hakaret edeceğine otur da bu dokümanlar ne diyor, bak bakalım. Kas gücünü değil, beyin gücünü göster de seni takdir edelim. Ormandaki orangutanın da kasları güçlü. 

BİLGİ GÜÇTÜR”… Algı ve tutum dünyamızı olduğu gibi değiştirecek reçete buymuş. Hatta güçlendirici unsur olarak; bitiş cümlesini de toptan büyük harfle yazmışlar. Daha ne yapsın.  

Tamam yaşlandık; unumuzu eledik gibi ama elek hâlâ elimizde duruyor ve bilgi dünyamızın uygun görmediği reçeteler, elekte kalıyor… Kas gücü bende de var ama artık, ancak kapı kolunu oynatabiliyorum; eskiden dünyayı çeviren gücün bende olduğunu sanırdım; hadi bilemediniz birkaç kişide daha… Yani kas gücünü kötüye kullanırsanız, etrafınızı duman edersiniz. Yok, makul bir insan evladı gibi davranırsanız; fazladan saygı bile görebilirsiniz. Bilgi öyle mi; hadi en kabasından ama en inandırıcı olanından başlayalım… Fantezi bu ya; küresel sermayenin en acımasızlarının ilaç tekellerinin bünyelerinde oluştuğunu varsayalım. Küçük ölçekli devletlerin bütçelerinden bile hallice ARGE paraları olanlardan söz ediyorum. Öyle bir virüs üretelim ki, ilacı da Dr. Filanca’nın üzerinde çalışmasını bitirdiği şu şırınganın içindekiler olsun. Aklımızla bin yaşayalım (bilginin en has ama en kepaze uygulama halinden söz ediyoruz)… Virüs ortalığı iki yıl kadar kırsın geçersin; sonra da biz bu ilacı piyasaya sürelim. Hem nüfus planlamasına destek oluruz, hem de insanlığı kurtarırız. BİLGİ GÜÇTÜR. 

Veya öyle bir silah yapalım ki, havada gümmm diye, patlasın ve fiziki yapılar dışında, bütün canlılar kaskatı kesilsin ve ayakta ölsünler… İnşat yapmak maliyetli bir iş ve bir yerler yıkıldığında onarmak veya yenisini yapmak zaman alıyor ve kalan canların da aklından “Fena yıkıldık yahu” lafı, çıkmıyor. Yıkmayalım, camları silip otursun yeni gelenler… BİLGİ GÜÇTÜR.  

İHA’lar Drone’lar icat edelim. Türkler de bakkaldan evin balkonuna sigara falan yollasın. Tamam bu, iyiniyetli bir bilgi kullanımı. Epeyce saftirikçe olsa da. Ama altına 2 kg bomba bağlayıp da, filanca kumanda merkezinin üzerine yollayıp, taaa 10 bin km öteden hem de ekrandan izleyerek patlatıp, üzerine buzlu malt viski yudumlarsak, kim ne der? BİLGİ GÜÇTÜR.  

Tabii bunca ‘malumatfuruş’ cümle sonrası; kimilerinin aklına ‘Madem bilgi güç ve kötü kullanılırsa…’ deyip, İlbey hocayla, öbür papyonlu abiyi hapse atmasınlar… Ama, azizim onlar da çok bilgili; ne zaman izlesem, yerin dibine geçiyorum. En az onar dil biliyorlar; öyle bal-şurup kıvamda anlatıyorlar ki, sanki akşamları Neyzen’le Eyüp mezarlığında demlenip, ot çekiyorlar; Ulubatlı ile surlara ok atıyorlar… BİLGİ GÜÇTÜR…