Biden tehlikesi

Biden tehlikesi

12 Ağustos 2020 Çarşamba  |   Köşe Yazıları

Yazarın 10 Mart'ta Medya Günlüğü'nde yayınlanan yazısı:

Türkiye İdlib/Suriye batağında yeni bir yön bulmaya çalışırken, okyanus ötesinde ülkenin geleceğini karartması olası bir katar yola düzülmeye hazırlanıyor: ABD’deki Ermeni lobisi geçen salı gününden beri ellerini ovuşturarak 2021’de sahneye koyabileceği oyunun ayrıntılarını yazmakla meşgul.

Nedeni: Joe Biden.

Geçen hafta ABD’nin 14 eyaletinde Demokrat Parti’nin 2020 seçimlerindeki başkan adayını belirlemek için yapılan delege ön seçimlerinde büyük bir atak yaparak, geçen haftaya kadar en güçlü konumdaki  demokratik sosyalist Bernie Sanders’ın ateşini söndüren Biden, siyasi hayatı boyunca Ermeni lobisiyle yakın ilişki içinde olmuş bir siyasetçi. 

30 yıldan uzun bir süredir Washington’da siyasetin içinde bulunan ve Demokrat Parti’nin kalabalık adaylık yarışında önce lider konumdayken sonra gerilere düşen, ancak ”Süper Salı” ön seçimlerinde 14 eyaletin 10’unda delege çoğunluğunu elde eden Biden, başarısını bir kaç etkene borçlu. Bunların başında, Trump’tan önceki başkan Barack Obama’nın politikalarının mirasını yemeyi başarıyla sürdürmesi; bununla ilişkili olarak ABD’nin ilk zenci başkanının yardımcısı olarak görev yapmış olması nedeniyle zenci oy tabanından büyük destek toplayabilmesi; ve en önemlisi de Bernie Sanders’ın radikal ekonomik reform önerilerinin yerine statükoda ancak sınırlı ekonomik reformlar öneren bir çizgiyi izlemesi geliyor. 

Bu son etken, Demokrat Parti’nin lider kadrosunda Sanders aleyhinde bir eğilim yaratmış durumda. Elbette bu açıkça dillendirilmiyor ama Joe Biden’in “orta yolcu” çizgisi, Demokrat Parti yönetiminde Bernie’nin aleyhinde “seçilebilirlik” kriteri olarak öne çıkarılıyor. "Süper Salı"dan sonra partinin orta yolcu adaylarının art arda, olgunlaşmış elmalar gibi adaylıktan düşmelerinin rastlantı olduğuna inanmak hayli zor. Ki bu adaylardan eski bir belediye başkanı olan Pete Buttigieg ile Senatör Amy Klobuchar, ilk iki ön seçimde önemli ölçüde başarılı olmuşlardı, ancak adaylık yarışından ilk çekilenler de onlar oldu. 

İşin ilginç yönü, hem bu iki aday, hem de yarışı bırakan diğerleri destekçilerini Joe Biden’a oy vermeye çağırırıken, Sanders’ın çizgisine en yakın olan Elizabeth Warren, Sanders’i destekleyici hiçbir açıklama yapmadı.

2016 seçimleri öncesinde de Hillary Clinton, Demokrat Parti liderleriyle birlikte düzenlediği bir komployla Bernie Sanders’ın adaylık yarışında elde ettiği ivmeyi kösteklemeyi başarmış ve girdiği seçimi de Trump’a kaybetmişti. 

Biden halen Sanders’tan yaklaşık 100 delege önde seyrediyor. Bu ay içinde yapılacak öteki ön seçimlerde bu farkın kapanması, hatta tersine çevrilmesi olanaksız değil ama çok zor. Bir başka deyişle Biden’in Trump’a karşı başkanlık seçiminde yarışması hayli güçlü bir olasılık. 

Elbette bu Biden’in seçimi kazanacağı anlamına gelmiyor ama özellikle Trump’ın Çovid-19 salgınıyla başlayan sağlık krizini yönetmekteki beceriksizliği ve aynı salgının ABD ve dünya borsalarında yarattığı kriz ve yol açması muhtemel ekonomik durgunluk, Trump’ın seçim şansını artıracak etkenler gibi görünmüyor. 

Sonuç olarak, Biden’in Demokrat Parti’nin adaylığı ötesinde 2020 başkanlık seçimini kazanması artık ciddi olasılıklar olarak gündemde. 

Ankara’daki Dışişleri bürokrasisinin bu olasılığın gerçekleşmesi halinde Biden Beyaz Sarayı’yla nasıl bir ilişki geliştireceği üzerinde çalışmaya başlaması fena bir fikir olmasa gerek.