BİA Medya Gözlem Raporu

BİA Medya Gözlem Raporu

14 Ekim 2020 Çarşamba  |   Günlük

Avrupa Birliği ile sadece temel haklarda değil artık bölgesel çıkarlarda da ayrı düşen Türkiye, 2023’e kadar reform öngören İnsan Hakları Stratejik Belgesi’nin ruhuna tamamen zıt medya özgürlüğüne yönelik vahim ihlallere sahne oluyor. 

Temmuz-Ağustos-Eylül BİA Medya Gözlem Raporu Türkiye’nin, gazetecilerin artık padişah eleştirisinden gözaltına alındığı, televizyon kanallarının aynı gerekçeyle beş günlüğüne susturulduğu, sürgün gazetecileri ülkeye getirmenin yolu olarak mallarına el koymaya girişildiği, özellikle yerel habercilere yönelik şiddetin yaygınlaştıkça cezasız kaldığı bir ülke haline geldiğini gösteriyor. 

180 ülkeli RSF Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 154. sırada gösterilen ve gazeteciler için tutuklanma sirkülasyonu en yüksek ülkelerden olan Türkiye, online haberciliğe yönelik yaygın ve keyfi sansürden sonra, bundan böyle de sosyal medya platformlarına yönelik kısıtlamalarıyla gündeme geleceğe benziyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve iktidar yetkilileri, 18 yıllık iktidarın ardından basın ve ifade özgürlüğünde en iyisini temenni etmeye, zaman zaman da ifade ve eleştiri özgürlüğünü geçmişte hiç olmadığı kadar geliştirdiklerini ifade etmekte bir beis görmüyorlar. 

Ancak BİA Medya Gözlem Raporu, 81 gazetecinin Türk Ceza Kanunu (TCK), Terörle Mücadele Kanunu (TMK), MİT Kanunu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Kanunu ve Sermaye Piyasaları Kanunu (SPK) kapsamında toplamı 7 müebbet ve 760 yıl 3 ay hapis cezası, sekiz gazetecinin de toplam 1 milyon 410 bin TL tazminat istemiyle karşı karşıya olduğuna işaret ediyor. Ulusal ve uluslararası gazetecilik örgütleri bu ihlallere son üç ayda her düzlemde tepki göstermeyi sürdürdüler.

Libya’da yaşamını yitiren MİT mensubunun cenazesinin haberleştirilmesi nedeniyle tutuklanan Oda TV sitesi genel yayın yönetmeni Barış Pehlivan ve Oda TV sitesi muhabiri Hülya Kılınç “istihbarat faaliyeti ile ilgili bilgi ve belgeleri ifşa etmek” suçundan 3 yıl 9 ay hapis cezası; Yeni Yaşam gazetesi yetkilileri Aydın Keser ve Ferhat Çelik ile Yeniçağ gazetesi yazarı Murat Ağırel’i de MİT Kanunu 27/3. maddeden 4 yıl 8 ay 7 gün hapisle cezalandırdı. Pehlivan, Kılınç ve Ağırel mahkumiyetle birlikte bu dönemde adli kontrolle tahliye edilirken,  “Askeri Casusluk” iddiasıyla gözaltına alınıp tutuklanan Müyesser Yıldız dört aydır hapiste. 

Die Welt gazetesinin Türkiye muhabiriyken Türkiye’de bir yıl keyfi şekilde tutuklu bırakılan Deniz Yücel’e “örgüt propagandası” gerekçesiyle 2 yıl 9 ay 22 gün hapis cezası verildi. “MİT TIR’ları” dosyasından “Gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla temin” iddiasıyla yargılanan sürgündeki gazeteci Can Dündar’ın Türkiye’deki mallarına, 15 gün içinde İstanbul’daki davasına katılmazsa, el konacak. 

En az 4 gazeteciye gözaltı

Temmuz-Ağustos-Eylül 2020 döneminde en az dört gazeteci gözaltına alındı. Gazeteci Hakan Gülseven “Cumhurbaşkanı’na hakaret” şüphesiyle, Oktay Candemir Padişah adlarını içeren televizyon dizi isimlerini eleştirdiği için “kişinin hatırasına hakaret” suçlamasıyla gözaltına alındı. Gazeteci Hakan Aygün de, daha önce tutuklandığı “dini değerleri aşağılamak” iddiasına ilişkin dosyasından ifade vermeye gelmediği gerekçesiyle aynı akıbete uğradı. 

Baroların yapısını değiştiren kanun teklifinin Meclis Anayasa Komisyonu'nda görüşmeleri başlarken içeri alınmayan baro başkanlarının oturma eylemini izlemek isteyen gazeteci Sibel Hürtaş de, darp edilerek gözaltına alındığı için polislerden şikayetçi olacağını açıkladı. 

Temmuz-Ağustos-Eylül 2020 döneminde, özellikle yerel gazetecilere yönelik fiziksel ve sözlü saldırılar gündemdeydi. Bu dönemde 11 gazeteci ve bir gazeteci cemiyeti (Nevşehir) fiziksel saldırıların hedefi olurken şiddet, Diyarbakır, Elazığ, İzmir, Antalya, Ordu, Bursa ve İstanbul’da görev yapan dokuz yerel haberciye yönelikti. Farklı gerekçe ve nedenlere dayanan bu şiddet, 31 Mart 2019 Yerel Seçimler sonrası çoğu “Cumhur İttifakı”nı eleştiren yerel gazetecilerin sokakta şiddet gördüğü süreci akla getirdi. 

Bu dönemde, en az beş gazeteci de sözlü saldırı ve tehditlerin hedefi oldu. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, kendisini eleştiren yayın kuruluşlarından Tele1 TV’yi, Cumhuriyet gazetesi köşe yazarı Barış Terkoğlu’nu ve Sözcü gazetesinden Saygı Öztürk’ü hedef aldı. MHP MYK Üyesi Selami Şişman Şirin Payzın’ı tehdit etti. 

Geçen yılın aynı döneminde, ikisi silahlı saldırı biri de polis şiddeti kapsamında en az 3 gazeteci saldırıya uğradı; bir medya sözlü saldırıya uğradı, bir gazeteci de tehdit edildi. 31 Mart 2019 Yerel Seçimleri’ni izleyen süreçte daha ziyade Cumhur İttifakı ortakları AK Parti ve MHP’yi eleştiren gazetecilere yönelik gelişen şiddet iklimi başka gerekçelerle yerel habercileri (Balıkesir, Mersin) etkilemeye devam etmişti.

Temmuz-Ağustos-Eylül 2020 döneminde sekiz gazeteci (Mustafa Hoş, Ahmet Sever, Engin Korkmaz, Mustafa Sönmez, Oktay Candemir, Cem Şimşek, Erk Acarer ve Necla Demir) yazı veya kitaplarındaki Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ilişkin görüş ve eleştirileri nedeniyle “Cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla halen toplam 37 yıl 4 ay hapis istemiyle yargılandı. 

Gazeteci Fatih Portakal için yeni bir iddianame hazırlanırken, Can Ataklı ve Mustafa Sönmez için yeni davalar açıldı, Die Welt gazetesi muhabiri Deniz Yücel aynı suç kapsamında savcılığa şikayet edildi ve Hacı Boğatekin’e soruşturma açıldı. 

Geçen yılın aynı döneminde, beş gazeteci toplam 18 yıl 8 ay hapisle yargılanıyordu. TCK’nın 299. Maddesi, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçildiği Ağustos 2014’ten 1 Ekim 2020’ye kadar en az 61 gazetecinin hapis, ertelemeli hapis ve para cezasına mahkum edilmesine zemin oluşturdu. 

AYM Bakan Soylu’nun hedefinde

Anayasa Mahkemesi (AYM), Temmuz-Ağustos-Eylül 2020 döneminde sendika.org’un ve ardıl sitelerin 62 kez erişime engellenmesiyle ilgili ikinci bir ihlal kararı verdi. Geçmişte, Tuncay Özkan - Mustafa Balbay ve Can Dündar - Erdem Gül gibi gazeteci dosyalarında verdiği ihlal kararları nedeniyle iktidarla gerginlik yaşayan AYM, son olarak da “örgütlenme özgürlüğü”na dair bir dosya üzerinden İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun hedefi oldu.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Temmuz – Ağustos – Eylül 2020 döneminde, gazeteci, yazar ve hak savunucusu Ragıp Zarakolu’nun KCK soruşturmasından tutuklu bırakılmasının “güvenlik ve özgürlük hakkı” ile “ifade özgürlüğünün ihlali”ni oluşturduğuna hükmetti; Türkiye’nin Zarakolu’ya 6 bin 500 avro manevi tazminat ödemesine karar verdi. 

Türkiye’yi ziyaret eden AİHM Başkanı Robert Spano'nun İstanbul Üniversitesi’nden fahri doktora unvanı alması, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Adalet Akademisi’ ne kadar bir dizi resmi ziyaret gerçekleştirirken sivil toplum örgütlerini gözden çıkarması “tarafsızlık” ilkesi bakımından yoğun tepkiye neden oldu. 

46 para, 15 kez yayın durdurma

Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Temmuz-Ağustos-Eylül 2020 döneminde haber ve program yayınlarından dolayı TV kuruluşlarına 46 kez para cezası ve toplam 15 kez yayın durdurma cezası verirken bu dönemde radyo kuruluşlarına herhangi bir işlem yapılmadı  Kurul, TV’lere toplam 1 milyon 190 bin 026 TL idari para cezası verdi. 

Bu dönemde, TELE1 kanalı, Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın Abdülhamid hakkında söylediği sözler nedeniyle beş gün karartılırken, Halk TV de, gazeteci Ayşenur Arslan’ın dış politikayla ilgili eleştirileri nedeniyle aldığı beş günlük ceza nedeniyle Ekim ayına kapalı girdi. 

Geçen yılın aynı döneminde, RTÜK haber, film ve program yayınlarından dolayı TV kuruluşlarına 9 para cezası, 5 program durdurma cezası verirken radyo kuruluşlarına bu dönemde herhangi bir işlem yapılmadı. Kurul, TV’lere toplam 1 milyon 180 bin 146 TL para cezası vermişti.

Suudi Arabistan'ın Washington Post gazetesi yazarı Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’yı İstanbul Konsolosluğu’nda 2 Ekim 2018'de öldürmesiyle ilgili dava başladığı; cinayetle ilgili ikinci iddianame de çıktı. Diğer yandan, Hrant Dink’in 19 Ocak 2007’de İstanbul Şişli’de öldürülmesine ilişkin kamu görevlilerinin yargılandığı dava dört yıldır sürüyor. Mahkeme, bir an önce karara gitmek için, gazeteciyi İstanbul Valiliği’nde uyaran MİT görevlilerini dinlemekten vazgeçti. Aydın ve gazeteci Musa Anter’in 1992’de öldürülmesine ilişkin yargılamada, ne “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım bulabildi ne de İsveç’te bulunan PKK itirafçısı ve eski MİT elemanı Abdülkadir Aygan’ın (Aziz Turan) once yıldır ifadesini alınabildi. 

Hrant Dink Vakfı’nı gönderdikleri elektronik posta mesajları yoluyla tehdit ettikleri gerekçesiyle tutuklu yargılanan sanıklar tahliye edildi. Tutuklandığı gün Silivri Cezaevi girişinde bir hapishane görevlisinin darp ettiği gazeteci Barış Pehlivan, başvurusuna Adalet Bakanlığı’nın vereceği kararı bekliyor. Darbe girişiminden sonra Anayasa Mahkemesi kararına rağmen 656 gün hapiste tutulan Mehmet Altan’ın “haksız tutuklama” gerekçesiyle açtığı dava görülmeye başladı. Faruk Bildirici’nin RTÜK üyeliğinin düşürülmesine karşı açtığı dava, Bildirici’nin açıklamalarından dolayı “tarafsızlığını yitirdiği” ileri sürülerek reddedildi. 

Son üç aylık dönemde, NTV’de toplam yedi medya çalışanının işine son verildi. Hakkında geçmişte “FETÖ üyeliği” şüphesiyle soruşturma yürütülen, şimdiyse “ekonominin itibarını bozmak” iddiasıyla yargılanan FOX TV haber sunucusu Fatih Portakal görevini bıraktı. 21 yıldır Demirören Haber Ajansı'nda çalışan Ferit Demir de bu dönemde işlerini bırakmak zorunda bırakılanlar arasında. 

Geçmiş dönemlerde işten çıkarılan sendikalı 45 Hürriyet gazetesi çalışanının 23’ünün açtığı işe iade davası 8 Ekim’de görülecek. Olay TV ve Olay FM gibi 1 Kasım 2019 tarihinde yayın hayatına son vermiş kuruluşlarda işten çıkarılan 35 gazeteci haklarını aramak için yargıya başvurdu. İşine son verilen TRT eski çalışanı Mustafa Aşçı işe iade davasını kazandı.

(Erol Önderoğlu-Sinem Aydınlı-İdil Aydınoğlu-bianet.org)