'Beyazlaşan' AKP

'Beyazlaşan' AKP

27 Haziran 2019 Perşembe  |   Mentor

Halkın takımı olma hüviyetine sahip, devlet kaynaklarından beslenmeyen, halk yerine güçlüye yanlamayı tercih eden medyanın ana hedefindeki Fenerbahçe taraftarı olarak politik tercihimi Fenerbahçe üzerinden yapsam da bu objektif analiz yapmama engel bir durum değil. 

Muhalefetin yerel seçim sarhoşluğu geçti mi bilmiyorum ama henüz kazandıkları hiçbir şey yok çünkü ülke siyasetinin hala tek bir omurgası var; Recep Tayyip Erdoğan. 

Kazanan da, kaybeden de o. 

31 Mart seçiminin iptal edilmesi bir çeşit siyasi intihardı, Avrupa Birliği entegrasyonu yerine Batı’yı öcü ilan etmek ve büyümeyi Batı’nın parası ile finanse etmeye mecbur ülkenin ekonomisini riske etmek büyük hataydı. Ayrıca ekonomiyi ehil eller yerine akrabalara teslim etmek ve kör gözüm parmağına ekonomik tavırların işsizlik ve yoksulluk üretmesi seçimin kaybedilmesindeki en önemli etkendi. 

Tüm bunların sonucu oluşan tepki Recep Tayyip Erdoğan muhalefeti dışında hiçbir ortak noktası olmayan bir blok yarattı ve insanlar tepkisini göstermek için o bloka oy verdiler, üstelik seçimle kazandığı elinden alınan mağdur edilmiş, uyduruk davalarla başbakan olmasının önüne geçilmiş bir siyasi figürün seçilmiş biri için yargı kararı biçmesi, "Seçilse bile olmaz" demesi, kendi seçmeninden bile tepki göstermesine neden oldu. 

Açıkçası seçim sonrası daha kucaklayıcı bir tavır ve birleştirici mesajlar bekliyordum ama olmadı, çevresini saran rant yumağı halkla bağını koparmış, halka en yakın lider olma özelliği taşıyan Recep Tayyip Erdoğan artık halkı duymuyor diye düşünüyorum. 

Peki o kaybederse kim? Bu sorunun şu an cevabı yok. 

Mevcut ittifakın bu yerel seçim başarısını daha öteye götürmesi mümkün değil, ne başkan seçebilirler ne de ülkeyi yönetecek bir iş birliği yapabilirler. Liderler tamam dese bile tabanda bunun olacağını düşünmek sadece polyannacılık oynamak o kadar. 

Kimsenin söylemediğini söylemeyi seviyorum. Kürt seçmeni kutluyorum ama HDP'nin halen terörle bağını koparmamış bir parti olduğunu görüyorum ve seçim öncesi yaptığı zigzakla seçimin kaybedenlerinden biri olduğunu düşünüyorum. 

Türk olduğu için insanları hedef seçmeden öldüren, statlara bomba koyan katil bir örgüt başının seçim sonucunu etkileme çabasına herkesten çok tepki vermesi gereken milliyetçi bir parti bunu yapmak yerine sessiz kalmayı tercih etti.  

Zaten MHP ile HDP arasında büyük farklar da yok; biri Kürt milliyetçiliği diğeri Türk milliyetçiliği yapıyor. 

Kürt sorununda çözüm üretme şansını elinde tutan tek siyasi figür Recep Tayyip  Erdoğan. 

Askeri vesayet konusunda demokrasi başarısı olan hala tek lider. 

İktidarın geniş kitlelere yayılması ve 12 Eylül’ün apolitize ederek sindirdiği geniş halk yığınlarını tekrar politize ederek halka siyasi bilinç kazandıran tek lider. 

Sanırım Recep Tayyip Erdoğan'ın en büyük sorunu beyazlaşan ve renginin koyu olduğunu unutan partisi. Bir tür “Stockholm Sendromu” geliştirdiler, onlara ne yapıldıysa siyasi rakiplerine aynısını yapıyorlar ve bu nedenle halk desteğini sürekli ve artan hızla kaybediyorlar. 

Ben ülkemi ve insanlarını seviyorum, herkes birbirini sevsin ve bu nefret söylemleri bitsin istiyorum. O yüzden bunları yazıyorum. 

Ülke siyasetinin önünde 3 alternatif var: 

1- Recep Tayyip  Erdoğan  

2- Merkezde genç,yıpranmamış bir lider  

3- Kaos 

2. alternatifin Ekrem İmamoğlu olabileceğini düşünüyorum. Bence Recep Tayyip Erdoğan'ın genç versiyonu ama bunun için CHP'yi terk edip dogmatik ideolojisi ve statükocu yapısı nedeniyle her şeyi yutan, politika üretemeyen bu partiyi geride bırakması gerekir, yoksa Canan Kaftancıoğlu gibi ötekinden nefret eden CHP misyonu onu da tüketecek. 

Aynısını Muharrem İnce için söylemiştim, kendi de büyük hatalar yaptı ama artık onu tanıyan bile kalmadı. 

Eğer Ekrem İmamoğlu CHP içinde kalırsa AKP'den önce CHP onu tüketecektir. 

Yani önümüzdeki dönem ya Recep Tayyip Erdoğan ya da Ekrem İmamoğlu ülkeyi yönetecek ama ikisinin de en büyük yükü kendi partileri. 

Kim yüklerinden önce kurtulur, kim ötekileştirmeden diğerlerine empati yapıp sevgi gösterirse o kazanacak. 

Yani önümüzdeki dönemde kavga eden kaybeder, sevgi gösteren kazanır. 

Artık Y kuşağı geliyor, onların ideolojisi, dogmaları, katı şovenist ve statükocu tavırları yok, üstelik bireysel farkındalıkları ve kendi keyiflerine düşkünlükleri üst düzeyde. Ne sürekli kavga ederek onun keyfini kaçıran ne de ona birey olarak ulaşmayı beceremeyen birine oy verirler. 

Türk, Kürt veya hamaset geçmişte kaldı, huzur vereceksin ve onu bireysel olarak etkileyeceksin, yoksa seçim kazanamazsın.