Beatles ve basketbol

Beatles ve basketbol

20 Aralık 2019 Cuma  |   Mentor

Herkes Fenerbahçe Beko'nun içinde bulunduğu duruma açıklama arıyor. Ben de öyle ama benim tespitim biraz daha farklı...

Bana göre futbol ve bugün basketboldaki başarısızlığın en büyük nedeni Fenerbahçe'nin çok uzun süredir "beyazlaşması" ve "Kadıköylüleşmesi", yani halkla arasındaki mesafenin açılması. 

"Beyaz" konusu daha çok para ile ilgili ama her parası olan beyaz anlamına gelmiyor; aslında "Kadıköylüleşme", "Bakırköylüleşme" ve "Çankayalılaşma" gibi kavramlar da onun içinde. Her zengin beyaz olmuyor. Beyazların en önemli özelliği kendilerine ait müthiş ve şişkin bir egoya sahip olmaları, olayların merkezine kendilerini koymaları ve diğer yaşam biçimlerine karşı acımasız ve saygısız olmaları. Onlara göre lahmacun yemek iğrenç, işkembe çorbası içmek "uvvv", yabancı dil bilmeyen koleje gitmemiş herkes aptal, inançlı herkes yobaz, yani her şeyi kendi penceresinden gören insanlar. 

Aslında bunlar en büyük yobaz, yaşam değişiyor, hayat değişiyor ama bu insanların algısı değişmiyor maalesef. Geçmiş dönemde yapılan hatalar sonucu Fenerbahçe "beyazlaştı" ve toplumun bu kesimi ile yakınlaşırken büyük çoğunluğu ile arası açıldı, mesafe girdi. 

Herkes böyledir demiyorum, ayrıca Fenerbahçe halka inmeyi başarmış halkla bütünleşmiş ve bunu 3 Temmuz'da kanıtlamış bir camia ancak görüntü ve Fenerbahçe adına söz söyleyen insanların bu tarz görüntüleri Fenerbahçe'yi halktan uzaklaştırıyor.

Burada kast ettiğim şey Ali Koç ve yönetimi kesinlikle değil. Ali Koç benim gördüğüm en "zenci" Türklerden. Rambo'ya başkan seçildiği gün selam çakan adam beyaz olamaz. 

Basketbol takımı zor bir dönemden geçiyor, öz güven kaybına uğramış desteğe çok ihtiyacı var, ısınmaya çıkmış ama salonun yarısı boş ve ses seda çıkmıyor. Takıma destek vermeyi bırak takım onlara destek veriyor, ne zaman öne geçse coşuyorlar ne zaman geriye düşse onlar da oturuyor çünkü onların amacı eğlenmek. Zaten yaşamlarında ulaşmakta zorlandıkları fazla şey yok. Basketbol ve futbol onlar için hoşça vakit geçirdikleri bir eğlence, galip gelirse ne ala, olmazsa koy çantaya rahvan gitsin. 

Oysa Fenerbahçe'nin statta, salonda onu yaşamıyla özdeşleştirmiş, mücadeleyi asla bırakmayan, yılmayan yenildikçe ayağa kalkmak yaşam biçimi olmuş "zencilere" ihtiyacı var çünkü onların yaşamında Fenerbahçe eğlence değil, yaşamın ta kendisi. Sıkça haksızlığa uğradıkları yaşamda sığındıkları bir kucak, taraftar kardeşliği ile elde ettikleri bir dayanışma kısaca yaşamın ta kendisi. 

Bir Fenerbahçeli olarak endüstriyel sporda paranın en önemli şey olduğunu, salon ve stat bilet fiyatlarının yüksek olması gerektiğini savundum ama yanılmışım çünkü salondaki ve stattaki taraftar başarıyı başarı parayı getiriyor. 

Fenerbahçe acilen salon ve statta bilet fiyatlarını düşürmeli, hatta dünyada bir ilke imza atarak salon ve statta tüm koltukları söküp locaları kapatıp ayakta taraftar almalı ki keyif yapmaya değil takımı desteklemeye gelen taraftar salonu ve stadı doldursun. 

John Lennon'ın dediği gibi, "Ucuz koltuklarda oturanlar alkışlayabilir, diğerleri mücevherlerini şıkırdatsın..."