Basına her yerde tırpan

Basına her yerde tırpan

5 Haziran 2019 Çarşamba  |   Günlük

Düşünce kuruluşu Freedom House yeni açıkladığı raporda, dünya genelinde basın özgürlüğünün gerilemekte olduğunu, Türkiye gibi baskıların yoğun olduğu ülkelerde gazetecilerin kurduğu alternatif platformların giderek daha fazla ilgi gördüğünü bildirdi.  

Washington merkezli düşünce kuruluşunun “Özgürlük ve Basın 2019” başlıklı raporu kamuoyuna açıkladı.  

Raporda, Türkiye gibi basın özgürlüğünün kısa zamanda çok büyük gerileme gösterdiği ülkelerde, artık halkın sadece dörtte birinin basına güven duyduğu vurgulandı. Bununla birlikte, son dönemde internet haberciliğinin öneminin giderek daha da arttığına işaret edildi. 

Raporda Türkiye’de, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Olağanüstü Hal (OHAL) süreciyle birlikte yaklaşık 150 medya kuruluşunun kapatıldığı, yüzlerce gazetecinin hukuki dayanak olmaksızın teröre destek suçlamasıyla yargılandıkları hatırlatıldı, bu gelişmeler sonucunda çok sayıda gazetecinin online gazeteciliğe yöneldiği belirtildi.  

Örnek olarak gazeteci Ünsal Ünlü’nün evinden yaptığı podcast yayınları, Dokuz8’in dijital habercilik çalışmaları, Türkiye’den ayrılmak zorunda kalan Yavuz Baydar’ın internetteki Ahval, Can Dündar’ın da Özgürüz platformları ile yürüttükleri çalışmalar sıralandı. 

Dünya genelinde birçok hükümetin denetleyemediği için internet haberciliğini istemediği, bununla birlikte uluslararası dijital platformların sansürü önlemede son derece etkili olduklarının vurgulandığı raporda, Medyascope’un YouTube Kanalı üzerinden yaptığı yayınlar örnekler arasında gösterildi.  

Raporda, Deutsche Welle ve işbirliği yaptığı BBC, France24 ve Voice of America’nın kurduğu +90 adlı YouTube kanalına da yer verildi. Bu uluslararası medya kuruluşlarının, takipçilerine bağımsız ve doğru bilgileri aktarma hedefine işaret edilen raporda, uluslararası bir dijital platformda yer alan bu yayınlara Türk makamlarının rahatsızlık duyması gibi bir durumda, merkezi Silikon Vadisi'nde bulunan YouTube kanalının kapısını çalmak zorunda kalacaklarına dikkat çekildi.  

Freedom House raporunda, son dönemde sadece otoriter yönetimlerin işbaşında olduğu ülkelerde değil, köklü demokratik geçmişleri bulunan ülkelerde de basın özgürlüğünün baskı altında olduğu tespiti dikkat çekti.  

İşbaşına gelen popülist liderlerin, basın özgürlüğünü kısıtlamaya, bağımsız gazeteciler üzerinde baskı kurmaya çalıştıkları ifade edilirken, ABD Başkanı Donald Trump’ın sözlü saldırılarıyla basın özgürlüğünü hedef almasının endişe verici olduğu aktarıldı.  

Raporda, “Dünya genelinde gazetecilerin, temel hakları ihlal edildiğinde Washington’un onlara desteğe geleceğine inanmaları için artık daha az nedenleri var” ifadelerine yer verildi. 

Basın özgürlüğünde küresel çapta yaşanan gerilemenin, yine dünya genelinde demokraside yaşanan gerilemeyle bağlantılı olduğuna işaret edilen raporda, “Basın özgürlüğünün kısıtlanması diğer siyasi ve medeni hakların tehlikede olduğunun önemli bir göstergesidir” görüşü aktarıldı. 

Batı’da tartışmalı uygulamalar  

Freedom House’ın çalışmasına göre, demokratik birçok ülkede gazeteciler üzerinde doğrudan baskılar olmasa da, toplumun geniş bir kesiminin tarafsız haber ve bilgiye ulaşması engelleniyor. 

Düşünce kuruluşu, demokratik ülkelerde de basın kuruluşlarının mali koşullar, hukuki düzenlemeler yoluyla uygulanan baskılar, iktidarların etkisiyle sahiplik yapılarının değişmesi gibi sorunlarlarla karşı karşıya bulunduğuna dikkat çekti.  

Raporda ayrıca iktidarların çoğu zaman kendilerine yakın medya kuruluşlarına destek verdikleri, kimi medya kuruluşlarının ise bağımsızlıklarını tehlikeye düşüren incelikli girişimlere yenik düştükleri ifade edildi.

(Deutsche Welle Türkçe)