Bağnazlık, yobazlık, partizanlık

Bağnazlık, yobazlık, partizanlık

20 Mayıs 2020 Çarşamba  |   Mentor

Ben AKP seçmeni değilim ama saçma muhalefet tarzına, “AKP'nin yaptığı her şey kötüdür”, “CHP'nin yaptığı her şey kötüdür” veya “AKP'nin yaptığı her şey iyidir” gibi partizanca yaklaşımlara da karşıyım. 

Türk demokrasisinin en büyük problemlerinden biri sadece uzlaşma kültürü ile ayakta kalması mümkün olan demokrasinin nepotizm, yandaşlık ve partizanlıkla donatılmış olmasıdır. Bunun iktidarı muhalefeti yok, hepsi aynı; o yüzden bir adım ileri gidemiyoruz. 

Dünyanın en büyük salgınlarından birini yaşıyoruz ve garip bir kira hesaplaması ile “Yap-İşlet-Devret”ler (BOT-YİD) veya devlet özel sektör ortaklığı (PPP) ile yapılan hastaneler veya ulaşım alt yapı yatırımları eleştiriliyor. Yaşamım boyu bu kadar sığ bu kadar ekonomi ve finanstan uzak bir eleştiri görmedim. Ben taraf değilim, uzmanım ama eleştirilerin hiçbirinde uzmanlık görmüyorum, koyu bir partizanlık ve bağnazlık, hepsi o. 

Gerek PPP gerekse BOT dünyanın her yerinde kullanılan kamu finansman teknikleridir ve dünyada birçok örneği vardır. 

Kamunun "verimli" olmadığı, özel sektörün ise tam tersini başardığı tüm dünyanın bildiği çok açık bir gerçektir. Ayrıca, bunları özel sektöre yaptırmanın alternatifi kamunun yapmasıdır. 

Çok popüler konu olduğu için Osmangazi Köprüsüne bakalım… 

İhale 427 kilometre otoyol ve bir köprü olarak açılmış yani sadece köprü değil. 

Önce projenin maliyetini bilmemiz gerek; Wikipedia'da 6.9 milyar dolar diyor. İnşaat Mühendisleri Odasına göre 2X2 veya 2X3 otoyol maliyeti 4-8 milyon dolar arası, bilgi 1993 yılına ait. Osmangazi Köprüsü 3X3 otoyollar da öyle. Yani kilometre başına 8 milyon dolar olması normal ama biz 6 diyelim. Yani en iyi olasılıkla köprünün maliyeti 4-5 milyar dolar arası.  

Müteahhit firma köprüyü 1 yılda, tüm yolları 4 yılda yapmış. Peki devlet yapsaydı bunu 5 yılda biter miydi? Mümkün değil, bütçe, finansman, siyasi, bürokrasi falan derken en az 10 yılı bulurdu.   

Bir de finansman maliyeti var. Bildiğiniz gibi devlet burada hiçbir şeye karışmıyor. 

Yine bir muhalif siteye göre, devlet buraya yılda 2.5 milyar TL ödüyormuş. Haber tarihi 20 Şubat 2020, o günkü kurla yaklaşık 400 milyon dolar eder. 

Oysa devlet bunu yapsaydı 4 milyar dolar borç bulması gerekecekti. Hepimizin bildiği gibi devletin borcu var. Bugün itibarıyla devlet 20 yıl için 7.87 faiz ödüyor. Yani maliyet 4 milyar dolar olsa 320 milyon dolar, 5 milyar dolar olsa 400 milyon dolar, Wikipedia'da belirtildiği gibi 7 milyar dolar ise  560 milyon dolar yıllık faiz ödeyecekti. Bu da yetmiyor, bu faizi otoyol ve köprünün çalışmadığı dönemde de ödeyecekti. Eğer bunu 5 yılda bitirse en iyi tahminle sadece 1.6 milyar dolar faiz ödeyecekti. En kötü ihtimalle 2.8 milyar dolar faiz ödeyecekti. Köprü 10 yılda bitse maliyetler katlayacaktı. Köprünün işletme süresinin 22 yıl olduğu varsayılırsa her yıla yaklaşık 400 milyon dolar faiz gideri düşer. Elbette politik nedenlerle geçtiği her ilçe için bağlantı yolu vs. yapılacağı için maliyet 10 milyar dolar olurdu. 

Gördüğünüz gibi en iyi maliyet senaryosuna göre bile devletin zararı yok. Eğer gerçekten köprü 7 milyar dolara mal olduysa yılda yaklaşık 300 milyon dolar karı var. Doğrusu da budur, BOT ve PPP sistemleri özel sektör devletten daha verimli çalıştığı ve siyasi nedenlerle maliyet artmadığı için geliştirilmiştir ve verimliliği tüm dünyada teyit edilmiştir. 

Şimdi anlıyoruz ki kimsenin devleti dolandırdığı falan yok, hatta devlet biraz dolandırmış gibi. 

Finansman sisteminde de bir kusur yok. Peki bu yatırımlar yapılmalı mıydı, o başka bir tartışma konusu ve zaten bu konuda eleştiri de yok. 

Sadece şunu söylemek istiyorum: Acaba şehir hastaneleri olmasa ve ülkemizde de yatak yetersizliği nedeniyle insanlar boğulmaya terk edilse daha mı mutlu olurdunuz? 

Yobazın sağcısı solcusu olmaz, yobaz yobazdır. Gerçeği olduğu gibi değil sadece kendi algıladığı gibi gören ve anlayan herkes yobazdır ve her türlü yobazlık demokrasinin düşmanıdır. 

PPP bilmeden, BOT bilmeden, dünya uygulamalarına hakim olmadan, finansal modeli görmeden sadece bağnaz muhalefet anlayışı ile şehir hastanelerini ve ulaştırma alt yapı yatırımlarını eleştirmek yobazlıktır ve bu demokrasiye aykırıdır. 

Manş Tüneli hâlâ zarar ediyor, İngilizler ve Fransızlar hâlâ para ödüyorlar. Ulaştırma ve alt yapı yatırımları kâr etmek için yapılmaz, toplumsal ekonomik değer yaratmak için yaratılır. 

Şehir hastaneleri sayesinde koronavirüsten kurtulan insanların değeri kaç para sizce? 

Demokrasi uzlaşma rejimidir, gereksiz kavga rejimi değil.