Bağdadi, Kürtler ve petrol

Bağdadi, Kürtler ve petrol

28 Ekim 2019 Pazartesi  |   Serbest Kürsü

IŞİD lideri Ebu Bekr al Bağdadi’nin, yaklaşık 100 Amerikan komandosunun katıldığı bir operasyon sonucu öldürülmesi ve bunun hem bölgesel dengeler hem de Amerikan iç politikası açısından olası yankıları o denli çok boyutlu ki, bunları bir makale yapısı içinde incelemek yerine bir liste olarak sıralamak daha akılcı gibi görünüyor. 

Ama bunu yapmadan önce ABD Başkanı Trump’ın kahvaltı saati TV programlarında canlı olarak yayınlanan açıklamasının bazı ince ayrıntılarına değinmekte yarar var. 

Tam da kendinden beklenebilecek bir üslupla, yani bir ABD başkanı değil de mahalle kabadayısı edasıyla gazetecilere konuşan Trump, operasyonun gerçekleştirilmesine verdikleri destek/izinden dolayı Türkiye, Rusya, Irak ve Suriye hükümetleriyle Kürtlere teşekkür etti. 

Beyaz Saray’daki olağanüstü durum odasında operasyonu baştan sona izlediğini belirten Trump kendisinden beklenmeyecek derecede ayrıntılı bir anlatımla operasyonun nasıl yapıldığını anlattı. Bagdadi'nin baskında bir tünelden kaçmaya çabalarken yakalanacağını anladığı için üzerindeki bombayı patlatarak intihar ettiğini anlatan ABD Başkanı. IŞİD liderinin bir “korkak” gibi öldüğünü söyledi. Her zaman yalan haber yapmakla suçladığı gazetecilere bu kez son derece hoşgörülü davranan Trump hiçbir soruyu yanıtsız bırakmadı. 

Yankıları

Şimdi olayın olası etki ve yankılarına gelecek olursak: 

1) Trump’ın açıklamasında son derece ilginç ve bir o kadar da rahatsız edici bir unsur vardı. ABD Başkanı, Barış Pınarı operasyonu öncesinde verdiği emirle geri çekilen Amerikan kuvvetlerinin, Kürtlerin boşalttığı bölgelerdeki petrol alanlarını kontrol altına aldığını ve bu bölgeye Amerikan petrol şirketlerinin gireceğini (hatta isim verip Exxon’dan söz ederek) söyledi. Daha da önemlisi Trump bu bölgedeki petrol kaynaklarının işletilmesiyle elde edilecek fonlardan Kürtlere sistemli olarak gelir sağlanacağını bildirdi. 

2) Türkiye açısından daha da rahatsız edici bir başka nokta ise, Trump’ın yaptığı açıklamanın yorumlanma biçimiydi. Operasyonla ilgili olarak Türkiye’ye Kürtleri anmadan önce teşekkür ettiği için eleştirilen Trump’ın sözlerini yorumlayan medya ve strateji uzmanları, her ağızlarını açtıklarında “müttefikimiz Kürtler” söylemini ısrarla sürdürürken “Nato üyesi vefasız Türkiye” deyimini defalarca kullandılar. Öyle anlaşılıyor ki, Washington’da Kürtlerin Amerikan çıkarlarına hizmet eden tek stratejik unsur olduğu o denli güçlü bir biçimde ifade ediliyor ki, siyasi gelişmelerin izleyeceği rotaya göre, yakın gelecekte bu Ankara açısından çok baş ağrıtacak yeni açılımların habercisi olarak görülmeli. 

3) Bağdadi’nin öldürülmesiyle Trump önemli bir koz ele geçirmiş oldu. Suriye’den askeri birlik çekme kararını eleştirenlere karşı “İşte ispatı, ne derseniz deyin, ben ne yaptığımı biliyorum ve böylece sonuç alıyorum” diyebilme pozisyonuna gelmiş oldu. ABD Senatosundaki en güçlü Kürt destekçisi Senatör Lindsey Graham’ın basın toplantısında Trump’ın hemen yanı başında yer alması, Trump’ın Suriye politikasının kendi partisi Cumhuriyetçiler arasında genel kabul gördüğü şeklinde yorumlandı. 

4) Amerikan iç politikası açısından, Bağdadi’nin ortadan kaldırılması, Trump’ın gündem değiştirme  acısından artı hanesine yazılacak bir gelişme olarak yazılabilir. Ama daha önemlisi, bu olayla birlikte, Trump’ın görevden azledilmesi artık iyice zayıflayan bir olasılığa dönüştü, hem de Demokratik Parti’nin Temsilciler Meclisindeki çoğunluğunun son iki hafta içinde Trump’ın kalesine art arda attığı gollere karşın. Örneğin, Trump, özel işleri ve vergilendirmeyle ilgili bilgilerinin Kongre’ye teslim edilmesi konusunda yargıda verdiği mücadeleyi kaybetti. Ayrıca, Trump’ın bizzat kendi atadığı Ukrayna Büyükelçisi, ABD Başkanı’nın seçim kampanyasına Ukrayna’nın müdahale etmesini sağlamaya çalıştığını doğruladı. Ancak Cumhuriyetçiler azil sürecini ellerinden gelen her yolla baltalamaya çalışıyorlar. Bir yandan, Kongre’deki Cumhuriyetçi Parti üyeleri, azil kovuşturması yapan bir komitenin toplantısını basarken Trump’ın Adalet Bakanı Willam Barr, Trump hakkında iki yıl soruşturma yapan özel savcı Robert Müeller’in çalışmaları hakkında cezai kovuşturma açtırdı. 

Sonuç olarak, siyasi açıdan çok yoğun geçen bir pazar gününün ardından yapılacak özet şu: 

a) Trump, Suriye/Orta Doğu politikasını nasıl yönlendireceği konusunda önemli bir hareket serbestisi kazandı, bunun ardından Rusya ile birlikte bölgenin geleceği için nasıl pazarlık edeceğini dikkatle izlemek gerekiyor. 

b) Trump’ın azledilmesi giderek zorlaşırken 2020 seçimlerini kazanma şansında hiçbir gerileme emaresi yok. Bir ya da iki iç ya da dış politika zaferi, Trump’a Beyaz Saray’da bir dört yıl daha kazandırabilir. 

Cengiz İzmirli (mahlas)