Aynalar neyi söyler?

Aynalar neyi söyler?

22 Ağustos 2019 Perşembe  |   Köşe Yazıları

"Ayna ayna söyle bana…" 

Pamuk Prenses masalından önce de vardı ayna. 

Aynalar ne kadar güzel olunduğunu görmek için değil, nasılsanız onu göresiniz diye var. 

Vazgeçin süslenip püslenip kuaför aynalarına bakmaktan. 

Evinizdeki aynaya bakın sabah uyandığınız halinizle, kimi görüyorsanız siz osunuz. 

Nicedir aynaya kendimizi görmek için değil de kendimizi daha da beğenmek için bakar olduk. 

Bireycik bireycik ayna ile narsist ilişki kurmak bir yana da topluluk, örgütler, hatta halk olarak, millet devlet olarak narsist bir ilişki peşindeyiz aynalarla. 

Osman Şahin’in, Anadolu insanlığının yüzlerce yıllık geleneklerinden süzdüğü "Mor Cepken" ile dillendirdiği kadın hakkını, hiçbir yasa anayasa sağlayamazken, biz mor çatı, mor iğne gibi Batı'dan apartılmış makyaj malzemelerini döşenip bedenimize ve aklımıza bakıyoruz olanca narsistiğimiz ile aynaya. 

Aynalar oysa,  kendi gerçeğimizle yüz yüze gelmek için vardır. 

Orhan  Kemal’in, büyük şehirlerdeki küçük insanları anlattığı hikaye ve romanları bizim gerçeğimiz değil de, Çetin Altan’ın bireysel fantezisi olarak birkaç kez yazdığı "tenis oynayan Ağrılı", "Çemişkezekli kadınlar" fantazyası ile bakıp aşağıladığımız için, Yunus Emre’nin, "Köy Enstitüleri"nin , Aşık Veysel’in köylülerini, yaratılan boşluktan yol bulup da yolu aça aça genişlete genişlete yürüdü gericilik, taassup Anadolu bozkırında, Toros Dağları'nda ve evet benim memleketim olan Kıbrıs'da, KKTC de. 

Kendimizi, nasılsak o halimizi görmek için baksak aynaya. Göreceğimiz korkutuyor kendini elit sanan ve sayanları. 

Biri çıkıp "Felsefe Batı'nın işidir, Anadolu'da felsefe yoktu, yoktur" derken, her biri bir çarıklı erkânı harp olan, her biri Yunus'u biçare olmak filozofisinden gelen mor cepkenliler ve onların erkek kardeşleri, itilip kakılmanın, hor görülmenin yalnızlığında boğuluyor ve padişahın çağrısına kulak veriyor. 

Oysa dünyanın hangi dilinde ‘"kadın insandır ve biz de onların oğulları" diyen bir Neşet Ertaş daha vardır. 

Avrupa ülkelerinin çoğunda kadınların seçme hakkı bile yoktu, genç Türkiye Cumhuriyetinde kadınlar seçilme hakkına, olanağına  sahip olduğunda. 

Aynaya bak sen de Kıbrıs Türkü, gör kendini ve utan en zor yıllarda yoksulluğu paylaşan dostlukla dayanışan kendinden. 

Zenginliği paylaşamayan bugünlere nasıl geldin diye. 

Dövün dur, belki düşünmeye de başlarsın.