'Ateşkes' var mı yok mu?

'Ateşkes' var mı yok mu?

6 Mart 2020 Cuma  |   Günlük

Rusya uzmanı, Medya Günlüğü yazarı Aydın Sezer, Erdoğan-Putin ve Türk-Rus heyetleri arasında Moskova'da gerçekleşen görüşmeler sonrası açıklanan mutabakat metnini halktv.com.tr'ye değerlendirdi. 

Metne dikkatli bakıldığında tam bir ateşkesten söz edilemeyeceğini vurgulayan Sezer, metnin Türkiye'nin beklentilerini tam olarak karşılamadığını ve Rusya'nın istek ve arzularını kağıda döken bir metin olduğunu ifade etti ve şunları söyledi:

"Bu Türkiye'nin beklentilerini tam olarak karşılayan bir metin değil. Bu metin daha çok Rusya'nın istek ve arzularını kağıt üzerine döken bir metin. Her ne kadar 1'inci maddede 'askeri faaliyetlerin durdurulması' ifadeleri kullanılsa da burada tam olarak bir ateşkesten bahsedilmiyor dikkatli bakılınca. Burada dikkat edilmesi gereken husus, askeri faaliyetlere vurgu var. Bu teröristlerle çatışmasızlığı da kapsıyor mu kapsamıyor mu belli değil. Taraflar arasında ateşkes sağlandı demiyor. Birinci maddede "İdlib temas hattındaki askeri faaliyetler durdurulmuştur" deniliyor. Kimler arasında bu askeri faaliyetler? Ben buradan Türk, Rus ve Suriye askerleri arasında olduğunu anlıyorum."

Önemli olanın temasların devam etmesi olduğunu da belirten Sezer, "Sahadaki tüm gerginliğe rağmen iki ülke liderinin bir araya gelerek ilişkileri koparmadan, kısa ve öz de olsa bir metin üzerinde uzlaşmaları açısından son derece olumlu bir görüşme. Bu görüşme bize taraflar arasındaki diyaloğun hem sahada hem masada önümüzdeki günlerde de devam edeceğini gösteriyor" diyerek görüşmenin olumlu yönüne değindi.

Sezer, Erdoğan'ın "İdlib'de yeni bir statünün oluşturulması kaçınılmaz hâle gelmiştir" sözlerini ise 'tek taraflı irade beyanı' olarak niteledi. Sezer konuyla ilgili "Basın toplantısında söylenenlerle yazılı metin arasında birebir uyum olması gerekmiyor. Erdoğan'ın bunu Putin'in yanında, Putin'in de duyacağı şekilde dile getirdiğini anlayabiliriz. Ancak bu söylediğiyle yazılı metin arasında, metne doğrudan yansıyan bir husus yok. Tek taraflı bir irade beyanı bu" dedi. 

Anlaşmanın maddelerini değerlendirirken Türkiye açısından 'hayal kırıklığı' denilemeyeceğini ama istediklerini de alamadığını belirten Sezer, "Türkiye açısından 'hayal kırıklığı' ifadesini kullanmıyorum, benim için önemli olan temasın devam ediyor olmasıydı. Geleceğe yönelik temasların da devam edeceğine dair sinyal var. Önemli olan buydu benim için. Türkiye istediğini aldı mı? Hayır. Çünkü ne güvenli bölge var derinliği 5 ya da 30 kilometre olan ne de savaşan unsurlar arasında bir ateşkes var" diye konuştu. 

Ortak devriyeyle ilgili olarak Fırat'ın doğusundaki gibi sonuçlanmasından duyduğu endişeyi de aktaran Sezer, "Ortak devriye var. Fırat'ın doğusunda Ruslarla yaptığımız gibi ortak bir devriyeden söz ediliyor. Bunun sonu da aynı olabilir. Bu faaliyetin başarısıyla ilgili de soru işaretleri var. Bir de M4 karayolunun kuzeyinde ve güneyinde 6'şar kilometrelik bir güvenlik koridoru var. Yani M5'i yukarı doğru çıkan yol olarak düşünürsek orası tamamen Suriye'nin kontrolünde zaten. Bu yatay yolda ise 6 kilometre kuzey ve güney derinliğinde güvenlik koridorundan bahsediliyor" dedi. 

Sezer, teröristlerle mücadele konusuna da değinildiğini hatırlatarak, "Anlaşmanın giriş bölümünde Suriye'nin bağımsızlığına, birliğine ve toprak bütünlüğüne atıf var. Bir de ayrıca 4'üncü paragrafta BM Güvenlik Konseyi'nin terörist saydığı herkesle mücadeleye devam edileceği söyleniyor" değerlendirmesinde bulundu.

(halktv.com.tr)